Cuma Nisan 28, 2017

HPG 7. Konferansını gerçekleştirdi

kaypakkaya-partizan
Hüseyin, Mehmet, Kerim, Rojin, Numan, Rubar, Celal, Xebat, Simko, Çiçek, Alişer ve Rüstem yoldaşlar öncülüğünde destansı direniş sergileyerek şahadete ulaşan yüzlerce yoldaşımızın anısına gerçekleşen 7’nci HPG Konferansı şehitler çizgisinin yegane özgürlük ve zafer çizgisi olduğunu tespit ederek

 

Kürdistan Halk Savunma Güçleri-HPG 7. Olağan Konferansı’nı gerçekleştirdi. “Yeniden yapılanma ve başarı” şiarıyla yapılan konferansta HPG’nin yeni süreci karşılayacak karar planlama ve düzenlemelere gittiği belirtildi. Siyasal süreci de değerlendiren HPG güçleri AKP Hükümeti’nin çözüm fırsatını heba ettiğine dikkat çekerek, “AKP demagoji ve oyalama politikasıyla sonucu kestirilemeyen yeni bir sürece de kapı aralamaktadır” uyarısında bulundu.

Kürdistan Halk Savunma Güçleri-HPG 7. Konferansı’nı Medya Savunma Alanları’nda gerçekleştirdi. Konferansın sonuç bildirgesi yayınlandı.

Bildirgeye göre, konferans 10-18 Ekim tarihleri arasında tüm gerilla sahalarından 194 delegenin katılımıyla gerçekleşti.

HPG Komuta Konseyi imzasıyla yayınlanan sonuç bildirgesinde, “Yeniden yapılanma ve başarı konferansı” şiarıyla yapılan 7. Konferansın dünya, bölge ve Kürdistan’daki siyasi ve askeri gelişmeleri, son 2 yıllık HPG pratiğini ve HPG’yi yeniden yapılandırma projesini ele alarak değerlendirdiği kaydedildi.

ORTADOĞU’DA YAŞANAN KAOS YAŞANAN KRİZİN YANSIMASI

Konferansın, derin bir kriz halini yaşayan kapitalist modernitenin uluslararası hegemon güçlerinin Ortadoğu’ya yönelik artan müdahil olma durumunu bu krizi aşma çabasının bir boyutu olarak değerlendirdiğine vurgu yapılan bildirgede,  Ortadoğu’da yaşanan kaos ve savaş halinin bu krizin yansımaları olduğu belirtildi.

“Birinci Dünya Savaşı ardından milliyetçilik ve ulus-devlet anlayışı temelinde şekillendirilen sistem ve bununla bağlantılı olarak hakim kılınan, halk gerçeğinden kopuk monarşik diktatör rejimler artık can çekişmektedir. Yüz yıl boyunca bölge halklarını birbirine düşüren, zulüm, yoksulluk, katliam ve köleliği yaşatan bu rejim ve sistemlere karşı bölge halkları patlama noktasına gelmiş ve başkaldırmıştır. 2011’den bu yana bölgede yaşanan ayaklanma ve halk isyanları, bölge halklarının özgürlük ve demokrasi özlemlerinin ne kadar güçlü olduğunu, kendisi için su ve hava kadar vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Büyük fedakarlıklar sergileyen ve bedel ödeyen bölge halkları ve toplumları güçlü bir ideolojik, politik, örgütsel öncülükten yoksun olduğu için hak ettiği sonuçları henüz elde edemediği gibi mücadelede boşlukların oluşmasına neden olmuştur. Bu boşlukları değerlendiren bölgesel ve uluslararası hegemon güçler devrimsel gelişmeleri kendi çıkarları temelinde etkileme ve yönlendirmeye çalışmaktadır” denildi.

SURİYE’DEKİ SAVAŞ GÜÇLER ARASINDA HESAPLAŞMA ZEMİNİNE DÖNÜŞTÜ

Bugün Suriye’de yaşanan gelişmelerin bu durumun en somut göstergesi olduğu tespitinin yapıldığı bildirgede devamla şunlar belirtildi:

“Suriye’de yaşananların sadece rejim ve muhalefet arasında yaşanan bir savaş olmadığı, bölgesel ve uluslararası boyut kazandığı, bu güçler arasında hesaplaşma zeminine dönüştürüldüğü ve bu güçler adına vekâleten yürütülen bir savaş olduğu gözler önündedir. Bugün eğer rejim ve muhalefet ile destekleyenleri siyasi ve askeri anlamda tıkanma ve başarısızlık durumu yaşıyor, tüm ülkede büyük yıkım ve trajedilere neden oluyorsa, bu, her iki tarafın da Suriye halkının demokrasi ve özgürlük özlem ve taleplerine cevap olamaması ve Suriye halkının desteğini alamamalarıyla yakından bağlantılıdır.”

ROJAVA DİĞER PARÇALARDAKİ ÇÖZÜM İÇİN DE YOL GÖSTERİCİDİR

HPG Konferansı Rojava halkının ise, hiçbir tarafın gölgesi veya yedeğinde olmadan üçüncü bir çizgi ve güç olarak kendini örgütlediğini ve bu örgütlenme ile 19 Temmuz devrimini gerçekleştirdiğini bir kez daha hatırlattı.

Bildirgede Rojava devriminin Kürdistan’ın diğer parçalarındaki Kürt sorununun demokratik çözümü için de yol gösterici nitelikte olduğuna vurgu yapılarak şöyle denildi:

“Rojava devrimi somutunda ortaya çıkan ve bölge halklarının ortak tarih, ortak kültür, ortak yaşam perspektifiyle demokratik, çoğulcu bir Suriye’yi amaçlayan üçüncü çizginin doğru ve başarı şansı olan bir çizgi olduğunu kanıtlamıştır. Suriye demokratik devriminin nasıl olması gerektiğine ışık tutan Rojava devrimi aynı zamanda Kürdistan’ın diğer parçalarındaki Kürt sorununun demokratik çözümü için de yol gösterici olmuştur.

Rojava’daki halkımızın güç kazanmasına ve özgürleşmesine tahammül edemeyen sömürgeci güçler ve işbirlikçileri devrimi boğmak, halkımızı güçten düşürmeyi kendileri için temel amaç edinmişlerdir. Bu kapsamda ekonomik ambargo, dezenformasyon ve karalama kampanyaları, siyasi-diplomatik alandaki saldırılarıyla yetinmeyerek uluslararası terörist çete gruplarını halkımıza saldırtmışlardır. Rojava’daki halkımıza yönelik özellikle son üç aydır geliştirilen terörist saldırıların yoğunluğu salt çetelerin gücüyle değil, arkalarında bulunan uluslararası ve bölge güçlerinin varlığıyla bağlantılıdır. Rojava devrimine karşı yurtseverce ve Kürdistani olmayan karşıt tutumlarıyla bazı Kürdistanlı güçler de bu boğma konseptinin parçası haline gelmişlerdir. Ancak halkımız bu saldırılara karşı büyük özveri ve fedakarlıkla tarihi bir direniş göstermiş ve saldırıları sonuçsuz bırakarak Suriye devriminin öncü güçlerinden biri olduğunu kanıtlamıştır.”

Sonuç bildirgesinde, AKP’nin de Ortadoğu’ya müdahale ve bölgenin yeniden dizayn edilmesi çabalarını görerek, Kürt halkının bundan yararlanmaması ve statü sahibi olmaması için ilk iş olarak Kürt özgürlük hareketini tasfiyeyi önüne koyduğunun altı çizildi.

“2011 Haziran seçimleri ardından Tamil benzeri bir soykırım konsepti temelinde çok boyutlu bir saldırı hamlesine giren AKP hükümeti, bu amaçla uluslararası ve bölgesel güçlerden destek almaya çalışmış, en modern savaş teknolojilerini devreye sokmuş, özel ordu, özel harekat ve paralı askerleri öne sürmüş, bu temelde iki yıl boyunca gerilla güçlerimizi tasfiye etmeyi amaçlamıştır” denilen bildirgede, bununla birlikte on bini aşkın Kürt siyasetçi ve seçilmişin tutuklanarak halkın iradesinin de kırılmak istendiğine dikkat çekildi.

Yoğun bir dezenformasyon ve psikolojik savaşla desteklenen bu imha konseptinin Kürt Halk Önderi Öcalan, Kürt halkı, gerilla güçleri ve zindanlardaki siyasi tutsakların direnişi ile başarısız kılındığı vurgulanarak, bu direnişin sonucunda demokratik çözüm sürecine gelindiğine işaret edildi.

AKP SONUCU KESTİRİLEMEYEN BİR SÜRECE KAPI ARALIYOR

HPG Komuta Konseyi imzasıyla yayınlanan bildirgede süreçle ilgili şu tespitlerde bulunuldu:

“Bu süreci ve direniş hamlesini derinliğine ele alarak değerlendiren Önder Apo, 2013 tarihi Newroz çağrısıyla Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun siyasi demokratik çözümünün önünü açmıştır. Hareket ve HPG olarak Önderliğimizin başlattığı demokratik kurtuluş sürecine bağlı kalınarak üzerimize düşenler yapılmaya çalışmıştır. Uluslararası ve bölgesel konjonktür büyük bir savaşı geliştirmek için elverişli bir zemin sunmasına rağmen savaş durdurulup tek taraflı ateşkes ilan edilmiş, elimizde bulunan esirler bırakılmış ve gerilla güçlerimiz Türkiye sınırlarının dışına çekilmeye başlamıştır.

Önderlik ve hareket olarak büyük bir özveriyle böylesi tarihi adımlar atılmasına rağmen Türk devleti ve AKP hükümeti güven verici tek bir adım atmamıştır. Ateşkes durumuna riayet edilmiş olsa da kültürel soykırım, asimilasyon ve inkar zihniyetinin aşıldığına dair herhangi bir yaklaşım ve girişim sergilenmemiştir. Çözüm sürecinin birinci aşamasına tekabül eden bütün yükümlülüklerimizi yerine getirmişken ikinci aşamada temel sorumluluğun sahibi olan devlet ve hükümet siyasi tutukluların bırakılması, Önderliğimizin içinde bulunduğu koşulların değiştirilmesi, Kürt inkar ve imhasını aşacak yasal ve anayasal düzenlemelerin yapılması gibi adımları atmamıştır. Bunları bırakalım, Kürdistan’da yüzlerce yeni karakol inşasına başlanmış, güvenlik amaçlı baraj ve yol yapımlarına ve koruculaştırmaya hız verilmiş, gerillanın boşalttığı alanların askeri mevzilendirmesi güçlendirilmiş, Kürdistan’a dönük askeri sevkiyat ve yığınak devam ettirilmiş, Medya Savunma Alanları da dahil olmak üzere tüm gerilla alanlarımız insansız hava araçlarıyla sürekli keşfedilmiştir. Rojava ve Kuzey Kürdistan arasında yapmaya başladığı yeni Berlin duvarının da açıkça gösterdiği üzere Rojava’da gerçekleşen devrime karşıtlık politikasını esas almış, halkımıza saldıran çeteci gruplara aktif destek sunmuştur. Bütün bunlar özünde inkar ve imha siyasetinden vazgeçilmediğini göstermiştir. Klasik sömürgeci zihniyetten kaynağını alan bu uygulamaların yürütücüsü AKP hükümeti, Önderliğimizin sunduğu bu tarihi fırsatı heba ettiği gibi demagoji ve oyalama politikasıyla sonucu kestirilemeyen yeni bir sürece de kapı aralamaktadır.”

İKİ YILLIK PRATİK DEĞERLENDİRİLDİ

HPG 7. Konferansı Halk Savunma Güçleri’nin 2 yıllık pratiğini de masaya yatırdı.

Geçen 2 yılın “Halkımıza ve hareketimize yönelik tasfiye konseptinin dayatıldığı geçen iki yıl, HPG açısından yoğun bir mücadele ve kapsamlı bir direniş süreci olmuştur” şeklinde nitelendirildiği sonuç bildirgesinde “Devrimci Operasyon Hamlesi”ne vurgu yapıldı.

“Dayatılan Tamil tasfiye planına karşı devrimci Halk Savaşı perspektifi temelinde karşılık veren, alan hakimiyeti ve inisiyatifini elinde tutan gerilla güçlerimiz Şemzinan’dan Çele’ye, Beytüşşebap’tan Amed’e, Dersim’den Serhat’a, Karadeniz’den Amanoslara kadar devrimci operasyonlar temelinde kapsamlı ve başarılı bir direnme savaşı yürüterek AKP hükümetinin tasfiye planını başarısızlığa mahkum etmiştir. Bu iki yıllık pratik güçlerimizin içinde bulunduğu yetersizliği aşması ve Apocu felsefe temelinde modern ve profesyonel gerillaya ulaşmasıyla birlikte Kürdistan gerillasının yirmi birinci yüz yılın başarı gerillası olacağını bir kez daha kanıtlamıştır.

Kürdistan Halk Savunma Güçleri, Önderliğimizin Newroz ile başlattığı Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa hamlesinde üzerine düşen tarihi sorumlulukları yerine getirmeyi esas almış, Önderliğimizin çağrısına ve KCK kararlarına harfiyen uymuştur. Büyük sorumluluk ve disiplin içinde geri çekilme faaliyetini sürdürmüş, büyük bir sabır ve iradeyle ateşkes sürecine bağlı kalmıştır. Ve böylelikle HPG, savaşta olduğu kadar Kürdistan’ın demokratik çözümü sürecinde de üzerine düşen görevleri yapmaya muktedir olduğunu göstermiştir.

HPG’nin iki yıllık direnişini bu temelde değerlendiren konferansımız, cesaretli bir eleştiri ve özeleştiri temelinde yaşanan eksiklik, hata ve zaafları ele almış, bu yetersizlik ve hatalara yol açan nedenleri sonuçlarıyla birlikte değerlendirerek bunları aşma ve düzeltme kararlılığına ulaşmıştır” denildi.

HPG YENİDEN YAPILANIYOR

Konferansın ele aldığı bir diğer hususun HPG’nin yeniden yapılanma ve derinleşmesi projesi olduğu kaydedilen bildirgede HPG’nin yeni süreci karşılayacak karar planlama ve düzenlemelere gittiği de belirtilerek şöyle denildi:

“Güçlerimizin yaşadığı yetersizlik ve eksiklikleri aşmayı hedefleyen yeniden yapılanma projesi, salt askeri değil ideolojik, kültürel, politik boyuta sahip bir eğitim, derinleşme ve yenilenme projesidir. PKK’nin 11’nci kongresinin ruh ve çizgisini öncülük düzeyinde temsil etme kararlılığını gösteren konferansımız, aynı zamanda yeni sürecin gerekliliklerini karşılayacak karar, planlama ve düzenlemelere de gitmiştir.

Hüseyin, Mehmet, Kerim, Rojin, Numan, Rubar, Celal, Xebat, Simko, Çiçek, Alişer ve Rüstem yoldaşlar öncülüğünde destansı direniş sergileyerek şahadete ulaşan yüzlerce yoldaşımızın anısına gerçekleşen 7’nci HPG Konferansı şehitler çizgisinin yegane özgürlük ve zafer çizgisi olduğunu tespit ederek bu çizgiyi yaşatma ve sonuca götürme temelinde büyük bir söz verme ve kararlaşma konferansı olmuştur. Bu temelde bir kararlaşma ve netleşme sağlayan konferansımız, Önder Apo’nun emrinde ve KCK’nin siyasal perspektifleri temelinde tereddütsüz hareket edecek olan Kürdistan Halk Savunma Güçleri’nin, Kürdistan ve Önder Apo’nun özgürlüğünü gerçekleştirmek için üzerine düşen tarihi sorumlulukları yerine getirme azim ve kararlılığını; Önderliğimize, halkımıza ve şehitlerimize layık bir duruş ve pratiği yürütme iddia ve iradesini zirveleştiren bir gerilla konferansı olmuştur. 

Yeniden yapılanma ve başarı şiarıyla tamamlanan HPG’nin 7’nci konferansını tüm gerilla güçlerimize ve halkımıza kutluyor, Önder Apo’nun Özgürlüğü Hepimizin Özgürlüğüdür şiarı temelinde mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz.”

BEHDİNAN/ANF

1944