Perşembe Nisan 27, 2017

“Kadınları isyana teşvik ediyoruz!”

kaypakkaya-partizan
“Bizi yargılayacaklarsa da varsın ‘kadını isyana teşvik’ten yargılasınlar” diyen Yeni Demokrat Kadın, yaklaşan 25 Kasım için bir açıklama yayınlayarak

 

“Gezi İsyanı’ndan aldığımız deneyimi büyütüp, erkek devletin cinsel saldırganlığına karşı insanca ve de kadınca yaşamanın mücadelesinde, kadın dayanışmasını büyütmek için bu 25 Kasım’da alanlarda buluşalım” çağrısı yaptı.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’ne sayılı günler kala bir açıklama yayınlayan Yeni Demokrat Kadın, bu yıl “devlet kaynaklı cinsel şiddet” konulu çalışmalar yürütecek.

Cinsel şiddeti; “kadına yönelik şiddetin türleri arasında belki de en az konuşulanı olmuştur her daim. Uğradığımız cinsel saldırıları yok saymış, görmezlikten-duymazlıktan-bilmezlikten gelmiş, herkesin kör-sağır-dilsiz kalmasını kanıksamışızdır.

‘Kadın evinde otursun’ denilerek kapatıldığımız o ‘güven dolu’ dört duvar arasında içimizde gizli çığlıklar bırakmıştır bir erkeğin elleri… İstemediğimiz cinsel ilişkilere, ‘kadının görevi’ denilip zorlandığımıza o hiçleşme duygusunu bastırmak için kaç çığlığı yutmuşuzdur da; ‘kan kusup, kızılcık şerbeti içtim’ demişizdir.

Bir babanın, abinin veyahut o çok ‘güvenilir’ aile kurumunun bir başka erkeğinin tekinsiz bakışlarını, dokunuşlarını, cinsel saldırısını bir yara olarak saklamışızdır senelerce içimizde” sözleriyle tanımlayan Yeni Demokrat Kadın, açıklamasını, “Ardında kırık bir onur, yarım kalmış düşler, sonsuz utanç duygusu ve yoğun bir ‘kirletilmişlik’ hissi bırakan taciz, tecavüz, istismar gibi cinsel saldırıların isimlerini kullanmak bile ağır gelirken; bu yaşanmışlıklara isyanımızı örgütleyerek alanlara çıkma zamanı geldiğini haykırıyoruz” sözleriyle sürdürdü.

 

“Cinsel işkence bir politika!”

“Filistin askısı, elektro-şok gibi işkencelerin yanı sıra cinsel işkence de on yıllar boyu kadınlara uygulanan işkence yöntemi oldu. Ama söz konusu politik kadınlar da olsa cinsel işkencenin dillendirilmesi ilk başlarda kolay olmadı” diyen Yeni Demokrat Kadın, 12 Eylül Askeri Faşist Cuntası sırasında ve 90’lı yıllarda Kürt ve devrimci kadınlara yönelik cinsel şiddetin, bir savaş ve sindirme politikası olarak uygulandığını hatırlattı.

Kadınların bu işkenceyi babalarının, eşlerinin, kardeşlerinin; yani erkeklerin “yüzünü yere eğdirmemek” için uğradıkları saldırıları içlerine gömdüklerine ve sonsuz bir suskunlukta kendi acılarıyla yalnızlığa mahkum edildiklerine dikkat çeken Yeni Demokrat Kadın; “Ama kadınlar susmadılar. Konuştular. Anlattılar. Devlet susturmaya çalıştı ama başaramadı. Kadınlara bu işkenceyi yaşatan asker, polis, jandarma, korucular yargılanmadı ama kadınlar mücadeleye devam ettiler. Susmayan ve anlatan kadınların cesareti sayesinde cinsel saldırılarda gözle görülür bir azalış yaşandı” dedi.

Özellikle 27 Mayıs’ta Taksim’deki rant ve talan projesine karşı başlayan ve kadınların en önde yer aldığı bir ayaklanmaya dönüşen Gezi İsyanı sürecinde devletin kadına yönelik cinsel saldırılarının sürdüğünün altını çizen Yeni Demokrat Kadın; “Zaten devlete 11 yıldır hükümet eden AKP; bir süredir kürtaj ve “3-5 çocuk” uygulamaları, kadın cinayetleri davalarında kadın katillerine “şiddetli elem içerisinde cinayet işlediği” gibi gerekçelerle ceza indirimleri, içlerinde asker ve devlet görevlilerinin de bulunduğu onlarca tecavüzcüyü serbest bırakıp dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e sitem dolu bir mektup yazan 13 yaşında istismara uğrayan N.Ç’ye dava açması ve çocukta “rıza” araması, “zengin ve şımarık patron ve oğlu” tarafından vahşice öldürülen Münevver’in ailesi için “kızına sahip çıksaymış” demesi, hamile kadınları “estetik bulmaması”, sunucu Gözde Kansu’nun kıyafetini beğenmediği için işten attırması ve şimdi burada listeyi daha fazla uzatmamak için vermediğimiz uygulamaları ile kadın düşmanlığını defalarca kanıtlamıştı” dedi.

Devletin, kadınların ve LGBT bireylerin bu isyanın önünde ve militanca yer almalarından oldukça rahatsız olduğunu kaydeden ve on binlerce insanı resmi ve gayri resmi biçimlerde işkence ile gözaltına alan devletin, kadınlara ise “pozitif ayrımcılık” uyguladığını, yani kadına tüm bunların yanı sıra cinsel işkence de yaptığına dikkat çeken Yeni Demokrat Kadın; “Kürt illerinde kulakların işitmediğini, gözlerin görmediğini, dillerin söylemediğini, söylense de görmezlikten gelineni; bu kez Gezi İsyancısı kadınlar haykırdı. 20 Haziran günü İzmir’de direniş çadırında gözaltına alınarak tutuklanan YDK’lı Elif Kaya hem Şakran Hapishanesi girişinde hem de hapishanede görüşe giderken uğradığı tacizlere sessiz kalmadı ve Gezi İsyancısı kadınlar da bu sese kulağını tıkamadı ve sokaklara döküldü.

Ankara’da gözaltına alınan Eylem Karadağ, taciz edilerek gözaltına alınmış ve taciz konulduğu akrep içinde sürdüğünde; bunu yapan devletin polisi Eylem’in susacağını zannetti. Ama Eylem “taciz var” dedi ve mücadele çağrısı yaptı. Eylem’in bu sesine yine Ankara’da gözaltına alınırken “Bizim işimiz bu” diyen ve pis pis sırıtan işkenceci polisin tacize uğrayan Ezgi Özen’den yanıt geldi. Uğradığı taciz karşısında susmayan ve tacizi anlatan Ezgi’ye kadınlar sokağa çıkarak karşılık verdi” dedi.

 

“Biz karakolları tanıyoruz!”

“Erkek egemenliğinin devlet eliyle gerçekleşen cinsel saldırıları; artık eskisi gibi yaşamak istemeyen, eve dönmeyeceğini haykıran, eve dönse de bir kulağı dışarıdaki ayaklanma sesine kabartan milyonlarca kadının gözünü korkutmak için devam edecek” diyen Yeni Demokrat Kadın; “Keza Gezi İsyanı’nın önemli merkezlerinden olan İstanbul-Gülsuyu ve Ankara-Tuzluçayır’da kurulan karakolların-polis yığınağının misyonlarından birinin de bu olduğu açıktır” dedi.

“Biz karakolları tanıyoruz” diyen Yeni Demokrat Kadınlar; karakolların kadınlar için ne ifade ettiğini şöyle sıraladı:

“Biz karakolları; Gezi direnişçisi Ahmet Atakan’ın polis tarafından gaz bombasıyla öldürülmesinin ardından Kadıköy’de yapılan eylemde gözaltına alınan kadınların Kadıköy İskele Karakolu’nda uğradığı tacizlerden tanırız.”

“Biz karakolları; bundan 1 yıl önce, Reyhan Topal’ın Kağıthane Asayiş Büro Amirliği’nde devletin polisi tarafından uğradığı tecavüzden tanırız. Biz karakolları Topal’ın biri emekli üç polis tecavüz uğradığı sırada, kimsenin onları ‘görmemesinden’, “duymamasından” tanırız! Tecavüz sırasında karakol kameralarının ‘çalışmamasından’ tanırız! Karakol doktorunun tecavüze ‘sağlam’ raporu vermesinden tanırız!”

“Biz karakolları Ayşe Paşalı’yı, katili olacak kocasının kollarına teslim etmesinden, eşi ve eşinin kardeşi tarafından şiddete uğrayan Yosma A.’nın bir de karakol komutanından yediği yumruktan tanırız. Yani kısaca biz karakolları da, Savcılıkları da, mahkemeleri de, devleti de kadın düşmanlığıyla tanır ve biliriz.”

 

“Bu teşvike var mısınız?”

“Bu yüzden de Gezi İsyanı’ndan aldığımız deneyimi büyütüp, erkek devletin cinsel saldırganlığına karşı insanca ve de kadınca yaşamanın mücadelesinde, kadın dayanışmasını büyütmek için bu 25 Kasım’da alanlarda buluşalım” çağrısında bulunan Yeni Demokrat Kadın “Bizi de yargılayacaklarsa da varsın ‘kadını isyana teşvik’ten yargılasınlar” dedi.

1631