Salı Eylül 19, 2017

Ankara direnişinin öyküsü

kaypakkaya-partizan
Haziran Direnişi sürecinde Ankara da Türkiye gibi ayaktaydı, direndi. Eğitmenliğini Mehmet Özer'in üstlendiği Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğrafçılar Atölyesi 'Haziran Direnişi' kitabı ile Ankara’da yaşananları ölümsüzleştirdi

 

Gezi Direnişi en çok fotoğraflarla akıllarda kaldı. Ülkenin dört bir yanında ölümsüzleşen birçok fotoğraf çekildi. Marjinal beşli, siyahlı kadın, sapanlı teyze, kırmızılı kadın ve yüzlercesi. Direnişin asi çocuğu olan Ankara'da da polisin sert müdahalesi kayıtlara geçti. Ankara'da gece gündüz süren mücadelede yerini alan ve eğitmenliğini Mehmet Özer'in yaptığı Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğrafçılar Atölyesi'nin fotoğrafları, Haziran Direnişi kitabında derlendi. Mehmet Özer ile sbir yandan Haziran Direnişi'ni, bir yandan da kitabını konuştuk.

Siz fotoğrafı sokakta öğrendiniz, Haziran Direnişi'nde de alanlardaydınız. 'Haziran Direnişi' adını taşıyan fotoğraf kitabınızdan biraz bahseder misiniz?

Bu kitapta yer alan fotoğrafları Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğrafçılar Atölyesi'nden Ahmet Yeşil, Ali Yıldız, Aygün Doğan, Beril Türkoğlu, Çınar Livane Özer, Erol Aslan, Gökhan Eren Kamer, Kadir Celep, Şerife Yavuz, Türkan Namlucu, Ünal Çam ile birlikte çektik. Aykut Tölegen ve Oktay Etiman ise bizimle fotoğraflarını paylaştılar. Haziran Direnişi sürecinde atölyemizde direnişin bir atölyesi oldu. Bilgi ve belgelerimizi biriktirdik. Atölyenin eğitmenliğini yapan ben ve atölyede yer alan arkadaşların yoğun çalışmaları sonucunda bu çalışma ortaya çıktı.

Bizlere biraz Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğrafçılar Atölyesi'nden bahseder misiniz?

Çalışma tarzımız kolektif çalışmalar. Projeler, sergiler, gösteriler, etkinlikler kolektif aklın ve emeğin ürünü olarak oluşuyor. Projeler mutlaka bir sorun üzerinden oluşturuluyor. Atölye projelerini sorunun kurumsal kimlikleri ile ortak olarak yürütüyoruz. Atölye çalışmalarından hiçbir üye olanak ya da ayrıcalık sağlayamıyor. Dışarıdan ya da kurslardan atölye katılabilme sadece atölye üyelerinin onayı ile gerçekleşiyor. Atölye çalışanlarının tümü açısından eşitlik ilişkisi atölyenin olmazsa olmaz değerini oluşturuyor. Paylaşmak esas değeri oluşturuyor. Atölye içindeki sorunları kolektif tartışma ile çözüyoruz. Atölyedeki en büyük ceza ise sevgisizlik. Artık sevenler sevilmez olurlar. Atölye çalışanları örgütlü olma bilinciyle örgütü AFSAD’ı her koşulda gözetirler. Kuruluş amaçlarına uygun davranırlar. Atölye çalışanları atölye çalışmasının derneğimizin sokağa açılan penceresi olduğu bilinciyle hareket ederler. Bencillik, bireycilik ve kibir, çalışma tarzımızın beraberliğimizin inkârıdır.

Haziran Direnişi kitabına geri dönersek, bu kitap için 'Ankara direnişinin öyküsüdür' diyorsunuz. Bize biraz bu öyküyü anlatır mısınız?

Haziran direnişinde devletin zehirli gazlarına, tankların arkasında, kaskların içinde iki büklüm gelen polislerine; çıplak ellerimizle, gövdemizle, birleşen yumruklarımızla direndik. Gözümün çıkarılması, kollarımızın, ayaklarımızın kırılmasına rağmen karanlığa karşı dans ederek, piyano çalarak, kitap okuyarak, şarkılar söyleyerek, tiyatro gösterisi yaparak, resim, karikatür çizerek, belgesel filmler ve gösterilerle, fotoğraf çekerek direndik. Belgesel fotoğrafçılar, gazeteciler, foto muhabirler ve direnişçiler çektikleri fotoğraflarla devletin şiddetini görünür kıldılar. İtiraz etmenin meşruluğu, paylaşmanın, komünal yaşamın güzelliğini yaşadık, tanık olduk ve fotoğrafladık. Fotoğraflarımız artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anlatacaklar. İstanbul Taksim Gezi Parkı'nda başlayan direniş çok kısa sürede ülke geneline yayılarak toplumsal bir karşı koyuşa dönüşmüştür. Ankara’da bu mücadelenin önemli mevzilerinden biridir. Mahallelerden başlayarak, sokaklara oradan da caddelere, meydanlara Ankara halkı dayanışmanın ve direnmenin en güzel örneklerini sundu. Evlerden parklara halk yeni bir özgürleşme sürecini yaşadı deneyledi. Artık yeni sözcükler yeni ağızlar tarafından söyleniyor. Bu çalışma Ankara direnişinin öyküsüdür ve büyük öykünün bir parçasıdır.

Atölyenize geri döndüğümüzde, nelerin fotoğrafını çekiyorsunuz?

Ellerimizde zamana ve ışığa hükmeden kalbimizle, kalabalık caddelerin, ırmak gibi akıp giden yürüyüş kortejlerinin, vitrinlerden yansıyan yoksulluğumuzun fotoğrafını çekiyoruz. Kuşun bile yuva yaptığı dünyada evsizlerin, yurtsuzların büyük yoksulluklarının fotoğrafını çekiyoruz. Aklımızın süzgecinden geçen, kalbimizin de onayladığı ayrılıkların, acıların, kederlerin fotoğrafını çekiyoruz. İşgalcilerin kül ve enkaza çevirdiği kentlerin ve külün içindeki közün fotoğrafını çekiyoruz. Serin dağ başlarında konuklarını bekleyen rüzgârın, kayalarda ağlayan suların, bize birlikte yaşamayı -öğreten ağaçların fotoğrafını çekiyoruz. Anne acılarının, çocuk sevinçlerinin ve açlıktan küçülen bedenlerin fotoğraflarını çekiyoruz. Dışlanmışların, ötekilerin fotoğrafını çekiyoruz. Hayatın ve aşkın, vefanın ve vicdanın fotoğrafını çekiyoruz.

Foto severler olarak mı fotoğraf çekiyor sunuz? Yoksa politik duruşunuz fotoğraf çekmeyi bir nevi zorunlu kılıyor diyebilir miyiz?

Bence de neden fotoğraf çektiğimiz konusu önemli. Atölyemize baktığınızda bizler foto severler olarak fotoğraf çekmiyoruz. Politik insanlarız. 12 Eylül'ü yaşamış bir yurttaş olarak politik duruşumun fotoğraf çekmeyi neredeyse zorunlu kıldığını söyleyebilirim. 12 Eylül ile birlikte nasıl itiraz etmeliyim dediğimde, hayatımda varolan fotoğrafı siyaseten çağırdım. Sisteme karşı durmanın ve hayatın gerçeklerini göstermenin bir aracı olarak fotoğraf çekmeye daha fazla eğildim. Alaylı olarak başladığım fotoğrafçılığı şuanda profesyonelce yapıyorum. Siyasi duruşumun gereği olarak, toplumsal olaylarda yer alıyorum, tarihe ışık ışık turmak için vizörden gördüklerimi kayda geçiyorum.

Kitapta yer alan fotoğraflar nerelerde sergilendi?

Kitabımızda yer alan fotoğraflar Ankara Ayakta-Diren Ankara Haziran Direnişi Fotoğraf Sergimiz 10 – 22 EYLÜL tarihinde Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde sergilendi. Devrimci 78'liler Federasyonu'nun düzenlediği Eylül Müzesi kapsamında açılan sergide savunma hakkı için Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatlara ve direnme hakkı için Gezi direnişçilerine armağan ederek açtık. Şu anda da fotoğraflarımız ülke genelinde nereden istense oraya gönderiyoruz.

Okuyucularımız kitaba nereden ulaşabilirler?

Kitabımız kitapçılarda satılmıyor. Biz bu işi gelir elde etmek için yapmadık. Kitabımıza Devrimci 78'lilerden ulaşabilirler.

***

Mehmet Özer kimdir?

1961 yılında Yusufeli-Artvin'de doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi mezunu. Sendikalarda eğitim uzmanlığı ve basın danışmanlığı yaptı. 1988 yılında fotoğrafçılığa yöneldi ve fotoğrafı sokakta öğrendi. Yurt içinde, sergi salonlarında, sokaklarda, üniversitelerde, varoşlarda, cezaevlerinde, fabrikalarda sergiler açtı. Sergileri yurt dışına taşındı. Hayatın şarkılarını söylüyor ve  şiirlerini okuyor.

BURCU CANSU/ANKARA

2030

  

Son Haberler