Çarşamba Mart 29, 2017

Başkanlığa Hayır, Gençlik Diktatörlüğe Teslim Olmayacak!

kaypakkaya-partizan
YDG tarafından yapılan açıklama da: “Devlet yönetme düzenindeki bu değişime bakıldığında 1980 askeri darbenin ardından hakim sınıfın ihtiyacına göre düzenlenen 82 AFC anayasası ile bir paralelliği bulunmaktadır. Şuan kitlelere dayatılan ise kötünün kötüsü ile kötünün daha kötüsü arasında bir seçimdir. Yeni Demokrat Gençlik olarak tavrımız, ezilenlere dayatılan bu iki anayasanın da reddini ve bunlara itirazı içerisinde barındıran “Hayır”dır.” deniliyor. Yeni Demokrat Gençlik tarafından yapılan açıklamanın tam metni şu şekilde:

 

15 Temmuz askeri darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’lerin üçüncü dönemine girmiş bulunmaktayız. İşçi ve emekçilere, kadınlara, LGBTİ’lere, gençliğe, Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere ezilen ulus ve mezheplere yönelik saldırılarını arttıran egemenler, nisan ayı içerisinde Başkanlık referandumunu gerçekleştirmeye hazırlanıyor.

Türkiye ve Ortadoğu sahasında yaşanan gelişmeler ile birlikte devlet içi yaşanan klik dalaşının bugün ki geldiği aşama, devletin yeni bir organizyonla yoluna devam etmesini zorunlu kılmaktadır. 

Üzerinden geçtiğimiz son bir yıllık süreç içerisinde içeride ve dışarıda yaşananlar; başta Kürt ulusal sorunu merkezli gelişmeler, Türk hakim sınıflarının büyük bir korkuya kapılmalarına neden oldu. Dışarıda Yeni Osmanlıcılık politikasıyla inşa edilen sürecin Suriye’deki gelişmeler karşısında kaybettiği görülmektedir. Türk devleti açısından, Suriye’de Kürt halkının kazanımlarını yok etmeye gerileyen adımların da Rojava’daki devrimci ve yurtsever güçlerin başarıları karşısında bir etki gücü kalmadı.

Türk devleti, dış politika da yaşanan gelişmelere paralel Türkiye iç siyasetinde saldırı ve şiddetinin dozajını artırdı. Özgürlük, demokrasi ve adalet için sokaklara dökülen milyonların, eşitlik ve hak talepleri yaratılan büyük bir şiddet ortamı ile bastırılmak istendi. Eşit ve özgür bir toplum yaratmak isteyen yüzlerce insan katledildi, binlerce insan hapishanelere kilitlenerek siyasal arenada etkisizleştirilmeye çalışıldı.

Kötünün kötüsüne de kötünün daha kötüsüne de HAYIR!

Özgürlüğü elinden alınan toplumun her kesiminden; cinsiyet, inanç ve ulustan insanlar, hiçte hafife alınamayacak bir öfke biriktirdi. İçeride toplumsal dinamiklerin biriktirdiği bu öfkenin boyutu dışarıda yaşanan gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde, zulüm imparatorluğunun devamı için egemenlerin yeni bir devlet dizaynına gitmesini zorunlu kıldı. Bu dizayn, başkanlık sistemi adıyla karşımıza çıkmaktadır. Başkanlık sistemi ile yapılmak istenen değişim küçük bir yamadan öte devlet erkinin yönetim kademelerinin baştan sona yeniden yapılandırılmasını içermektedir. Bu değişim ile hedeflenen devletin savaş konseptine göre yeniden örgütlenmesi; Yasama, Yürütme ve Yargı erkinin kısa süre içerisinde hızlıca harekete geçirebilecek, tek merkezden yönetimi güçlendiren bir devlet düzenidir.

Başkanlık ya da diğer bir adıyla Partili Cumhurbaşkanlığı ile yasallaştırılmak istenen güçlerin tek bir elde toplanmasıdır. Başkanlık sistemi ile ilk olarak yürütme yetkisinin Cumhurbaşkanına devredilmesi istenmektedir.

Diğer bir yandan yargı organı da Cumhurbaşkanının himayesine sunulacaktır. Yeni adıyla Hakim ve Savcılar Kurulunun üyelerinin yarısı doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanacak, Milletvekili sayısı 600’e çıkarılırken meclis iyice işlevsizleştirilecektir. KHK çıkarma yetkisiyle birlikte Cumhurbaşkanı tek başına meclisin yaptığı işleri yapabilecek, böylelikle güçler ayrılığı ve bunların denge ve denetimi kağıt üzerinde dahi kalmayacak.

Devlet yönetme düzenindeki bu değişime bakıldığında 1980 askeri darbenin ardından hakim sınıfın ihtiyacına göre düzenlenen 82 AFC anayasası ile bir paralelliği bulunmaktadır. Şuan kitlelere dayatılan ise kötünün kötüsü ile kötünün daha kötüsü arasında bir seçimdir. Yeni Demokrat Gençlik olarak tavrımız, ezilenlere dayatılan bu iki anayasanın da reddini ve bunlara itirazı içerisinde barındıran “Hayır”dır.

Gelinen aşamada Tayyip Erdoğan/AKP hükümeti için durmanın, saldırı da ivme kaybının bir son olacağı bilinmektedir. Böylesi bir durumda egemen olanın dışarıdan bir müdahale ile durdurulması hayati önem taşır. Özellikle hayır cephesinde bir araya gelen kitlelerin gücünü toplumsal karşı koyuş ile sistemin yeniden yapılanma sürecini tıkayacak bir örgütlenme içerisinde seferber etme oldukça önemli bir yerde durmaktadır. Böylesi bir çalışma ile hayır kampanyasının örgütlenmesi dahası bu çalışmanın başarıya ulaşması devrim cephesindeki, kitlelerdeki umudu yükseltecek, hareketlenmeyi artıracaktır. Öte tarafta ise bilindiği üzere halka yönelik büyük bir saldırının arifesinde olan Türk devletinin son hazırlıkları engellenecektir.

Gençliğin etkili, güçlü ve birleşik Hayır çalışmasını örgütleyelim

Türk devleti açısından bugünün ihtiyaçları dahilinde yeniden yapılanma sürecine konulacak son taş olan başkanlık sistemi, daha somut haliyle tartışılmaya başlanana kadar gelen süreçte halkın umudunu kırmaya yönelik büyük saldırılar gerçekleştirildi. Bu süre zarfında gençliğe yönelik de akademik ve siyasal baskı artırıldı. Aynı dönemde yüzlerce öğrenci tutuklanırken, yüzlercesi de üniversite içerisinde yürüttüğü demokratik faaliyetlerden kaynaklı okullardan uzaklaştırıldı. Bilinmelidir ki, getirilmesi planlanan başkanlık sistemi ile tek tek bütün devlet kurumlarında olduğu gibi üniversitelerde de merkezi bağımlılık artırılacaktır. Bu bağımlılık, bir yandan akademik özgürlüğün iyice eriyip kaybolacağına işaret olurken diğer bir yandan kolluk gücünün üniversite yönetiminde doğrudan söz sahibi olacağı anlamını taşımaktadır. Bu açıdan başkanlık sistemine karşı koymak gençliğe yönelik akademik ve siyasal saldırılara karşı koyma içeriğine de sahiptir.

Nisan ayında gerçekleştirilmesi planlanan referanduma giderken önümüzde iki görev bulunmaktadır. Bunlardan ilki referandum çalışmaları ile birlikte kendi gücümüzü çevremizle birlikte daha örgütlü hale getirmek diğeri ise gençliğin ortak mücadelesini büyütmektir. Bu iki görevi kaynaşık bir biçimde geliştirebildiğimiz oranda referandum çalışmalarından da kazanımla çıkmış olacağız.

Bu anlamda referanduma kadar geçecek olan süre içerisinde, “Hayır” diyenlerin yan yana gelişlerini arttırmak ve buradan gençliğin birleşik hayır cephesini güçlendirmek görevlerimizden birisidir. Devlet saldırganlığını aşmak için birleşik mücadelenin gücünün daha fazla değerlendirilebileceği görülmektedir. Bugün için parantezine hayır çalışmalarını da almış olan devrim cephesindeki ortak bir mücadele ile sömürü ve zalimliklerine beka isteyenlere etkili bir karşı koyuş örgütlenecektir. Bu anlamıyla “Hayır”ımız, zulüm imparatorluğunun devamınadır. Hayırımız, kötü ve eski olana, baskı ve şiddetedir. Hayırımız, savaş konseptine göre devlet düzeninedir. Hayırımız, Kürt ulusuna yönelik saldırılaradır. Hayırımız, yaklaşan felaketi durdurmak, yeniye adım atmak içindir!

Hayır, karşı koymaktır. Faşizme karşı koy hayır de!

Hayır, kabul etmemektir. Dayatılanı kabul etme hayır de!

Hayır, itirazdır. Baskı ve zulme itiraz et hayır de!

Yeni Demokrat Gençlik 

182

  

Son Haberler