Cumartesi Eylül 23, 2017

NURİYE GÜLMEN VE SEMİH ÖZAKÇA’nın açlığı bizimde onur mücadelemizdir!

kaypakkaya-partizan
ATİK olarak; Gülmen ve Özakça'nın direnişini sahiplendiğimizi, haksız/ hukuksuz ihraç edilen tüm emekçilerin görevlerine iade edilmeleri taleplerinin, talebimiz olduğunu ilan ediyoruz. Faşist T.C. devletinin emekçilere ve tüm ezilenlere yönelik saldırılarını ve yaptırımlarını lanetlerken, ATİK tabanımız başta olmak üzere, tüm ilerici, devrimci ve demokratları kamu emekçilerinin Avrupa’daki sesi olmaya çağırıyoruz.

 

T.C. devleti’nin, muhalif her kesimin hak arama mücadelelerine karşı, 15 Temmuz “darbe girişimi” bahanesiyle hukuksuz yaptırım ve saldırılarını meşrulaştırma çabaları sürüyor. Faşist TC Devleti’nin bugünkü temsilcileri R.T.Erdoğan ve AKP; 100 binin üzerinde akademisyeni/ kamu emekçisini haklarında somut ve hukuki hiçbir delil olmamasına rağmen, haksız ve hukuksuz bir şekilde, bir gecede çıkartılan OHAL KHK’ları ile mesleklerinden ihraç etmiş, yıllardır verilen emekleri çöpe atarak işsiz bırakmış ve en temel haklarını dahi kullanabilmelerini fiilen engellemiştir.

Türkiye’nin üzerine karabasan gibi çöken bu hukuksuz uygulamalar nedeniyle, ihraç edilen kamu emekçileri aileleriyle birlikte zor koşullara mahkum edilmiş; bu hukuksuzluğu ve haksızlığı kabullenemeyen, çaresizliğe düşen onlarca insan intihara sürüklenmiştir.

Ancak bu haksızlık ve hukuksuzluğa karşı, ülkenin çeşitli şehirlerinde protestolar ve mücadele yöntemleri de gecikmedi... KHK ile haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilenlerden akademisyen Nuriye Gülmen ile öğretmen Semih Özakça da; işlerinin, ekmeklerinin ellerinden alınmasına, maruz kaldıkları adaletsizliğe boyun eğmediler. Önce 120 gün boyunca Ankara Yüksel caddesi’ndeki. İnsan Hakları Anıtı önünde; onlarca gözaltına, işkencelere rağmen sessiz oturma eylemlerini sürdürdüler. 121. günde direnişi bir adım daha ileriye taşıyarak, “Sizleri açlığa mahkûm ediyoruz” diyenlere; “işimi geri istiyorum” talebiyle bedenlerini süresiz açlık grevine yatırdılar. Ankara’nın orta yerinde, gözlerindeki umudu ve yüzlerindeki gülümsemeyi bir an olsun kaybetmeden, 75 gün boyunca sürdürdüler direnişi.

Nuriye ve Semih gözaltına alındı!

Eylem, sağlık açısından oldukça kritik günlere girmiş olmasına rağmen, Nuriye ve Semih adlî kontrol için her gün karakola gidip imza veriyorlar, ayrıca günde iki sefer Yüksel Caddesine gelerek basın açıklaması yapıyorlardı. Buna rağmen direnişin 75. Gününde, gece yarısı, özel harekat polisleri Nuriye ve Semih’in kaldıkları eve baskın yapmış ve kapıyı kırarak içeri girmiştir. Nuriye ve Semih’i yerlerde sürükleyerek ve darp ederek gözaltına alırken, duruma engel olmaya çalışan yakınları ve avukatlar da birlikte gözaltına alınmıştır. Avukatlar yaptıkları basın açıklamasında, savcılığın Gülmen ve Özakça'nın evlerine yönelik baskını; "Grevin ölüm orucuna dönüşmesini, ayrıca Gezi ve Tekel eylemleri gibi yaygınlaşmasını engellemek" gerekçesiyle gerçekleştirdiğini bildirdiler..

Hak arama mücadelesi dalga dalga yayılıyor!

Şüphesiz egemenlerin korkuları yersiz değil.. Devlet saldırdıkça ülkenin birçok yerinde başta Semih’in eşi ve annesi, Gezi’nin şehit anneleri ve toplumun birçok kesitinden kadınlar olmak üzere, dayanışma eylemleri dalga dalga yayılıyor. Adalet arayışı ve direniş geleneği tekrar tekrar yükseliyor.

ATİK olarak; Gülmen ve Özakça'nın direnişini sahiplendiğimizi, haksız/ hukuksuz ihraç edilen tüm emekçilerin görevlerine iade edilmeleri taleplerinin, talebimiz olduğunu ilan ediyoruz. Faşist T.C. devletinin emekçilere ve tüm ezilenlere yönelik saldırılarını ve yaptırımlarını lanetlerken, ATİK tabanımız başta olmak üzere, tüm ilerici, devrimci ve demokratları kamu emekçilerinin Avrupa’daki sesi olmaya çağırıyoruz.

* Direne Direne Kazanacağız!

* Nuriye Gülmen ve Semih Özakça Yalnız Değildir!

* Nuriye Gülmen ve Semih Özakça Derhal Serbest Bırakılsın!

* Faşizme Karşı Omuz Omuza!

120