Pazar Ekim 22, 2017

Ne erk-ek yargı ne erk-ek devlet! Gerçek adalet kadınların elleriyle gelecek!

kaypakkaya-partizan
Sedat Yurtdaş davası biz bitti demeden bitmeyecek!

 

Amed’de 4 yıl önce, yanında stajyer olarak çalışan avukat arkadaşımızı sistematik olarak taciz eden Sedat Yurtdaş’la ilgili yürüttüğümüz mücadelede yeni bir etaptayız! Yaklaşık dört yıllık hukuk mücadelesinde erkek yargı tarafından beraat ettirilen Sedat Yurtdaş’ın peşini hak ettiği cezayı alıncaya kadar bırakmayacağız!

Bu 4 yıl boyunca, hem sokaklarda yaptığımız eylemlerde hem de mahkeme salonlarında Sedat Yurtdaş’ı yargıladık. Siyasi geçmişinin ve mesleğinin arkasına gizlenmiş o “bildik” tacizci erkekliği teşhir ettikve yargılanarak en ağır cezayı alması için başta Kadın Avukat Dayanışması olmak üzere kadın ve LGBTİ örgütleriyle birlikte mücadele ettik. Siyasi geçmişini kalkan yapmasına izin vermeyerek, çalıştığı STK’lardan uzaklaştırılması için elimizden geleni yaptık.

Buna karşılık Sedat Yurtdaş ne yaptı? 

Herhangi bir tacizci gibi (ki kendisi herhangi bir tacizcidir) suçunu sürekli inkar etti, “siyasi komplo”ya, “iftira”ya uğradığını iddia etti. Davanın FETÖ-PKK tarafından yaratılan“Kadının beyanı esastır söylemi üzerinden bir kumpas” olduğunu söyleyecek kadar ileri gitti.Taciz ettiği kadın arkadışımızı rencide edebilmek için tüm çevresini kullanmaya çalıştı. Avukatları ve avanesi ile birlikte arkadaşımızla dayanışma içinde olan, birlikte mücadele eden kadın ve LGBTİ örgütlerini de taciz etti. Arkadaşımızın özel hayatını didiklemeye çalışarak, yaşadığı tacizi ağırlaştırmak için elinden geleni yaparken, kadın örgütlerinin internet sitelerine ve sosyal medya hesaplarına davalar açarak gözümüzü korkutmaya çalıştı vs. vs.

Ocak 2014 tarihinde yaptığımız açıklamada şunları söylemiştik:

“... Yürüttüğümüz hukuki sürecin ilerleyen aşamalarında olumsuz kararlar da çıkabilir, muhtemeldir. Dolayısıyla verilen bu karar sonrasında, şimdiye kadar sürdürdüğümüz mücadeleyi esnetmeyeceğimizi, daha da yükleneceğimizi tekrar pahasına söylüyoruz.

Bizim, bu süreçte güvendiğimiz esas noktalar ne kadın arkadaşımızın Baro’ya yaptığı şikayet ne de savcılığa yaptığı suç duyurusu olmuştur. Bizim dayanak noktamız, Amed’de, tüm Türkiye’de ve yurtdışında yanımızda olduğunu söyleyen, kadın arkadaşımızı sahiplenen kadın ve LGBTİ kurumlarının dayanışmasıdır.”

Evet nihayetinde, 10 Temmuz 2017 tarihinde görülen mahkemede erkek yargı Sedat Yurtdaş hakkında beraat kararı vermiştir.

AYM cinsel işkenceyi meşrulaştırma derdinde!

Mahkemelerin kadın ve LGBTİ’den, ezilenden, haksızlığa uğrayandan yana değil; erk’ten, erkekten yana olduğuna dair bir örnek de Anayasa Mahkemesi tarafından sergilenmiştir. Haziran 2013’te İzmir’de Gezi İsyanı’na katıldığı için gözaltına alınarak tutuklanan ve götürüldüğü Şakran Kadın Hapishanesi’nde çıplak arama işkencesine uğrayan, buna karşı çıktığı için de 1 ay görüş cezası alan YDK aktivisti Elif Kaya’nın davası AYM’ye taşınmıştı.

AYM kararını açıkladı: “Çıplak arama yapılması hükümlü ve tutuklular açısından tek başına kötü muamele yasağını ihlal eden bir durum olarak değerlendirilemez.” “Görüntülerde herhangi bir zorlama tespit edilmemiştir.” “Tek başına tutulma veya tecrit olarak adlandırılabilecek bir yalnızlaştırmadan bahsedebilmek için kişinin ziyaretten yoksun bırakılmasından öte mahkûmların diğer tüm iletişim imkânlarının elinden alınması gerekir. Dolayısıyla diğer hükümlüler/tutuklularla görüşme, haberleşme araçlarından yararlanma ve sadece bir ay süre ile ziyaretçiden yoksun bırakılma gözetildiğinde sosyal yalnızlaştırmaya maruz kaldığından bahsetmek mümkün değildir!”

Çıplak aramayı “işkence” olmaktan çıkaran, hapishanelerde tecrit-tretmanın en sık hale gelen uygulamalarından olan görüş yasağı için “tecrit olarak adlandırılamaz” diyen AYM, açıktır ki işkence ve tacizcileri korumakta, işkenceyi olağan hale getirmeye çalışmakta, meşrulaştırmaktadır.

Daha fazla dayanışma, daha fazla mücadele!

AKP/Erdoğan liderliğindeki siyasi iktidar, kadına yönelik şiddeti ve hak gasplarını OHAL parantezinde her geçen gün yükseltirken, sokakları kadınlara kapatarak daha fazla güvensizleştirirken, kameralar önünde kadına şiddet uygulayanlar üç-beş saatlik gözaltıların ardından serbest bırakılırken vb. bu karara elbette şaşırmadık. Zira bizler bir yandan tek tek erkek şiddet örneklerine karşı çıkarken diğer yandan erkekleri koruyan-kollayan erkek yargıya karşı da mücadele ediyoruz. Ancak mücadelemiz, sadece hukuk alanında değil elbette. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bizim esas dayanak noktamız ve mücadele kaynağımız kadın dayanışmasıdır.

Sedat Yurtdaş bu davayı kazanmış olabilir, ancak ŞİMDİLİK! Çünkü biz henüz bitti demedik ve biz demeden de bu dava bitmeyecek. Sadece Yurtdaş değil, tüm tacizciler, kadın düşmanları hak ettikleri cezayı alıncaya, cinsel işkence son buluncaya, yargı-erkek işbirliği sona erinceye dek mücadelemiz her alanda sürecek! Bunun için DAHA FAZLA KADIN DAYANIŞMASI, DAHA FAZLA MÜCADELE diyor, bugüne kadar arkadaşımızı ve bizi yalnız bırakmayan tüm kadın ve LGBTİ kurumlarını dayanışmayı sürdürmeye çağırıyoruz!

YENİ DEMOKRAT KADIN

19 Temmuz 2017 

62