Çarşamba Haziran 28, 2017

Sessiz bir parti işçisi : M. Ali Elalmış

Kaypakkaya Partizan
Adı Mehmet Ali ELALMIŞ tı Mar­dinli Arap milliyetinden yoksul bir ailenin çocuğuydu. Bir yoksulun olabileceği ka­dar mütevaziydi. Sefalet düzeyinde yoksul olmasıydı onu devrimci düşüncelere kar­şı duyarlı kılan. Hamal babasının bir araya gelmez yoksul iki yakası, sefalet dolu aile yaşamıydı yüzünü gökyüzüne çeviren ne­den. Kendisiyle ilgili birkaç satırı bile aşma­yan sınırlı yazı, onun yoksul yaşamının ge­ride kalanları olarak algılanabilir. Onunla ilgili geride kalan, sıra neferlerinin yaşamlarında göze batmayan özel­likler kadar sessizdi.

 

1990 yilina bir gorevi yerine getirmeye calisirken dusman tarafindan katledilen M. Ali Elalmis, en kotu kosularda dahi kendisine verilen gorevi yerine getirerek ornek bir komunist olarak olumsuzlesti. M. A li Elamis ‘in sehit dusme­sine neden olan dolandirici M. Kemal T aymaz 1991 yilinda Partizanlar tarafindan olumle cezalandirildi.

 
Adi Mehmet Ali ELALMIS ti Mar­dinli Arap milliyetinden yoksul bir ailenin cocuguydu. Bir yoksulun olabilecegi ka­dar mutevaziydi. Sefalet duzeyinde yoksul olmasiydi onu devrimci dusuncelere kar­si duyarli kilan. Hamal babasinin bir araya gelmez yoksul iki yakasi, sefalet dolu aile yasamiydi yuzunu gokyuzune ceviren ne­den.
Kendisiyle ilgili birkac satiri bile asma­yan sinirli yazi, onun yoksul yasaminin ge­ride kalanlari olarak algilanabilir. Onunla ilgili geride kalan, sira neferlerinin yasamlarinda goze batmayan ozel­likler kadar sessizdi.
Onu 12 Eylul oncesi Demirciler Carsisi’nda iscilik yaparken tanidim. Ortanin altinda boyu, surekli gulumseyen yuzu gu­zel bir insan, dost bir emekci oldugunu ilk bakista anlatiyordu. Ona devrimi ve dev­rimciligi anlattigimda duyarli ve ilgili yak­lasimini dun gibi animsiyorum. Soylenen­leri anlamaya, anladiklarini baskalariyla paylasmaya calisiyordu. Her hafta sonu calisma icinde kirlenen, pas icindeki is el­biseleri cikarilir temiz elbiseler giyilirdi. Ve sonra kucuk esnaflarin, iscilerin gittigi kahvehanelere gidilirdi. Orada devrimin ve Proletarya Partisi’nin propagandasi ya­pilirdi. Her bir yoldasimiz mutlaka iscile­rin oturdugu masalara dagilarak oturur­du. Boylece kahvehanede cesitli semtler­den ve baska is kollarindan olan iscilerle tanisilir, tanisma sohbetleriyle baslanan konusmalar devrimin ve partinin propa­gandasiyla devam ederdi. Hemen her haf­ta sonu gidilen kahvehanelere Mehmet Ali yoldas hafta icinde de ugrardi. Ve onunla mutlaka yeni bir emekciyle tanis­mis olarak karsilasirdik. “Kosede bucakta kalmis” sessiz unsuzler, garibanlar, ezgin­lerle bu kadar kolay tanisan onlarla bu ka­dar kisa surede dost olan cok az yoldasin oldugunu belirteyim. Belki farkli tabaka ve kesimlerden emekcilerle tanismak icin baska yoldaslarin belli olumlu ozellikleri olabilirdi ancak en sessiz, kimsesiz, sahip­siz, “kosede kalmis-kaybolmus” insanlarla en rahat ve en kolay tanisan, onlarla dost­luk kuran yoldaslarin basinda gelirdi. Bu­nun neden oldugu o kadar cok acik ki.Her kus kendi surusuyle ucar. Meh­met Ali yoldas da kendi surusuyle ucardi. Onun en belirgin ozelligi buydu.
O, yoksullarin en yoksuluydu…
Devrimci yasami da onun bu ozelligi­ni degistirmedi. Her yoldas halkla iliski kurmada, olanaklar yaratmada belli duzeyde sikinti yasarken, onun en az sikinti yasadigini belirteyim. Sobaci, demirci, ka­layci, cirak ve kalfalari, tugla yapiminda ic­ki fabrikasinda calisan iscilerle, simitci, tatlici cocuklarla, issiz yoksul insanlarla tanisan, onlara yonelik devrimci propa­ganda yapan yoldaslar icinde mutlaka Mehmet Ali yoldas vardi.
Amed, yoksullugun direnisin tarihi sehri… Nasil ki Dersim’de devrimci faali­yet yurutmek bir ayricalik ve onursa tari­hi Amed sehrinde de devrimcilik yapmak onur ve sereftir. Amed halkinin kendine ozgu guzellikleri ve isyankar devrimci ozellikleriyle ayri bir yerde durdugunu her Amed’de faaliyet yuruten her dev­rimci rahatlikla soyleyebilir. Bu toprakla­rin cocuklari mazlumdur. Dostuna dost dusmanina dusmandir. Pustluk, kalleslik, hayinlik yazmaz kitabinda. Yoksuldur an­cak bir o kadar da onurludur. Mertligi, yi­gitligi sinanmayacak kadar gercektir. So­kak ve duvarlarina yazilacak kadar yalin­dir yasami. Bedenleri (surlari) kadar eski­dir direnisi ve isyan gelenegi. Sevdiklerine kul olur. Saygida kusur bilmez.
Bu topraklarin devrimcilerinden biri olan Mehmet Ali yoldas aslen Mardinli idi. Ancak onun kisilik ozelliklerine rengini veren Diyarbekir (Amed)’in mert ve yigit ozellikleriydi, onun topraginin rengiydi uzerinde tasidigi izler. Yoksulluk ve yok­luk icinde gecen yasami boyunca bazen tek basina kalsa da o devrimci iddiasinda hicbir zaman vazgecmedi. Yillarca agir zindan kosullarina, en barbar iskencelere ragmen devrimci kimliginden asla odun vermedi. O guzel gulen gozleriyle maz­lum durusuyla her zaman onurlu bir par­tizan kalmasini bildi.
Nerede kalmistik?
Toplumsal yasamin agir ve zor kosul­larini, devrimci mucadelenin sayilmayacak cile ve dert dolu agirligini her defasinda olum pahasina yasamasina ragmen “Ne­rede kalmistik” diyen cok az sayida yoldaslardan biriydi. Evet yoldas, “nere­de kalmistik?” deme cesaretini bir Amedli emekci kararliligiyla gosterecek kadar diri duran yoldaslardan biriydi. Tas-fiyeciligin bunaltici ruzgarina karsi tipki Amed bedenleri gibi dimdik direnmisti. Sevgili yoldasim, canim kardesim Mehmet Ali dogdugu topraklarin yigitligini biz Par­tizanlara bir kez daha getirmisti.
O yine en zor gorevi ustlenme cesa­retini gosterdi. Zor gorevlerin ismini an­maktan, illegal islerin yanina bile yaklas­maktan korkanlarin hic de az olmadigi bir donemde gerillanin lojistik sorununu coz­me gorevini ustlendi. Gerillanin silaha-techizata ihtiyaci oldugunu ogrendiginde bu isi cozme talebini ilk o dile getirdi.“Yapariz, gider getiririz yoldas” cumlesi o kadar yalin ve akiciydi ki onun yalin akiciliginda, Dicle’nin yalinligini, aki­ciligini gordum. O en sicak ve dayanilmaz gunlerde gerillanin umudu olmayi goster­di. Gorevi kabul etmesinin ardindan onunla ikinci bir kez gorusme imkanim olmadi. Onu saglam bir yoldasa teslim et­mistim. Icim rahatti. Onunla ilgilenen yol­daslarin guvenilir yoldaslar oldugundan kuskum yoktu. Ve ben bu isin guvenilir ellerde oldugundan, partinin isinin halle­dileceginden de kuskum yoktu.
Yillar suren tutsakligim suresinde onunla ilgili olum (kayip) haberini aldigim­da haberi getiren yoldasa ne diyecegimi, ona ne anlatacagimi bilemedim.
Sonradan yoldaslar anlattilar. Gerilla­nin lojistik ihtiyacini temin icin gittigi dog­dugu topraklara, zamaninda yollanmayan paradan dolayi hainler tarafindan katledil­digini, mezarinin bile nerede oldugunun bilinmedigini… Lojistik icin kendisine tes­lim edilen parayi kendi bireyci cikari icin kullanan bir hainin partinin adaletinden ve hesap soruculugundan kurtulamadigini anlattilar.
Ve ben M. Ali Elalmis yoldasimi du­sundum. Nasil ve nerede vuruldugunu dusundum. Kendisini alcakca katledenle­re nasil haykirdigini dusundum. Birlikte yaptigimiz silah dolu illegal gece yuruyus­lerini dusundum. Sira sira dizilmis emekci kokenli Partizanlarin silah tasiyan yuruyu­sunu dusundum. Dogdugu topraklardan savastigi topraklara sayisiz illegal gecisle­rini dusundum.
Onu Amed’den bilirim!
Mehmet Ali yoldasin, beyni paranin kirli rengiyle kirlenmis karsi devrimciler karsisinda haykirisini, yigit ve mazlum se­sini duyuyorum. “Alcaklar beni vuracak-saniz vurun! Eger beni durduracaginizi dusunuyorsaniz aldaniyorsunuz. Beni vu-racaksaniz hodri meydan! Beni vurmazsa­niz, namertsiniz!” Onun bas egmez halini goruyorum. Boyun bukmez, direngen tavrini bilirim. Onu Amed’den bilirim. Onu, yigit halkin yurekliliginden bilirim. Iskencehanelerdeki yigit sesinden tanirim. Onu zalime boyun egmez Partizan tavrin­dan bilirim.
Yasami gibi olumu de sessiz insanlarin olumu gibi oldu. Simdi onu, omuzlarinda tasiyan iscilerin, ofkeli hamallarin, sessiz
kalabaligin derin ve sessiz yuruyusunde goruyorum. Onu simdi, omuzlarinda tasi­yanlarin arkasinda yuruyenlerin arasinda sessiz illegal yuruyusunde goruyorum. “Ben olmedim” diye haykiran yigit sesini duyuyorum. Onu evsiz, yurtsuz, kimsesiz, adressiz kalabaliklar arasinda goruyorum. Onlarin arasinda ona sarilmak istiyorum. Ve onlara Mehmet Ali yoldasi, yigit Parti­zani anlatmak onun dinmeyen ofkesini gokyuzune haykirmak istiyorum. Onu surgun yiyen, gidip de donmeyen, dilini konusamayan emekcilere anlatmak isti­yorum. Oturup bagdas kurmus gerillala­ra, koylere sessiz gece yuruyusu yapanla­ra, dusmana ansiz baskin yapan yoldasla­ra anlatmak istiyorum. Yoksul damsiz Kurt emekcilerine yoksulluktan, kolelik­ten kurtulusun konusmasini yapan gerilla­lara anlatmak istiyorum.
Seni en cok anlayacak olan, yurekleri ofke dolu, sessiz gece yuruyusu yapanlara anlatmak, seni yuregime gommek, donup Amed’e anlatmak istiyorum.
(Dersim’den bir yoldasi)

 

2362