Perşembe Ekim 19, 2017

“Karanlık güçler Nepal’i tehdit ediyor”

kaypakkaya-partizan
İrlandalı bağımsız devrimci Gezeteci Peter Tobin Nepal’deki seçimlere ve NKP-Maoist’in seçimleri boykot etmesine ilişkin bir yazı kaleme aldı. “Nepal halkı, Güney-Doğu Asya ve tüm ‘üçüncü dünya’ halkı, burjuvazinin üstünlüğünü devirerek, özgürlük için, mücadele içinde kendi demokrasilerini kuracaklardır” diyen Tobin Nepal seçimlerini ve arka planını anlatıyor İrlandalı bağımsız devrimci gazeteci Peter Tobin’in 4 Ekim’de Nepal’deki seçimlere ilişkin kaleme almış olduğu yazıyı Halkın Günlüğü Çeviri Kolektifi olarak Kasama Sitesi’nden alarak çevirdik (http://kasamaproject.org/threads/entry/peter-tobin-underground-dark-forces-fear-a-red-spectre-in-nepal) Peter Tobin Nepal’de NKP-Maoist’in yürütmüş olduğu seçim boykotu çalışmalarına destek veren bir konuşma yaptığı için Nepal devletince aranıyor.

 

Nepalli Maoistlerin 19 Kasım’da yapılması planlanan seçimleri boykot etmelerine karşı uluslararası çizgi şimdiden şekillenmiş. Avrupa Birliği'nin elçilikleri NKP(Maoist) önderliğinde 33 parti ittifakı tarafından çağrısı yapılan bir günlük başarılı genel grevi kınadılar ve "Halkın günlük yaşamını bozan" tahriklerden vazgeçmeye çağırdılar. 

Bu ifadenin sahipleri Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, İngiltere, Norveç ve İsviçre Katmandu Vadisi ve Nepal'in 9 doğu ilindeki genel grevin etkileri konusunda "ciddi endişeleri"ni ifade ettiler. Ek olarak, genel grev kültürünün Nepal'in yatırım olasılıklarını kısıtladığını dile getirdiler.

NKP-(M) Nepal’in içişlerine bu direk müdahalenin diplomatik normların ihlali olduğunu söyleyerek cevap verdi. Nepal halkının politik temsilcilerinin çürümüş politik süreçten dışlanmalarından dolayı bundan başka bir barışçıl seçeneklerinin olmadığı söylendi.

Bu Maoistlere ve onların müttefiklerine karşı propaganda savaşında olacakların bir öncelidir. Düşman, hepsi bu seçimlerin gerçekleştirilmesine odaklanmış güçlü dış devletlerin, BM’nin ve uluslararası devlet ve devlet dışı örgütlerin desteğine sahiptir.

BM esas olarak- tüm göstergeleri ile birlikte, Nepal’i az gelişmiş bir konumda tutmak ve batı tekelci çıkarlarının önceliklerine uygun olarak bağımlılığına katkıda bulunmak ve can sıkıcı yerliler üzerinde batının “demokratik” normlarını bir sopa olarak sallamak için buradadır. ‘Beyaz sahip’ şimdi hem terörize etmekte hem de yönlendirmektedir. Fakat bu allanıp pullanan eski emperyal zihniyetten başkla birşey değildir.

BM & NGO(Sivil Toplum Kuruluşları) gözlemcileri

Bu yüzden geçen hafta süreci izlemek için ilk uuslararası gözlemci gurubu ulaştı. Carter Merkezi’nden ve BM’den gelen yüze yakın temsilci “seçim öncesi ortamı incelemek” için ulaşmış durumda. Avrupa Birliği’nden ve Asya Özgür Seçim Ağı’ndan temsilciler birkaç hafta içerisinde burada olacaklar. Tüm bu uluslararası kodamanlar ve birçok yerel olanlara yönelik yakında herhangi bir gözlem gerçekleşmeden önce atama yapılacak.

Carter Merkezi’nin üst düzey danışmanı – Peter Burleigh – o zamanki ABD Büyükelçisi – De Lisi – ile birlikte daha geniş ABD çıkarlarının bir parçası olarak, Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in en büyük parti olarak ortaya çıktığı 2008’deki Kurucu Meclis seçimlerini de, seçimlerin güvenilirliğini gözden düşürmek amacıyla izlemişti. Maoistlerin seçim zaferini garanti altına almak için 300.000 kişilik güçlü Genç Komünist Lig’i kullanarak yıldırma yoluyla kazandıkları iddia edilmişti.

 Bu yüzden, Merkez’in 1 Kasım’daki raporu, “seçim karşıtı faaliyetler”e karşı hükümetin sıkı polis önlemleri alması gerektiğini önerdiği ve “seçim sürecini engellemeye dönük illegal çabalara” karşı güvenlik servislerine tam destek verdiği için, boykot kampanyasına karşı eşkiyavari tepki şaşırtıcı değildir.

Ek olarak, seçmenlerin kayıtlarının engellenmesinin, Sivil ve Politik Haklar Üzerine BM Uluslararası Anlaşması’nın 9. maddesinin ihlali olduğu iddia edildi. Bu yüzden “yıldırma olayları”, seçim materyallerinin çalınması ve yok edilmesi bu hakların çiğnenmesi olarak değerlendirildi.Uluslararası burjuvazinin boykotu ne kadar ciddiye aldığı, Nepal baskıcı devlet mekanizmasını saldırı moduna sokmalarından anlaşılmaktadır.

ANFREL , bölgenin potansiyel olarak uygun olmayan topraklarında batı burjuva demokratik pratiği geliştirmeye çalışan ideolojik bir NGO’dur. Ulvi demecinde misyonunun seçimsel entegrasyonu sağlamak olduğu iddia edilmektedir ve kurucu üyesi ve temsilcisi, Tai Kraliyet Silahlı Güçleri’nin emekli üst düzey komutanı general  Saiyud Kerdphol’dır.

Bu yüzden onlar bu kez –sadece seçimi izlemek için değil- bir seçimi yürütmek için buradalar. Güvenlik güçlerinin herhangi bir Maoist müdahaleye karşı kabiliyeti konusunda rahat olmalarında iyi nedenleri olduğuna inanmaktadırlar. Nepal Ordusu, 2001’den önce 35.000’den aşağı iken 2013’de 100.000’e yaklaşmıştır ve buna 35.000 kişilik paramiliter Silahlı Polis Gücü eklenmektedir. Buna ek olarak hükümet devletin gücünü göstermek için 50.000 özel ek polisin göreve alınmasına izin vermiştir.

Toplam olarak Seçim Komitesi tarafından görevlendirilen ve 18.000 oy sandığında 74.000 kişiyi kapsayan 49’u ulusal ve 2’si uluslararası olmak üzere 51 grup olacaktır. NEOC tek başına 10,000 personel sağlamaktadır. Yukarıda bahsedilen iki uluslararası grup Carter Merkezi ve ANFREL’dir ve Seçim Komitesi de AB’ye ve BM’ye de davetiye gönderdi.

Seçim Komitesi ulusal gözlemciler için minimum akademik standartlar oluşturduklarını, alınacak gözlemcilerin en az lise diploması sahibi olmaları veya en az bir okul bitirme sertifikası olan yerel gözlemcilerle seçimleri gözlemlemeye yönelik biraz deneyim sahibi olmaları gerektiğini açıkladı. 

Tüm bu yerel ve yabancı hükümetlerin ve örgütlerin önerdikleri önlemler, boykotu destekleyen güçlerin göz ardı edilemez olduklarının farkında olduklarını göstermektedir.

Politik düzlemde NKP-M tek başına 92 delegeye sahiptir, buna ek olarak daha küçük partilerden ittifakları bulunmaktadır, sokakta Halkın Gönüllüleri Bürosu (NKP-M’nin gençlik kanadı) tarafından organize edilen yürüyüşler ve mitingler yoluyla gücünü göstermiştir, muhtemel bir operasyonel düzlemde parti HKO savaşçılarının 70%’inin desteğine sahiptir. Bu faktörlere ek olarak ülke çapındaki en son genel grev ve bunun, gelecek hafta başlatılması planlanan ana kampanyanın sadece başlangıcı olması düşünülünce statüko saflarındaki korkunun hem hissedilebilir hem de anlaşılabilir olduğunu göstermektedir. Bu durum ileri boyutta askeri ve politik reaksiyonun nedenini açıklamakta ve seçimi gerçekleştirme konusundaki kararlılıklarını ortaya koymaktadır.

Belli bir dereceye kadar 4 partinin ortaklığı drama gözler önüne serilirken seyirci kalmaktır. Sadece onu oluşturan partiler arasında değil, fakat bizzat partilerin içindeki fraksiyonlar arasında da politik konum ve avantaj için çekişme yaşanmaktadır. Bunlar ayrıca NKP-M’yi sürece dahil edecek esneklikte gerçek seçimin tarihi ve kapsamı konusunda da kendi aralarında kısık sesle ayrılmaktadırlar.Bu bir monolotik cephe değildir ve Maoistler görüşmelerde bu gerçeklikten faydalandılar ve her ne zaman anlaşmaya yakınlaşıldıysa Delhi doğrudan müdahale etti.

Kurşunlar ve seçimler

İlan edilen büyük güvenlik operasyonu 54.000 polis, 22.000 Silahlı Polis Gücü ve seçim merkezlerinde görev alacak 44.000 geçici polis ile desteklenen 62.000 kişilik Nepal Ordusu askerlerini ve bu 4 güvenlik örgütünün görevlilerinin İçişleri Bakanlığı ile bir Ortak Güvenlik Planı çerçevesinde çalışmasını görecektir. Hükümet 5 bölgeye ve 75 ile intikal ettirilen güçlerle birlikte merkezi güvenlik ve merkezi komuta komiteleri oluşturacak. Bu durum ayrılan bütçe miktarı beklentisinin aşırı derecede yükselmesine neden oldu.  (İçişleri Bakanlığı tarafından Maliye Bakanlığı’ndan talep edilen 8 milyar Pupee’ye rağmen, 14 milyar Pupee’yi geçebileceği beklentisi şimdiden oluştu.) Artış sadece güvenlik güçlerinin daha fazla rol için baskısından kaynaklanmaktadır. Bu, NKP-Maoist içerisinde, on yıllık Halk Savaşı’nda cephede olan deneyimli birçok politik/askeri personelin bulunduğunu bilen özellikle ordunun gerginliğini yansıtmaktadır.

Bunlar büyük çoğunluğu HKO’ya çocukken katılmış ve şimdi kırklarında olan ikinci jenerasyon liderlerdir. Bunlar Halkın Gönüllüleri Bürosu’nun – oluşturulacak ordunun önceli olduğu boykot yürüyüşlerinde ve mitinglerinde apaçık görülen- kurulmasında etkili oldular.

Bu ve onların oy vermeyi durdurma konusundaki gözüpek kararlılıkları bu seçim oyunlarını boşa çıkaracakları potansiyele sahip oldukları anlamına gelmektedir. Kapsamlı devlet baskısının olduğu yerde bunun silahlı çatışmayı provoke edebileceğini biliyorlar. Maoistler bunu gözardı etmemektedirler.

Bu senaryo, 2008 yılında Prachanda başkanlığındaki Maoist önderlikli hükümeti yıktığı gibi şimdi de zorla müdahalede bulunan Nepal’in politik yaşamındaki belirleyici oyuncu olan, ordunun gizli gücünü göstermektedir. Burada sözümona demokratik bir işleyişin bir asker/polis operasyonu olarak gaspedildiğini görüyoruz.

Bu amaçla Nepal Ordusu görevlileri Amerikan meslektaşları ile Katmandu’daki ABD elçiliğinde aylık olarak bir araya gelmektedirler. Bu, BM’nin “barışı sürdürme” faaliyetlerine Nepal’in olukça üst düzlemde katılımı yoluyla şimdiden oluşturulan bağlantılar üzerinden üst komutayı ABD endüstriyel/askeri kompleksine entegre edilirken, Nepal ordusunu günden güne “Mısır” modeline uydurmayı yansıtmaktadır

ABD Nepal Ordusu’na yoğun eğitim programları sunmaktadır ve onu karşı ayaklanma strateji ve taktiklerinin bir parçası yapmıştır. Kağıt üzerinde söz verilen silahlanma ile birlikte bu durum Nepal Ordusu’nu HKO ile savaştığı dönemden çok daha profesyonel yapmaktadır. Bununla beraber Nepal Ordusu komutası üzerinde, ABD başkanının Nepal’de ABD ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin stratejik rakipler olduklarını iddia etmesi ile bağlantılı olarak, jeo-stratejik baskı bulunmaktadır. Nepal’in, Hindistan’a olan yeni sömürgeci bağımlılığını dengelemesi için güçlü bir Çin görmek istemesinden dolayı bu durum Amerika yanlısı stratejik manevralara belli bir alan yaratmaktadır.

Bağımlılık askeri alana derin bir şekilde nüfuz etmektedir, Hindistan Nepal Ordusu’nun temel silah ve ekipman sağlayıcısı olarak rolünü tekrardan üstlenmiştir ve şu anda Nepal’in en büyük askeri yardım sağlayıcısıdır. Bu durum, kral Gyanendra’nın 2005’te olağanüstü hal ilan ederek anayasayı askıya alması ve partileri yasaklaması üzerine bunu protesto için Hindistan’ın yardımları kesmesi ile oluşan 8 yıllık boşluktan sonra gerçekleşmektedir. Bu geri dönüşün zamanlaması tesadüfi değildir ve 62,000 Nepal Ordusu personelinin polis ve diger güvenlik güçleri ile seçimlerde etkili çalışmasını sağlayacaktır.

Personel eğitimi ve hafif silahlar konusundaki ABD askeri yardımına rağmen ordu temel ekipmanlar konusunda ciddi eksiklikler yaşamaktadır ve Hindistan hükümetine şimdiye kadar cevapsız kalan birkaç talepte bulunmuştur. Şu anda Yeni Delhi, Nepal’in temel silah sağlayıcısı rolüne yeniden girmiştir ve Maoist önderlikli boykotun belirsizlik yaratacağı gerçeğini gündeme getirmektedir.

Ağustos ayında jipler, otobüsler ve motorsikletler ulaşmaya başladı; 3 insansız hava aracı alındı ve Bangalore’da Hindustan Havacılık tarafından İleri Hafif Helikopter’ler imal edildi.

Bu Yeni Delhi’nin sadece kendi iç Maoist devrimini ezmeye değil, fakat Nepal’deki aynı tehdidi yenmek için müdahaleye de hazırlıklı olduğunu göstermektedir.

 Propaganda cephesi

Bu nedenle boykotçular polis devleti biçiminde ortaya çıkan güvenlik aygıtıyla yüzyüzeler. Bu paralelde Kantipur medya merkezli – TV. Radyo ve basındaki diğer holding tayfalarıyla- benzer bir anti Maoist yıkıcı kampanyayı ülke içinde devreye soktular. Seçim tarihinin açıklamasına yakın, propaganda makinesi yerli basının yanına, CNN, BBC, Al Cezire, NBC, SKY  vs gibi yabancı medya eklenmiş olacaktır. Bu yabancı medya, Nepal Komünist Partisi (Maoist) ve 33 Partinin oluşturduğu boykotçu birliğine karşı gazeteciler, haberciler,fotografçılar, kameramanlar, yorumcular, TV spikerleri, sunucu taburlarını gönderecek ve bulantı yaratacak derecede ısrarlı bir anti boykotçu tavrı devreye sokacaklardır. Yerli sağcı medya uzun zamandan bu yana Maoist liderleri ‘dogmatik’ ‘sertlik yanlısı’ olarak sunmaktadır.  Yürütülen kampanyanın bir parçası olarak yaratılacak olaylar çarpıtılarak boykotçular ve özelliklede Maoistler suçlanmaya çalışılacaktır. Örneğin geçen hafta Charikot’da bir grup çete bir kaç yerel kişinin (Goondahs)  saldırısına uğrayınca, basın derhal bunu ( Kantipur basın holdingi )Katmandu post gazetesiyle beraber  ‘halka karşı’ direnen  ‘Maoistler gerekli karşılığı almışlardır’ şeklinde lanse ettiler. 

Ben kendim, aynı şehir-Charikot’da, geçen hafta Maoistlerin düzenlediği oldukça büyük yürüyüşe, Amerika ve Avrupa’daki komünistler ve ilericiler adına boykotçulara bir dayanışma mesajı iletmeye gittiğimde yanlışlıkla Kantipur’da saldırıya uğradım. (Katmandu vadisi tarafından çevrilmiş olan Tamsaling bölgesinde) Ve bu olay daha sonra Kantipur’da ‘belalı İrlanda’lı’ şeklinde açıklandı. Daha sonra seçim yasalarını ihlal eden askerler ve polisler  iddia edilen bazı suçlamalarla bana yönelik operasyon avını başlattı. Ben ise bu yazıyı bir kaç gün aradan sonra yeraltında kaleme aldım.

NKP-Maoist’in Charikot’taki boykot yürüyüşü 24 Eylül 2013 oldu. Programa eklenen isimler GS Badal, DR. Bishnu Hari Nepal, birçok yerel aktivist ve yabancı olarak bendim. Konuşmacı parti sekreteri, Prem Darnal ve ayrıca programa dans ve Sanskriti Abhiyaan,  partinin müthiş tiyatro topluluğundan bir piyes eklenmişti. Bu iki şeyi gösteriyordu. Birincisi ülke çapında “İrlanda’lı tahrikçi aranıyor” denmesi bir panikten kaynaklıdır (26 Eylül’de Katmandu Post gazetesinde haberi aynen aldım). İkincisi Nepal halkını 29 Kasım 2013 seçimlerine katılmayı teşvik eden sürüyle yabancı sağcı basına yönelik tek bir yorum ve veya alehte bir girişim yapılmazken, sadece boykotu destekleyen yabancı bir solcuya bunların yapılması çifte standın uygulandığını gösterir.   Partinin Enternasyonal Bölüm temsilcisi Dr. Bishnu Hari Nepal’daki bu durumu şöyle açıklamaktadır. ‘Jimy Carter Nepal içişlerine müdahale ettiği için bu konuda (bundan böyle iyi niyet gösterilmemeli) suçlanmalıdır’ çağrısında bulundu!(Katmandu Post 27 Eylül) Radikal şahsiyetleri ekarte etmek ve ilerici gelişmeleri yozlaştırmak için burjuvazinin kontrolündeki medya tekel dağıtımı, çürümüş ideolojik alışkınlıklarını toptan devreye koyarak ülkede bilgi kirliliği ve kara propaganda yapmaktadır. Nepal olayından bakıldığında, bu kendinden geçmiş sarhoş saldırı makinesinin yerli olanlarla yabancı olanların uluslararası cephede muharebe alanını çok daha ileri biçimde koordine etikleri ve konsantre oldukları ortaya çıkıyor.

Çizgici (Dash) Maoist

Birçok tartışmadan sonra parti, Yadav’ın partisi ile kendisinin ayrım çizgisini koymak için adını Nepal Komünist Partisi (Maoist) olarak belirledi -daha önceleri Birleşik Nepal Komünist Partisi (Maoist)'ten kopuş gerçekleştirmişlerdi- ki şimdi onlara her yerde çizgici (Dash) Maoistler olarak tabir ediliyor.  Bir dizi politik, askeri ve ideolojik bürokrasiye rağmen NKP (Maoist) çizgici (Dash), cüretle seçimler tuzağına çekmek için yapılan tehdit ve oyunlara karşı usta manevralarla soğukkanlılığını koruyarak kendisini uzak tutabildi. Ordunun harekete geçirilmesini 2006’daki Kapsamlı Anlaşmanın ihlal edilmesi olarak değerlendirip açıkça kınadı. Geçici Anayasanın 158 Bendinin koşullarını hileyle yoluyla aşarak ve son olarak hükümet kararnamesini ustaca kullanıp orduyu harekete geçirmeyi hızlandırmasını kabul etmeyerek kınadı. 

NKP (Maoist) sekreteri Dev Prasad hükümetin savaş ilan ederek ülkede çatışmaya davetiye çıkardığını söyledi. Maobaadi başkanı Baidhya şu bildiriyi yayımladı: ‘Seçimlere orduyu karıştırmak ciddi bir olaydır. Ordu ve polis ülkenin imajına zarar verenlere karşı savaşmalıdır. (Himalayan Gazetesi, 24 Eylül). Bu ciddi oyunlara karşı Guarav (CP Gajurel) Birleşmiş Milletler Başkanı Ban ki Moon’a koordinator  Mc Goldrick üzerinden partinin resmi görüşü olan resmi bir muhtıra ileterek imzacı partilere danışmadan CPA’yı ihlal ettiğini bildirdi. Bununla amaçlanan, bir davayı inşa etmek kadar, 2006’da aldığı bağış ile Anayasal Meclis ve Geçici Anayasa ile HKO’nun silahlarını gözetim altında tuttuğu için BM zor durumda bırakmak! Bunu, tüm büyükelçilere yapılan ziyaretler takip etti. Şu anda Ban ki Moon'un yaptığı şey,  NKP (Maoist)'i ve çekişme içinde olduğu partileri seçim sürecine katmak için çabasını ikiye katladığı görüntüsü verirken, aslında NKP(M) ve ittifak halindeki 33 partiyi seçim sürecinin dışında bırakmak için yan çizmektedir.

Üç hafta önce Başkentte kitlesel gösteri ve yürüyüşte yaptığı genel konuşmasında değindiği noktaları tekrarlayan G.S Badal, dağlara çekilme veya beceriksiz taktiklere başvurma yerine 'merkezi sokak eylemlerine' yöneleceklerini açıkça belirtti. Sağcı, statükocu bir anayasa ürettiği için parti politik olarak seçime saldırdı ve bu nedenle onlar Yüksek Düzey Politik Komite'den (YDPK) çıkarıldı- ki aldatıcı seçim hilesini bu 4 parti tarafından yapıldı. Şimdi BNKP(M) patronu ve HLPC yöneticisi Dahal (Cumhuriyetçi gazete 27 Eylül) şunu söylemektedir: 'NKP (M)'i seçimlere katmak için son dakikaya kadar çalışacağız'.  Hatta Badal Baidya'nın aklını çelmek için girişimlerde bulundu. Ama o şunun bilmelidir ki PR ve FPTP adaylarının belirlenme tarihi geçti ve bu nedenle ona BNKP (M) ismi altında bir koltuk teklif etseniz de, karşıt görüşlü partiler resmi olarak çoktan yarış dışında durma kararı aldılar. Kiran (Mohan Baidya) tarafından daha önce tekrardan kazanmak için, yuvarlak masa konferansına kapıyı kapatmadığını söylemesine rağmen bu yaltaklanma reddedildi. Ekimin ilk haftasında seçenekleri konuşmak için zamanın sonuna gelindiğini ve boykot için halka çağrıda bulunduğunu ve adayları için onların adaylarını geçersiz saymalarını söyledi.  Daha da öteye sözlerine şunları ekledi: Anayasal Meclis halkın anayasasını yapmayacaktır sadece Nepal’i yeni bir SIKKIM olmasına zorlayacaktır. Bu nedenle, seçimin hedefi politik çözüm olmayacaktır. Ancak eğer bu noktalar göz ardı edilir ve 'bize karşı güç kullanılırsa, biz de karşı tedbirimizi geliştiririz'  (Cumhurıyetçi 3 Ekim)

Önümüzdeki mücadele adımı anayasanın sokaklarda yapılacağını teyit etmektir. 'Bize karşı güç ile gelirlerse elbette biz de meydanlarda ne yapacağımızın kararını alırız' dedi. Bunun için parti, 'barışçıl' ve 'aktif' denge gidişatı etkili olursa bu çatışmalı durumdan daha az olmayan şey boykot kampanyası girişimine katılmaya devam edecektir. Örneğin Guarav, kendilerini aday olarak kaydetmeye yeltenenlerin kaçırılması, ulusal çıkarlara uygun olduğu için bunun yapılması fikrini ileri sürdü. Kantipur tarafından yönetilen sağcı basın vurgun yemişçesine bu tehdide maruz kalan ve adaylığa talip olanlara koruma verilmesi için güvenlik güçlerine çağrıda bulundu. Maoistler ayrıca adaylara, oy dilenmek için köylere gitme planları yapmamalarını çağrısında bulundu ve boykotun etkili geçmesi için köylerdeki bazı genç kadroları eğitim programlarından geçirdiler. Bu durum bazı basın organlarında askeri bir uygulama olarak izah edildi. Ayrıca daha ileri bir eylem programı olan 11 ile 20 Kasım arasında 10 gün sürecek genel grev karara bağlandı. Maoistlerin düşman kombinasyonu önündeki kararlılığı ve anlaşılır görünümü berraktır. Eski bir Halk Savaşı komutanlarından Prakanda (KB Bisawkarma)-ki hala genç biridir- bu durumu şöyle özetledi. 'biz on yıl kadar Halk Savaşın yürüttük. Bu seçim entrikasını durdurmak bizim için hiç zor olmayacaktır' 

 Ana İstek

“Büyük bir toplumsal devrim, burjuva çağının sonuçlarına, dünya pazarına ve modern üretici güçlere egemen duruma gelince ve bunları en ileri halkların ortak denetimine bağımlı kılıncadır ki, insanoğlunun ilerleyişi, hayat suyunu yalnızca boğazlanmış insanların kafatasından içen o korkunç puta tapıcınınkine benzemekten çıkacaktır.” (Karl Marx: Hindistan'da İngiliz Egemenliğinin Gelecekteki Sonuçları)

Biplav (NB Chand), Maoistlerin ana noktalara ilişkin isteklerine dair bir röportajda şunları söylemişti. 'Bizim önem verdiğimiz şey gelecek için ayrıntılı bir anayasanın yapılmasıdır. Diğer bütün konulardan sonra gelir, talidir' ve 'Halkın şimdi istediği şey bir anayasadır, seçim değil'.  Maoistler bunu tartışmak için yuvarlak masa konferansını istemektedir.  Onlar, Washington ve Delhi'nin emrinde olan ülke içindeki gericilerin, BNKP(M) liderleri Paraçanda ve Bahattarai'nin suç ortaklığıyla yeniden gruplaşmayı sağlamak için, toprak reformunu, etnik baskıyı ve ayrımcılığı ortadan kaldıracak ilerici Federal Anayasal Meclisi düzenleyecek olan 2006 Kapsamlı Barış Anlaşmasının bahanesinin arkasına yıllardır nasıl saklandıklarının farkındadırlar. 

(Altı boşa harcanan yıl- Bu zaman dilimde Nepal çok daha gelişmiş bir ülke listesine girebilirdi. Oysa ülkemizde dar sayıda kişinin yükselen refahı ile halkın artan sefaleti birbirine bağlanmış olarak gelişmesi, onun komprador kapitalizme sahip üçüncü bir dünya ülkesi olma basıncı ve ekonomik başarısızlığın sonucu ülkenin en iyi genç adamları dış ülkelerde fiilen birer köle durumuna düşürüldüler. Ülke ekonomisine sağladıkları %25 işçi dövizi içerde temel altyapının ya olmaması ya da bunun doğru kullanılmamasıyla boşa gitmekte ya da parçalanmışlık sebebiyle kullanılamamaktadır.)

Bizzat Biplav'ın kaydettiği gibi, parti öz olarak seçime karşı değil: ' seçime katılmak göreceli bir fikirdir' ancak, başta Nepal halkının önceliği önceki anayasal sahtelikle temsil anlayışıyla ya da genel sokak eylemleri, gösteri ve yürüyüşler gibi aktivitelerin hızını keserek olmaz. Parti, boykot kampanyasının unutulmaz kitlesel görüntüsü sağlayan üçüncü kuşak kadroların heyecanını ve bilinci ile ikinci kuşak liderlerin örgütlediği eylemlerin derin etki gücünü göstermiştir.

Halkın Gönüllüleri Bürosunda yer aldığım ve onların komünist heves ve enerjileri lehinde rapor sunduğum için bunun tarafgir olarak görülmesine dair burada bir ikaz notu düşmeliyim.  Bana öyle geliyor ki bunlar, genç bir ülkede büyük bir popüler imaj elde eden yoğun bir genç kesimi temsil etmektedir. Ve ittifak halindeki bu 4 partiden hiç biri bu düzeyde bir birliği yakalayacak durumda değil veya çizgici (Dash) Maoistlerin boykot program dinamizmine bile eşit çapta değildir. Hatta burada yenilse bile-ki bu mutlak değil, devrimci komünistler genç kararlı kadroları kazanacak, gelecekte kazanmayı mümkün kılacak bir planın çekirdeğin temelini atmaktadırlar.

Keza Maoist liderler diğer tamamen çürümüş ve yozlaşmış ana patilere göre şu ana kadar hesap edilememiş avantajlara sahipler. Bu burjuva partilerin sahip oldukları milyonlarca paranın kaynağı bir muamma; akrabalarını kayırma, suiistimal ve bunca yozlaşmanın varlığı ve içlerinde bir tane bile dürüst liderin olmaması Maoistler için büyük avantajdır. Situla, (NC), Nepal (UML), Dahal, (NBKP(M), gibi tüm bu liderlerin hepsi Drahmi zenginleridir. Maoistler mütevazi yaşam stilline sahip iken, Gadachhar (UMF), Madeshi'nin iktidar peşinde koşan en üst kast sisteminde ve en yüksek maliyete sahip biridir. Leninist yaşam tarzının örneği Kiran’ın dürüstlüğü, diğer büyük partiler ve düşmanları tarafından bile kabul ediliyor olması anlamlıdır. Ülke içinde- büyük ağabey Hindistan gibi- rüşvet muamması, reklamcılıkla meşgul, elde etmeye ve yerleşmeye düşkün partilerin halk tarafından kabul edilmesi kolay olmayacaktır, hatta onların aktivistleri bile sadece şahısların kazançları için meydanlara çıkmayacaklardır.

(Bunlar, komprador yönetim sınıfının işbirliği, çürümüş ağını ilerletmek için bu uygunsuz hükümet modeline önem verdiklerinin altı çizilmelidir. İddia edildiği gibi çığırtkanlıklarının nedeni evrensel ile içteki insan haklarını savunmak değildir. Bununla, tek sınıfın-burjuvazi-kendilerinden önceki ataları feodaller üzerinde, üretim tarzı, ideoloji ve yönetim biçiminin tarihsel üstünlüğünü kurmayı amaçlamaktadırlar. Nepal halkı, Güney-Doğu Asya ve tüm üçüncü dünya halkı, burjuvazinin üstünlüğünü devirerek, özgürlük için, mücadele içinde kendi demokrasilerini kuracaklardır.)

Ayrıca Nepal halkı arasında geniş çapta şöyle bir algı var. Bu dört büyük parti değişik derecelerde Yeni-Delhi'nin uşaklarıdır. Bütün bunlar, popüler aylık yayın olan Nepal'in Agustos ekinde birer karikatür olarak yayınlandılar. Orada, Praçanda, Nepal Sitaula ve Gaddachhar SAFF'ı 2'ye 1 birincilikle bitirdiklerini ve Hidistan'a ulaştıklarını çığlık çığlığa ağlayarak söylüyorlar. Aşağıda liberal, anti-Maoist köşe yazarının söylediklerine bakın:

“ Nepal'in tepe liderleri, Hindistan'da aç gözlü, ikiyüzlü ve moral/ahlaki bakımından iflas etmiş ve ayak işlerini yapacak hizmetçi çocuklardan başka bir şey görülmediklerini, çok kaba olsa bile, söylemek yanlış olmayacaktır. Toplum ahlaksız politikacılardan bıkmış durumdadır. İşin gerçeği bunların şöhreti kanalizasyon çukuruna düşmüş durumdadır. Bütün bu yukarda anlatılan bir kültür, döküntü bir moral, politik demokrasi ile iktidara hedeflemek ve böylece barışı sürdürmek mümkün görünmüyor.” (Thapa. Cumhuriyetçi Gazete 30/09/2013).

Parti bu nedenle yurtsever bir mesaj yayınladı. Bu durumun üstesinden gelebilmek için -belli derecede-eşit olmayan bir sol ve sağ siyaset için başvuruda bulundu. Hindistan yayılmacılığına ve egemenliğine direnmek ve ulusal egemenliği koruyacak halk cephesinin bir parçası olarak parti -demokratik bir gelişme- kralcıların yurtseverlik hususunda çizgici (Dash) Maoistlere bu desteğini memnuniyetle karşıladı. Ancak böylesi bir hareket Maoistler tarafından yönetilecektir. Bu fikir bazı sekter Praçandaist oportünistleri Matrika Yadav 'ın partisi NKP(M) tarafından, 33 partinin birlik temelini ulusalcılığa indirgemek olarak değerlendirerek öfkeyle ayrıldılar ve şunu söylediler: 'Nepal'in egemenliği Hindistan ve Çin'in memnun edilmesiyle korunamaz'. Çizgici (Dash) Maoist liderleri 'uluslararası güçlerin çıkarlarını hizmet etmekle suçladı'. Bu bir ultra-sol paronayadır çünkü partimizin aldığı yurtseverlik anlayışı, emperyalizm çağında' Mao'nun ortaya koyduğu şekliyle aynıdır. 'Ulusal sorun bir sınıf sorunudur'.

Bu bir sınıf sorunudur çünkü üçüncü dünya ülkelerinde yerli burjuva sınıflar mütammadiyen yükselerek komprador sınıflar haline gelirler. Batıya köle olurlar ya da Nepal'de olduğu gibi Hindistan çıkarlarını savunurlar. Ekonomik, ideolojik ve politik olarak bağımlı oldukları, yeni kolonyal statüyü kabul etmeleri onları yurtsever eğilimleri temsil edecek yetenekten yoksun bırakır. Zamindar gibi bazıları gibi Madesh bölgesinde bile Hindistan'a yarı şans vermeyi deklare etti. Sadece kent ve köy işçi sınıfı sadece ezilen milletler, sadece Dalitler, sadece dışlanmış geniş topluluklar Hindistan'ın hizmetindekileri kararlılıkla kaldırabilir ve sınırlarını güçlendirerek, eşitsiz anlaşmaları kaldırarak, bağımsız sosyalist, Federal Halk Cumhuriyetini kurabilir.  Bunu başarmak berrak vizyona ve kararlılığa sahip tek büyük parti Nepal Komünist Partisi(Maoist) -Dash'tır.

Babular kaybetti zira, 1990'lardan bu yana 'kapitalist demokrasinin' çökmesi yıllar oldu. Onlar batı burjuvazisi anlamında etkili modern bir devlet kuracak yetenekte değiller. Onların yaltakçıları oldukları halde. Tarih onları geride bırakmanın yanı sıra, aktif bir blok olarak yabancı güçlerin çıkarları için geçersiz bıraktı. Bu durum, onların güç ve ayrıcılıklarını korumak için askeri baskı ve otoriterliği artırmaya yeltenmeye açık kapı bıraktı. Havlayan köpek bazen kudursa da, kervan yoluna devam eder. Nepal bir yol ayırımındadır. Yollardan biri-hiç değilse kısa vadede- kölelik statüsüdür ve başarısızlığa götürür. Diğer ise sosyalist ve bağımsızlığa doğru ilerleyendir. Bu seçim boykotu çatışan mevcut Nepal toplumunu karşı karşıya getiriyor. Eğer sağcılar silahın gücüyle başarırlarsa, bu tamamen geçici bir zafer olacaktır çünkü Halk Savaşı’nı teşvik eden çok yönlü adaletsizlik, bölünmüşlük ve problemler çözülmüş olmayacaktır. Şayet sol ve onun müttefikleri kazanırsa bu, çözülmemiş bir devrime kararlı bir adım olacaktır.

Sonuç olarak: bu sahnedeki belirsiz fotoğraf 23 Eylül 2013 tarihinde Tundikhel Park, Katmandu Merkezinde vuku bulacaktır. Sol tarafta NKP(Maoist)'in boykot mitingini ve en önde yer alan düzenli koca kızıl bayraklarını hemen görebiliyorsunuz.  Merkez ve sağın ise, görüntüde ilişkilendirilmemiş binlerce devşirme çerçi ve satıcılar Ray-Banns,dan Nike ayakkabılara, Louis Vuitton gömlekleri, Pots- Pans ve ufak tefek süs eşyalarını yer alıyor. Burada pazarlık sıkı olmalıdır çünkü birincisi fiyatlar çok ucuz, ikinci olarak ve daha da önemlisi satıcıların yaşamları sallantılı. Bunlar, tümü mitinglerle Maoistlerin amaçlarını destekleyen şehir ve kır yoksulları ile karşılaştırıldıklarında Nepal toplumunun küçük bir bölümüdür. Bunları S.. toplantısında pazarda saat satış yeri olan aktif bir parti üyesi üzerinden açığa çıkardım. Bu kişi beni satıcılara götürdü. Bunlar vahalaai Kiran man (Kiran'ı destekliyor). Sıkılı yumruklarla havada 'Kiran' 'Kiran' sloganları atıyorlar. S....tiğimi sanki Spartakus gibi.  Böylesi anlarda yaşamınız sanki daha bir değer kazanıyor gibi oluyorsunuz.

Bunlar ve akranları nereye oy kullanacaklar?

Çoğunluğu aynı mıdır?

Hayır: Sonuçta ortaya ne çıkarsa çıksın gelecekte Nepal Komünist Partisi (Maoist) ve ittifak güçleri, imtiyazsız, yoksul olan ve asla kendilerinden uzaklaşmayacak ve teslim olmayacak kararlılıkta Nepal kritik halk hareketini temsil etmektedir.

Lal Selam

Peter Tobin 4 Ekim 2013

2758