Pazar Ağustos 20, 2017

Evet, haklısın Saygı Öztürk! “Aliboğazı’na girmesi de, çıkması da zor”

Kemalizm’in iflah olmaz, faşizmin “sol kanadı”nın yayın temsilcisi Sözcü gazetesinin Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk, gazetenin dünkü sayısındaki köşesinde, Dersim’de 6 gün süren ve TSK’nın 2 askerin yaşamını yitirdiğini söylediği (ama bölge halkının anlatımı TC ordusunun kaybının daha fazla olduğu) Aliboğazı operasyonunu yazdı. Havsalası gerillanın 6 günlük direnişini pek almayan Öztürk, yazısında aynı zamanda bir gerçeğe işaret etti: “Güvenlik güçleri teröristlere en büyük kayıpları burada verdirir ama şehitler de buralarda olur. Aliboğazı’na, Kutuderesi’ne girmesi de, çıkması da zor.”

On yıllardır TC ordusunun başına beladır Aliboğazı…

Çünkü haklılığın, inancın, ezilmişliğin ve tarihi değiştirecek halk kitlelerinin öncü güçlerini, silahlı ordusunun savaş deneyimini barındırır içerisinde…

“Terörizm” ve “PKK korumalığı” kodlamasına dair…

Coğrafi olarak özel olarak seçilmiştir Aliboğazı, keza Öztürk de yazısında bu noktaya şöyle dikkat çekmiş: “Kutuderesi’nden Aliboğazı’na, Masumpark Deresi’nden geçilir. Dere tabanının deniz seviyesinden yüksekliği 700 metreyi bile bulmazken, aynı yerin tepeleri 3 bin metreyi geçer. Geniş dere tabanından 5-6 kişi rahatlıkla yan yana yürüyebilir. O yüzden dere tabanının askerler arasındaki adı ‘Londra asfaltı’dır. Aliboğazı’nın 20-30 giriş yeri vardır. Çok sarptır. Oradaki arazinin bu yapısına ‘ters kompartıman’ denilir. Yani siz bir dağ olduğunu görürsünüz ama o dağa gidebilmek için çok sayıda dağı geçmek zorundasınız. Her taraf meşe ormanıdır.”

Dersim’in doğasına düşman olduklarını, ormanlarını her fırsatta kesip yaktıklarını sayısız kere ifade eden, bunun için eylemler yapan çevre örgütlerinin dikkat çektiği bu duruma dair operasyona giden timlerin yanında mutlaka hızar bulundurduğuna, bunlarla operasyon döneminde rahat geçiş sağlamak için ağaçlar kestiklerini söyleyen Öztürk, bunun da bir işe yaramadığını ifade ediyor ve “Uçurumlardan, mağaralardan oluşan bölgeye 3-4 tugay askeri soksanız kaybolur” diyor.

Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist (TKP/ML)’ye bağlı Türkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO)’nun Dersim’de “etkili olduğuna” dikkat eden Öztürk, devlet dilini kaleminden akıtarak “son yıllarda PKK ile birlikte hareket ediyor. Bazı yerlerin tutulması görevi TİKKO’ya verilmiş. Açıkçası PKK, kendi güvenliklerini bu örgüte aldırtıyor” söylemiyle TİKKO’yu “taşeron örgüt” olarak kodlamaya çalışıyor.

Öztürk’e yanıldığını anlatarak, elbette onu ikna etmeye çalışmayacağız. Çünkü ülkedeki sınıf mücadelesini, sınıfları yok sayarak; muhalefet yapılacaksa “AKP düşmanlığı” ile (ki buna rağmen bugün halk düşmanlığında işbirliği içerisindeler) sınırlı tutan revizyonizmin temsilciliğini ırkçılık ve erkeklikle en önde taşıyanlardandır o da… Doğal olarak ülkede verilen silahlı mücadeleyi, hele de devrim iddiasını ve görevini hala omuzlarında taşıyan komünist bir örgütün silahlı mücadelesini manipüle etmek de onun görevi…

Kemalist faşist diktatörlüğün bugün AKP ile cilalandığı bir ülkede en küçük demokratik hakkın dahi silahlı mücadele olmaksızın alınamayacağı/korunamayacağı halihazırda ortadayken, silahlı mücadelenin Türkiye açısından ihtiyacı ve kaçınılmazlığını, “terörizm” olarak sıfatlandırması bundan…

Irkçılık, milliyetçilik ve din motifleriyle bilinçleri çarpıtılan geniş Türk/Türkleştirilmiş, Müslüman/Müslümanlaştırılmış halk kitlelerinin nezdinde “terörizmin temsilcisi” olarak kodlanan PKK’nin (eskiden “terörizmin temsilcisi” olarak kodlanan silahlı örgüt ASALA’ydı ve TİKKO, ASALA’nın devamcısı olarak ‘Ermeni örgüt’ olarak adlandırılıyordu) “korumalığını” üstlendiğini belirterek, halk ordusunun aynı kitleler nezdinde mücadelesinin “terörizme” denk düştüğünü anlatması da…

Bu durum, aynı zamanda Kürt ulusal özgürlük mücadelesi yürüten PKK ile yan yana gelen, yer yer birlikte mücadele veren komünist devrimci bir örgüte kesilen “fatura”dır! Ancak komünistler açısından hem ASALA hem de PKK örgütleri ile kesilen bu tür “faturalar” ancak şeref nişanesi olabilir!

TSK ve Öztürk’ten operasyona dair bilgiler

TSK ile içli-dışlı olması itibariyle kimi bilgileri rahatça edinebilen Sözcü’nün Ankara temsilcisi Öztürk, TC ordusundan edindiği bilgilerle operasyona dair kimi ayrıntılara da yer veriyor yazısında. Keza benzer bilgiler, TSK’nın bugün Aliboğazı operasyonuna ilişkin yaptığı açıklamasıyla da uyuşuyor.

TSK tarafından yapılan açıklamada Şehit Piyade Er Nazmi Yıldızlı-26 Operasyonu adı verilen operasyonun, Aliboğazı deresinde keşif faaliyeti yapan İnsansız Hava Aracı (İHA) ve İnsanlı Keşif Uçağı (İKU) tarafından ısı kaynaklarının tespit edilmesinin ardından 24 Kasım tarihlerinde başlatıldığı, 28 Kasım günü de 3 gerillanın şehit düşmesinin ardından sonlandırıldığı (ancak yerel kaynaklar çatışmaların yoğun bir şekilde 29 Kasım sabah saatlerine kadar sürdüğünü ve askerin bölgeyi bombaladığını aktarıyor) belirtiliyor.

Burada İKU’lara dair bir dipnot düşelim: Açılımı King Air 350 Tipi İnsanlı Keşif Uçağı olan 5 İKU, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ile kurduğu temaslar sonucu çok ciddi meblağlar karşılığında Türkiye’ye kiralanmış olup, ilki Temmuz 2012’de teslim edilerek Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na ait Malatya üslenmesine konuşlandırılmıştı. İKU’lar 2013’te Bingöl M Tipi Hapishane’den firar eden 18 PKK’linin yakalanmasında kullanılmış ve bu süreçte İKU’ların bolca “Eşkâl bile çiziyor” şeklinde propagandası yapılmıştı. 30 bin feet, yani yaklaşık 10 km yüksekliğe kadar çıkabilen İKU’lar; topladığı istihbaratı kriptolu hatlar aracılığıyla hem bölgedeki üslere hem Ankara’ya hem de -genelde bu kısım es geçilir- kiralandıkları ABD askeri üslere iletiyor. Uçakta, FLIR adı verilen kızılötesi gözlem podu yer alıyor ve mevsimlerden çok etkilenmeyen bu cihaz ısı enerjisini hassas sensörlerle ölçerek bilgisayar ekranında renkli görüntüye dönüştürüyor.

Maddi anlamda oldukça yüksek meblağlar ödenerek kiralanan bu araçlar, Sözcü yazarının da belirttiği gibi yeterli sayıda olmadığından şimdilik devletin hazırlık yaptığı büyük operasyonlarda kullanılıyor genellikle…

İfade edemedikleri gerçek; diz çökmeyenlerin destansı direnişi…

51. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı yani Ovacık’ta konuşlanan bir tugay askerin yürüttüğü operasyonda (Sözcü yazarının belirttiğine göre) ilk olarak hava operasyonlarında 5 gerillanın şehit düştüğü, diğer 3 gerillanın ise bu operasyonlardan sağ kurtulduğu ancak daha sonra asker ile yaşanan çatışmada ölümsüzleştiği aktarılıyor. TSK da, Sözcü yazarı Öztürk de yalnızca iki askerin yaşamını yitirdiğini belirtiyor ancak yerel kaynaklar bu sayının çok daha fazla olduğunu belirtiyor. Aliboğazı’na on yıllardır giriş yapamadığı için her geçen yıl kinlenen ve geçen sene de kış aylarında buraya giriş yapmak için operasyon düzenlediğinde kayıp vererek geri kaçmak zorunda kalan TSK’nın böylesi kapsamlı ve günler süren bir operasyonda yalnızca 2 kayıp vermeyeceği, genellikle de kayıp sayısını gizlediği bilinen bir durum…

Düşmana kayıp verdiren TİKKO gerillalarının, bunu yapmaları Öztürk’e oldukça garip gelmiş olacak ki yazısının başlığını bile “Askerlerimizi başka bir örgüt şehit etti” şaşkınlığıyla (ki bu bile “masum” bir his değil, hedef göstermenin, TİKKO’ya yönelik “terörist” kodlamasını güçlendirmenin bir aracı) atıyor ve “Yani, PKK’nın değil TİKKO’lu teröristlerin ateşi sonucu şehitlerimiz oldu” diye belirtme ihtiyacı hissediyor.

Ne TSK’nın ne de Sözcü yazarı Öztürk’ün ifade edemediği en önemli nokta tam da burası aslında… Çünkü bunu ifade ettiklerinde emperyalistlerin desteği ve son teknolojik donanımlı uçakları, teçhizatları ve bir tabur asker ile girmeye çalıştıkları Aliboğazı’ndan yine kayıp vererek ve yine elleri boş döndüklerini anlatmak zorunda kalacaklar.

6 gün boyunca süren bir operasyonda can bedeli Aliboğazı’nı koruyan gerillanın destansı direnişini de ifade etmek zorunda kalacaklar!

Oysa devlet de, TC ordusu da, Proletarya Partisi’ne dönük kinini her fırsatta kusan Sözcü-Aydınlık çizgisi de şunu çok iyi bilir ki; bir kırma ile Vartinik’e tırmanan İbrahim Kaypakkaya’nın, “Başımıza ne gelir değil, düşmanın başına ne getiririz” diyen Mehmet Demirdağ’ın önderlik ettiği halk ordusu, yenilgilerine karşın asla diz çökmemiş-düştüğü yerden yeniden ayağa dikilmeyi bilmiştir. Marksim-Leninizm-Maoizm’i rehber edinen, Demokratik Halk Devrimi yolunu döşeyen halk ordusu faşizme siper olan nice Hasan/Aşkın’ın, Ersin/Hakan’ın, Murat/Tuncay’ın cesaretiyle, diz çökmezliğiyle yoluna devam edecektir!

Bu da böyle biline!

Bir Partizan

13790

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelismelere iliskin politik aciklamalarin yazilar.  

Son Haberler

Sayfalar

Partizan'dan

Ermeni Yetimhanelerinden; Filistin’e-Karabağ’a-Hayastan’a, Kürdistan’a-Rojava’ya Uzanan Bir Devrim Tarihidir General Martager

Tarihin en karanlık yerlerine gömülmek istenen mazlum Ermeni halkının isyan çığlığıdır Martager yoldaş. DAİŞ faşistleri tarafından köle pazarlarında satılan Ezidi kadınların kurtuluş öfkesidir.

“Ancak çölde yaşayabilirler” diye emir yağdıran İttihat Terakkicilerin devamcı ve takipçileri olan DAİŞ çetelerinin soykırım saldırıları  başladığında Ermeni halkının derin tarihsel acılarına tutunarak Rojavaya uzandı.

TKP/ML Örgütlenme Komitesi;“Partimizin Seçkin Üyesi, Tikko Rojava Komutanı Nubar Ozanyan (Fermun Çırak) Yoldaş Ölümsüzdür! Onun Mücadele Azmi Ve Kararlılığı Daima Yolumuzu Aydınlatacaktır!”

Bütün yaşamını partimizin gelişip güçlenmesi ve Demokratik Halk Devrimini gerçekleştirmeye adayan Nubar Ozanyan yoldaşı kaybetmenin acısı içindeyiz. 14 Ağustos 2017 tarihi, hüzün ve kahramanlığın günü olarak hep anılacaktır.

Nubar yoldaş, partimizin değerli bir üyesi ve Rojava'daki TİKKO birliğinin komutanlarındandı. Parti içinde kullandığı Orhan (Armenak Bakırcıyan) ismini ise, partimiz kadrolarından Orhan yoldaştan almıştı ve yoldaşımızın anısını savaş cephesinde de yaşatarak silah elde toprağa düştü.

NUBAR OZANYAN YOLDAŞ, Seni unutmayacağız,yaşamımıza örnek alacağız

“Gerici güçlere karşı sıcak mücadelenin en üst mertebeye ulaştığı bir alanda bir yoldaşı daha kaybettik. Bir yoldaşı daha devrim şehitleri kervanına uğurladık. Nubar Ozanyan Yoldaş’ı! Nubar Yoldaş, (kod adıyla Orhan Bakırcıyan) Rojava’da karşı devrimin tüm gerici güruhlarına karşı verilen onurlu savaşta 14 Ağustos’ta şehit düştü.

Bize devrettiğin mirası büyütecek, savaş içinde yaşayacak, seni savaşımızın kızıllığında yaşatacağız!

Partizan,"Rojava komutanı Orhan yoldaş; Elinde hep yükseklerde tuttuğun kızıl bayrağı daha yükseklere taşıyacağımızdan, sınıf düşmanlarımıza karşı amansız savaşımızı yükselteceğimizden, tüm dogmatik, bürokrat, tasfiyeci akımlara karşı tıpkı senin gibi uzlaşmasız mücadele edeceğimizden emin ol!" 

 

 "Bize devrettiğin mirası büyütecek, savaş içinde yaşayacak, seni savaşımızın kızıllığında yaşatacağız! Nubar Ozanyan’ın yoldaşları olmaktan gurur duyuyoruz..."

"Nubar Ozanyan’ın yoldaşları olmaktan gurur duyuyoruz...

Rahat uyu ey ihtilalin oğlu, halkların kardeşliğinin komünist yoldaşı!

2005 yılında Ermeni Soykırımı’nın 90. yılında Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) heyeti olarak Nubar yoldaşın Ermenistan’daki evinde yaklaşık 2 hafta konaklama şansına sahip oldum. Her ne kadar Ermenistan devlet bakanları bizleri Ararat Hoteli’nde ağırlamak için bu oteli tahsis etmek etseler de, bizler heyet olarak Nubar yoldaşın evinde kalmaktan yana tercihimizi kullandık. Kaldığımız bu iki hafta içinde kendisiyle birçok konuda kapsamlı sohbet etme şansına sahip olduk ve orada yürüteceğimiz faaliyetler noktasında birlikte plan yapma imkanı bulduk.

TKP/ML TİKKO Rojava Komutanlığı: “Nubar yoldaş’ın mücadelesi sınırsız ve ölümsüzdür”

“Devrimin mütevazı sessiz generali”

“Sizler ki o kadar gözyaşı ve acı görmüşsünüz

Nasıl da başardınız yüzyıllar boyunca

Kalmayı bu kadar tatlı bu kadar güzel

Dünyaya bu kadar güzel bakmayı”

Silva Kaputikyan                              

“TKP/ML üyesi ve TİKKO Rojava Komutanı Orhan Bakırcıyan( Nubar Ozanyan) yoldaş, 14 Ağustos tarihinde hayatı boyunca savaştığı gibi savaşarak şehit düştü.

Kırdalyan: Armenak Bakır'ın bir emaneti daha aramızdan göçtü

Rojava'da şehit düşen TKP/ML TİKKO Rojava komutanlarından Nubar Ozanyan'ın (Orhan Bakırcıyan) mücadele arkadaşları adına Kristin Kırdalyan, Ozanyan'ı anlattı.

Kırdalyan "Armenak Bakır'ın bir emaneti daha aramızdan göçtü. Bütün ömrünü adadığı sınıf mücadelesi uğrunda azimle çalışan Fermun Çırak yoldaşı Rojava'da kaybettik" dedi.

“Hizipçi” ve “Bölücü” Olan Kimdir?

Hizipçi ve bölücü olanlar, revizyonist çizgide ısrar edenlerdir. Bütün eleştirilere rağmen hatalarını düzeltmeyenler, düzeltmemekte ısrar edenlerdir. Hizipçi ve bölücü olanlar, samimiyetle öz eleştiri yapmak yerine, sadece çok sıkıştıkları zaman, revizyonist özü kamufle edenlerdir. Hizipçi olanlar, kendilerine eleştiri yöneten kadrolardan örgütün imkanlarını esirgeyenler, kendi yağcılık ve dalkavukluk yapanlara bütün imkanları sergileyenlerdir. Hizipçi ve bölücü olanlar, örgüt içinde körü körüne itaati, dalkavukluğu, sırt sıvazlamayı teşvik edenlerdir.

TKP/ML Ortadoğu Parti Komitesi “TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanı Orhan Yoldaş ölümsüzdür!”

TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanı Orhan Yoldaş ölümsüzdür!

Katledilgimiz suruçla çoğaldık(*)

“Başkaları için kendinizi unutun, o zaman sizi de hatırlayacaklardır.”[1]

Emekçiler işsizler yoksullar nerede?[1]

“Başkasının hayallerine tutsak olursanız belanızı bulursunuz.”[1]

Maltepe sahilindeki miting alanına açılan yollardan birinin kenarında durmuş, önümüzden akan kalabalığı izliyoruz. Kadın-erkek, çoluk-çocuk, İnsan seli. Etkileyici… Ellerinde Türk bayrakları, “adalet” pankartları, Mustafa Kemal’li sancaklar. Bulutsuz, sıcak bir yaz günü, bir pikniğe, deniz kenarında hava almaya gidiyormuşça bir gamsızlık, bir neşe… Arada bir - bizim gibi miting kıdemlilerinin hemen fark edeceği bir acemilikle- slogan atıyor, hemen ardından aralarında koyulttukları ikişerli-üçerli sohbete dönüyorlar.

Sayfalar