Cumartesi Mart 25, 2017

PŞTA;“Şiddetle bizi ve kendinizi zor duruma düşürüyorsunuz”

kaypakkaya-partizan
Gazetemizin bürolarına dönük baskın ve zorla el koyma ile çalışanlarına dönük şiddet, ölümle tehditi konuşmak için şehit ve tutsak ailelerimizle biraraya geldik.

 

İşçi Köylü gazetesi muhabiriyken bir komployla tutuklanan ve ardından devletin tedavisini engellediği için şehit düşen devrimci gazeteci Suzan Zengin’in eşi Bekir Zengin, ölüm orucu şehidi Nergiz Gülmez’in annesi Gülmez Ana, Yel Dağı şehitlerinden Ali Demirdağ ile Proletarya Partisi’nin şehit düşen 4. genel sekreteri Mehmet Demirdağ’ın babası Mustafa Demirdağ ve devrimci geleneğin her daim savunucusu olan Güzel Ana, ilk olarak yaşananları kınadıklarını ve zorla el koyma ve şiddeti tasvip etmediklerini söyleyerek başladılar konuşmalarına…

“Birlik ve beraberlikten yanayız. Şiddeti asla onaylamıyoruz. Tartışmaların zorla, şiddetle çözülecek bir olgu olmadığını düşünüyoruz, bu olmayacağına inanıyoruz. Dün yoldaş olanların bugün şiddet uygulaması doğru değil, tasvip etmiyoruz. Zorla el koymaların doğru olmadığını düşünüyoruz. Kınıyoruz bu yaşananları.”

“Devrimci dediğin şiddet uygulamaz”

Böylesi bir süreçte parçalamanın, ayrılmanın, çözülmenin yerine birliği örmek gerektiğini belirten aileler, Mehmet Demirdağ’ın “Durum iyidir, çünkü; çözümsüzlüğün değil çözümün, dağılmanın değil birleşmenin, karamsarlığın değil umudun yolundayız” sözünü hayata geçirmenin tam zamanı olduğunu ve onların ardıllarının da böyle hareket etmesi gerektiğini söylediler.

Zorla el konulan Aksaray’daki büroya da gittiklerini ve burada oradakileri eleştirdiklerini belirten aileler, kendilerinin taraflaştırılmaya çalışıldığını söyleyerek buna itiraz ettiler: “Bizleri taraf olmaya zorlamasınlar, bu aileler açısından zor ve acı birşey. Gerçekten ayrılıktan yana değiliz, ama illa bir ayrılık olacaksa da insanca olması lazım. Bu yolu kullanınca hem bizi, hem halkı hem de kendinizi zor duruma düşürüyorsunuz.”

“Birlikten varlık doğar” diyerek bugün birarada hareket edebilmenin yaşamsal bir ihtiyaç olduğuna vurgu yapan aileler, konuşmalarını şu çağrıları yaparak sonlandırdılar: “Bu sorunlar kendi mecrasında çözülmeli. Bunu adli vaka haline getirmemek lazım. Devrimci dediğin, şiddet uygulamaz. Devrimci devrimciye de, halka da şiddet uygulamaz. Halk yanlış da yapabilir ama devrimci, karşısındakini bilgisiyle, pratiğiyle mahcup edebilmeli. Böyle ikna edemezsiniz. Zorla el koymaya son vermeliler.”

239