Pazar Ekim 22, 2017

Kapitalizmin Kabulenebildiği Devrim Mümkün mü ?

Komprador burjuvazinin korkusu rojavada olmanız değil kapitalizmin emperyalizme yaptırabildiklerinden.

Her halde edebi değildir.

Bundan sonra ne olacak ?

Hizip, statükocu falan filan derken bundan sonra ne olacak ?

Herkesin aklında bu soru.

Aslında olacak olan belli.

Proletaryanın mahpus tarihi değişmeyecek.

Astlarında darbe yiyenler işi daha sıkı tutacak.

Üstleri yaratanın neler olduğunu görmeyenlerde napolyona devrimi devr etmeyeceğini zanneden fransız proletaryaları gibi bir süre daha özgür yaşayacak.

Hayata birazda anarşistce bakmak mı gerekir ne.

Olacak olan bu.

Ee... filmin sonu belli olduğuna göre tadı da kalmadığına göre gelin en iyisi bizde daha ulvi bir amaçla yolumuza devam edelim.

Devrimde/ teoriden kaçan bazı proletaryaların dedikodusuyla.

Bilirsiniz bazı proletaryaları grup içerisinde ( kapitalizmin sermayederi - proletaryanında proletarya yüzerinde ) fetişizm kurduğuna ikna edemiyorsunuz.

Onlara göre grupların ( kapitalizmle sermayederlerin - proletaryayla proletaryanın ) ilişkiside genel geçerlilik kuramına sahip.

Gruplar birbirlerine hasımsalarda grup içerisinde herhangi bir sorun yoktur.

Her iki grubun ortaklaştığı tek nokta ise abd, ingiltere ... kapitalizminin ( tekellerinin, metalarının, hegomanyalarının ... ) dünya yüzerindeki oranlarıdır.

Sürekli bu oranları verirler.

Kimseninde tel örgülerin, bayrakların olmadığı bir dünyada yaşamadığını, kapitalizmin tek sahibininde sermayederler olduğunu kontrolü de asla yitirmediğini hatırlatırlar.

Çelişkilerin artmasıda ( kapitalizmin ihtiyaçlarından değil ) ya yapısaldığındandır ya da siyasetin başarısızlığındandır.

Halbuki söyledikleri her şeyde dünya yüzerindeki kapitalizm oranının ve ihtiyaçlarınında arttığının ispatıdır da.

Feodal dünya karşısında kapitalizmin daha belirgin hale gelmeye başladığının ... 

Ağalar, paşalar, proletaryalar, köylüler ... ne kadar el sıkışırsa sıkışsınlar birinin olduğu yerde diğerin yaşayamayacağının ...

Savaşlarında sınırlar kalkmıyor, kimsede bir yere elini kolunu sallıyarak gitmiyor diye çıkmadığının ...

Sermayederlerin, proletaryaların, ülkelerin ... metanın serbest dolaşımı için savaşlara sürüklediğinin ispatıdır da.

Tüm bunlara rağmen

Bazı proletaryalar kendilerinin, sermayederlerin, ülkelerin .... yüzerinde kapitalizmin tanrılaşan bir şey olduğunu söylemezler.

Ekonominin siyaseti biçimlendirebildiği gerçekliği taktiksel davranışlarından başka bir şeyi değiştirmeyeceğini bilselerde ..

Yine de söylemezler.

Sırf:

Sermayederler gibi kendilerininde değişikliğe zorlanmasını kabul edememelerinden.

Direnç karşısında da kapitalizmin doğası gereği metayı kimin ürettiğine bakmadan metanın serbest dolaşımıyla ilgilenmesinden ...

Sosyalizminde serbest meta üretmesinden ....

Kapitalizmin kabulenebildiği bir devriminde mümkün olduğunu red ederler

Devrimin / teorinin kaçkın proletaryalar haline gelirler.

Komprador burjuvazinin korkusu rojavada olmanız değil kapitalizmin emperyalizme yaptırabildiklerinden.

Her halde edebi değildir.

303

Rojava'da 40 gün -1.bölüm

En son Yerevan'dan görüştüğümüzde "bizim Rojava'daki durumumuzu görmek için muhakkak gel her şey burada çok güzel, Parti teşkilatımızın Rojava'da saygınlığı ve halk tarafından sempatisi var" demişti. “Sen yeter ki gel, istediğin yerde seni karşılarım" dedikten sonra Ağustos ayında "muhakkak geleceğim" demiştik ve sözleştik. Zamansız, hiç beklemediğim bir anda çalan telefonumdan gelen haber ile yıkılmıştık.

Diyarbakır zindanının solduramadığı bir “beton gülü”nü,Zeynep’imizi kaybettik. (Erdal Emre )

Kahkaha ve gözyaşı ortağın Delço ile birlikte Cumartesi günü ziyaretine gelecektik. Öyle anlaşmıştık...

On-altı yıllık direnç rezervlerinin sonlarına yaklaştığın biliniyordu. Ama onca yıl dayanan yaşama coşkun bir zaman daha dayanır sanıyorduk. Biraz da bu nedenle ağırdan aldık... Bağışla..!

NUBAR OZANYAN YOLDAŞ

KARAR, İNANÇ, VE MÜCADELENİN SİMGESİYDİ

Rojava’da şehit düşen Nubar Ozanyan Yoldaş ardında köklü ve derin izler bırakmıştır. Hem karşı devrime karşı açıktan verdiği mücadelede, hem de parti içindeki her türlü anti-MLM akımlara karşı örnek bir duruş sergilemiştir. Bunun sonucu yeraldığı saflarda mücadelenin, kararın, inancın, azmin simgesi olarak öne çıkmıştır. Ve sonuçta parti şehitleri mertebesinde yerini almıştır. Şehit düşmüşse ve mücadele ettiği saflardan bedenen kopmuşsa da, verdiği mücadele sonucu yarattığı zengin değerleri yoldaşlarına devretmiştir.

Emeğin mirasçısıyız: Özden Çiçek

Felsefe tarihine ilişkin okumalar yapıldığında sayısız önemli kaynak kitapların yanı sıra,  bir dönemin en çok okunan (bestseller) felsefe kitapları listesinde Sofie`nin Dünyası adlı felsefi romanına da  rastlamışsınızdır. Felsefe kitaplarına olan ilginin  başladığı ilk dönemlerde  Sofie`nin Dünyası romanının pek çok kişide bıraktığı etki önemlidir. Asıl önemli olan ise kitabın önsözünden önce Johann Wolfgang von Goethe (1749-1832)`ye ait olan meşhur sözüdür. Nice sözler vardır söyleyemediklerimizi bir çırpıda anlatıveren, nice sözler vardır bizleri ayağa kaldıran.

Ekonomi ve siyaset

Siyaset mi ekonomiyi belirler, ekonomi mi siyaseti belirler, hep tartışılır olmuştur. Burjuva düşünce sahipleri, siyasetin ekonomiyi belirlediğini ileri sürerken, Marksist-Leninist-Maoist (komünist) düşünce sahipleri, ekonominin siyaseti belirlediğini savuna gelmişlerdir. Doğru olanda bu son yaklaşımdır.

Kürtler bağımsızlık dedi

25 Eylül 2017 tarihinde Irak Kürdistan'ın da yapılan referandumla Kürt Ulusu bağımsızlık için ilk eşiği geçmiş oldu. IKBY'nin aylar öncesi ilan ettiği referanduma katılım oldukça yüksek oldu. Oy hakkına sahip seçmenlerin %91'nin evet oyuyla geçilen eşik yaratılmak istenen tüm manipülasyonları da yer bir etti.

Kapitalizm Vahşettir

Faşist Türk devletinin artık gizlemeye gerekesinim duymadan, işkence fotograflarını basına servis etmesi, ve iktidar yanlısı faşist basının ise bunları “ovücü” ve bir “zevk aracı” olarak sunmaları, kapitalizmin çürümüşlüğünün resminden başka bir şey değildir. Ayrıca, bu tür görüntüler ilk defa ne Türk devletince servis ediliyor ne de İŞİD vasıtasıyla, ne de CİA/Pentagon’un Ebu Gureyp’inde…

TKP/ML-TİKKO Gerillaları ile röportaj: “Partimiz ilkeleri üzerinden yükselerek, düşmandan hesap sormaya devam edecektir!” -2-

“Temel meselemiz ideolojiktir, devrimciliğe dairdir!”

- Son olarak “Ortada bir yıldır merkezi bir önderlik yoktu” dediniz. Biraz daha açar mısınız?

SERDAR CAN’A.. Artin CAN yoldaşa...

Kaypakkaya geleneğinin son yıllarda kaybettiği seçkin, aydın, entelektüel, örgütleyici bilge özellikleriyle tanıdığımız Serdar(Artin) CAN’ın şahadet haberi ile sarsılıyoruz. Bir kez daha yıkılıyoruz.

Çetelere karşı şehadet haberlerinin Ağustos sıcaklığında dalga dalga gelirken, ilkin komutan Ulaş BAYRAKTAROĞLU, ardından Nubar OZANYAN, Gökhan TAŞYAPAN ve bu gün Serdar CAN’ı yıldızlara, Nubar OZANYAN’ın yanına uğurluyoruz.

İflah olmaz oportünistlere bir öğüt: “Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün”

Bu söz Mevlana Celâlettin Rumi tarafından yüzlerce yıl önce söylenmiştir. Sözün ya da deyimin doğruluğu aradan geçen zamana karşın güncelliğinden ve anlamından bir şey kaybetmemesinde yatıyor.

Politikasızlık-hareketsizlik yenilgiyi yaratır!

Dünyada ve ülkede siyasal-ekonomik kriz ve hâkim sınıfların yönetememe sorunsalı çerçevesinde şekillendirdiği politikalar ezilenlere yönelik saldırganlaşmaya devam ederken bu krizi oluşturan faktörleri sadece sömürücülerin yönetememe krizi açısından ele alamayız.

Diyalektiğin temel yasaları burada da karşımıza çıkmaktadır, hâkim sınıfların içerisinde olduğu, kriz halinin ezilenlerin mücadelesi ile bağlantısı alenidir. Yaşamda hiçbir olay kendiliğinden gelişme gösteremez, zıtların birliği ve mücadelesi gelişen olayları ve yönünü belirler.

Sayfalar