Salı Eylül 26, 2017

Komünizm

Burada, komünizmi incelemeyeceğiz, ama, kısaca, olacak olanları, Marx ve Engels’in söylem ve öngörülerinin ışığında, içinde yaşadığımız koşulları da dikkate alarak, komünizmin bir ütopya olmaktan çıkıp gerçek olacağını yinelemek istiyoruz.

İçinde yaşadığımız emperyalist-kapitalist kaos sisteminin, bireylere umutsuzluk verdiği bir koşulda, kaybedecekleri hiç bir şeyi olmayan milyonlarca işçinin komünizmin ilkelerini yaşama geçirmelerinin de kaçınılmaz olduğunu söyleminin ütopya olmadığı, işçilerin kendi yaşamları ve üretimleri kadar gerçektir.

Bize göre komünizm, ne yaratılması gereken bir durum, ne de gerçeğin ona uydurulmak zorunda olacağı bir ülküdür. Biz, bugünkü duruma son verecek gerçek harekete komünizm diyoruz. Bu hareketin koşulları, şu anda varolan öncüllerden doğarlar1

Marx-Engels bunları yazdıkları tarih 1845. Üzerinden tam 171 yıl geçmiş. Kapitalist sistem gelişti, yeni bir evreye, emperyalist aşamaya geçti. Üretici güçler muazzam denecek düzeyde gelişti. Yani, komünizmin gerçekleşmesinin tüm maddi (üretim ve üretim araçları) koşulları olgunlaştı. Geriye, işçi sınıfının harekete geçmesi kaldı.

Komünist toplumun en ayırt edici özelliği;  komünal (kollektif) oluşudur. Her toplumun karakterini belirleyenin, o toplumun sahip olduğu üretim ilişkilerinin niteliği olduğundan, komünist toplumun komünal olmasının niteliğini belirleyenin de sahip olduğu toplumsal (komünal) üretim ilişkileridir. Bu sonuncusunun daha yalın anlamı; toplumu meydana getiren bireylerin, toplumun ortaya çıkardığı yükleri tek başına (bireysel) olarak yapmak zorunda kalmak yerine, kollektif olarak yapması, sorunların çözümünü ortaklaştırmasıdır. 

Kapitalist toplumda üretim toplumsaldır. Fabrikalarda ve iş yerlerinde (bütün üretim alanlarında) işçiler ortaklaşa üretirler. Ama ürettiklerinin üzerinde söz sahibi olmadıkları gibi, onu ortaklaşa üleşemezler de. Kapitalizmde üleşim bireyseldir. Kapitalist toplumsal üretimin sahibi, fabrika ve iş yerleri sahibi olan burjuvalardır. Komünist toplumda ise, bunun tersi olarak toplumsal (kollektif) olan üretim yine kollektif olarak bölüşülecektir. Çocukların bakımı kollektif olacak, evinin yapımı, mesleki eğitimi ve çalışma yaşamı, yiyeceği ve içeceği vs. Yani, insan yaşamının her alanı ortaklaşa olacaktır. Sorunlar bireylerin tek başına sırtlarına yüklenmesi yerine, o sorunları bütün toplum üstlenerek, insan insan olduğunun ayırdına, düşünce ve pratiğiyle o zaman varacaktır..

Kapitalist toplumda, bireylere özgü sorunları toplumsal üretim biçimi yaratmasına karşın, çözümü kollektif olmayıp bireysel olmaktadır. Bu, milyonlarca insan içinde yaşayan bireyi yalnızlaştırmakta ve toplumdan soyutlamaktadır. Bu, aynı zamanda, insanın kendine ve topluma karşı yabancılaştırılmasıdır.

Kapitalist toplumda insanın toplumsal üretime katılması sağlanmış, ancak, o üretimden ihtiyaçları oranında pay alması engellenmiştir. Payın büyük bölümü sadece üretim araçlarını elinde bulunduran burjuvazinin almasına izin verilmiştir. Ancak, kapitalist toplumun ortaya çıkardığı bütün sorunlar ise bireylere bırakılmıştır. Birey, toplumun bir üyesi olmasına karşın, toplumsal nedenlerle ortaya çıkan sorunların üstesinden tek başına gelmekle karşı karşıya kalmıştır. Bu ise, bireyin ölene kadar sırtında taşıyacağı korkunç bir yük olarak kalmaktadır. İnsan dünyaya mutlu olmak için değil, bir avuç burjuvaziye ücretli köle olarak hizmet etmek için gelmiş oluyor. İşte komünist toplum bunu tersine çeviriyor. Toplumun ezici çoğunluğunun bir avuç bireye hizmet etme yerine, kendi toplumsal ve bireysel yaşamını ortaklaşa düzenleme ve yeniden üretmek üzerine oluşturur. Kapitalizm ile komünizm arasındaki en temel ayırtedici nokta burasıdır.

Komünizm, insanın insanı ezmesini ve sömürmesini ortadan kaldırır. Bunun için öncelikle, toplumsal üretim araçlarının bütünüyle toplumsallaşmasını sağlar. Toplumsal üretim araçları üzerinde gerçekleştirilen toplumsal üretim yine toplumsal olarak bölüşülür. Bu da toplumu oluşturan tüm bireylerin gereksinimi oranında bir üleşimdir.

Kapitalist toplumda yaşam (üretim) araçları bireylerin (zenginlerin) elinde toplanır. Ancak, üretim araçlarından yoksun ezici çoğunluk ise, üretim araçlarına el koyanların ücretli kölesi haline getirilir. Komünist toplumda bunlar söz konusu olmayacaktır. Daha sosyalizm zamanında üretim araçları sosyalist devletin elinde olacaktır. Komünizm de ise üretim araçları bütünüyle toplumun malı olacaktır. Çünkü komünizmde devlette olmayacaktır. 

Komünizmde insanlar, sınıfsal, dinsel, ulusal, ırksal ve cinsiyetçi kimliklere bölünmeyecektir. Komünist toplum bütünüyle bunlardan arınmış olacaktır. Çünkü, bu bölünmüşlüğü yaratan tüm ekonomik yapılar tasfiye edilmiş ve toplumu doğa ile uyum içinde yaşatan bir ekonomik sistem inşa edilmiş olacaktır.

Kapitalist toplumda, bireyin işsiz kalması, aç kalması, evsiz kalması, hastalandığında bakımsız kalması ve çocuklarını büyütmesi, okutması kendi (bireyin) sorunu olarak görülür. Kapitalist devletin yasaları da bu doğrultudadır. Komünist toplumda ise, bu sorunlar bütünüyle toplumun ortak sorunu olacaktır. Eğer bir açlık varsa, bu sadece bir kişinin açlığı değil, toplumun aç kalmasından kaynaklı olabilecektir. Toplum bireylerinden biri aç yatarken komşusu tok yatamayacaktır. Tokluk paylaşıldığı gibi açlıkta paylaşılacaktır. Kısacası, komünist toplumda birey, asla kendi başına bırakılmayıp, onun sorunları toplumun sorunları olacaktır. 

İnsanlar, kapitalist toplumda olduğu gibi, iş, aş, çocuk büyütme, okutma, konut sorunu, sağlık sorunlarını karşılama vb. ile baş başa kalmayacaktır. Herkesin evi ve işi olacaktır. Ücretli kölelik daha komünizmin ilk aşaması olan sosyalizm de kaldırılmış olacağı için, komünizm de ise iş-çalışma, bütünüyle bir zorunluluk olmaktan çıkıp, doğal yaşamın ve kendini üretmenin zevkli bir parçası olacaktır.

Komünist toplumda bireysellik olmayacağı anlamına gelmez. Toplumsal özgürlük ve ortaklaşa yaşam, özgür bireysel yaşamın garantisi olacaktır. Toplumsal özgürlük olmadan bireysel özgürlük olamaz. Bireysel özgürlük tamda komünal sistemde yaşanacaktır. Birey, her alanda kendini özgürce geliştirme olanağını bulacaktır. Birey, toplumsallığı, kendini kısıtlayıcı değil, geliştirici bir etki olarak görecektir. Kapitalist (özel mülkiyetçi) sistemin bireye yüklediği tüm geriletici, bıktırıcı yükler ve sorunlar ortadan kalkacağı için, bireyin gelişimi, bireyin bugüne kadar yaşamadığı oranda özgürce olacaktır.

Özel mülkiyetçi baskı ve yaptırımlar olmadığında, birey, aşkını, sevgisini özgürce yaşayacak ve ne kendine ne üretimine ne de insana yabancılaşacaktır. Komünist toplumun ahlakı, özel mülkiyetçi sistemin kısıtlayıcı, daraltıcı, bunaltıcı, baskıcı ve köreltici bir ilişki olmaktan çıkıp, insanı her alanda özgürletici ve ufkunu genişletici yüksek düzeyde bir ilişki halini alacaktır.

Kapitalist sistem, “bireyselliği” öne çıkarmasına karşın, o bireyin özgürlüğünü değil, sermayenin özgürlüğünü esas alır ve bireyi sermayenin kölesi durumuna getirir ve getirmiştir. Kapitalist toplumda hiç bir birey özgür değildir. Sahabahtan akşama kadar çalışan, işinden başka bir şey düşünmeyen ve de düşünemeyen ya da iş bulmak ve karnını nasıl doyuracağını düşünen bireyler topluluğu, kapitalist toplumun insan tipidir. Yoğun bir koşuşturmaca, telaş, durmadan daha fazla para kazanma (ücretli işçi asla fazla para kazanamaz) ve yaşamı bununla özdeşleştirme ve sermayenin karını artırmak için koşuşturmanın dışında bireyin kendine zaman ayıramaması ve geliştirememesi, üretilen robotlar gibi tek tip bir yaşam biçimi, kapitalist sistemin insan tipidir.

Kapitalist sistem, savaş, anarşi ve bunalım demektir. Bu toplum içinde yaşayan insanların bu kaos ve bunalımdan uzak durması olası olmadığı gibi, daha derin bir bunalımla karşıkarşıyadır. Aşırı depresyon, stres ve bundan kaynaklı yaygın ruhsal hastalıklar kapitalist topluma özgüdür. Komünist toplumda ise bunlar olmayacaktır. Bireyi ruhsal bunalıma iten ve yalnızlaştıran ekonomik nedenler ortadan kalkacaktır.

Komünizmde meta fetişizmi ortadan kalkacağı gibi; insan, üretimi esas olarak değişim değeri için değil, kullanım değeri için, yani insanların gereksinimi için yapacaktır. Bu bağlamda, insanla insan arasındaki ilişki meta ilişkisi olmaktan çıkıp, insanın insana yabancılaşmasının olmadığı bir ilişki biçimini alacaktır.

İşi, kalacak yeri, aşı, eğitimi, sağlık sorunu vb. gibi temel gereksinimleri garanti olacağından insan, yarınına güvenle bakacak, “ne olur olmaz” diye, gereksiz maddi üretim fazlalığını bireysel mülkiyeti altında biriktirme eyleminde bulunmayarak, onu toplumsal üleşimin içine katacaktır. Ne bir başkasının üretimini çalacak ne de kendi fazla üretimini kendine saklayacaktır. Bireysel anlamda biriktirmenin ve toplumun diğer üyelerinden gizlemenin koşulları ve anlayışları da ortadan kalkacaktır.

Komünizmde çalışmak bir zorunluluk olmaktan çıkıp gönüllülük temelinde olacaktır ve insanlar çalışmayı kendileri için bir işkence değil, zevk aracı, yaşamı yeniden daha iyi bir şekilde üretmenin aracı olarak görecektir.

Marx ve Engels, zorunlu iş bölümünün getirdiği sorunları ve komünizmin ne olduğunu kısaca şöyle özetlerler:

Ve ensonu, işbölümünün bize derhal ilk örneğini sunduğu şey şudur: insanlar doğal toplum içinde bulundukları sürece, şu halde, özel çıkar ile ortak çıkar arasında bölünme olduğu sürece, demek ki, faaliyet gönüllü olarak değil de doğanın gereği olarak bölündüğü sürece, insan kendi işine hükmedeceğine, insanın bu kendi eylemi, insan için kendisine karşı duran ve kendisini köleleştiren yabancı bir güç haline dönüşür. Gerçekten de, iş paylaştırılmaya başlar başlamaz herkesin kendisine dayatılan onun dışına çıkamadığı, yalnızca kendine ait belirli bir faaliyet alanı olur; o kişi avcıdır, balıkçıdır ya da çobandır ya da eleştirici eleştirmendir ve eğer geçim araçlarını yitirmek istemiyorsa bunu sürdürmek zorundadır.” 2

 

Kapitalizm iş bölümünü geliştirerek, insanların tek tip yetişmesini ve birbirine yabancılaşmasını koşullar. Kapitalist toplumda üretimin ve tüketimin tek bir hedefi vardır; sermayenin çıkarlarına hizmet etmek, sermayenin büyümesini durmadan sağlamaktır. Bu nedenle de sermaye insanı tek tipleştirir. Tek tip robot insan yaratmak ve yaşatmak, sermayenin çıkarlarıyla örtüşür. Ama komünist toplum da insan daha farklı olacaktır.

... oysa herkesin bir başka işe meydan vermeyen bir faaliyet alanının içine hapsolmadığı, herkesin hoşuna giden faaliyet dalında kendini geliştirebildiği komünist toplumda, toplum genel üretimi düzenler, bu da, benim için, bugün bu işi, yarın başka bir işi yapmak, canımın istediğince, hiçbir zaman avcı, balıkçı ya da eleştirici olmak durumunda kalmadan sabahleyin avlanmak, öğleden sonra balık tutmak, akşam hayvan yetiştiriciliği yapmak, yemekten sonra eleştiri yapmak olanağını yaratır.”3

Komünizmde, cinsiyet, renk, dil, din, milliyet ya da insanı insana karşı kutuplaştırıcı bölücü, birbirini dıştalayıcı ayrımlar olmayacaktır. Her birey insan, insanı insan olarak değerlendirecek ve kutuplaştırıcı yaklaşımları bir ahlaksızlık ve hatta geçmişte kalmış bir ilkellik olarak ele alacaktır. Komünist toplumda en büyük ahlaksızlık; insanın insana baskı uygulaması, sömürmesi olacağı gibi, aynı zamanda, insanları, cinsiyetlerine, renklerine ve uluslarına (ki, komünist toplumda uluslar olamayacaktır) göre ayrıştırmak olacaktır. 

Komünist toplumda, üretim ve bölüşümden kaynaklı sınıf ve sınıfsal çelişmeler olmayacağı için, sınıf savaşımlarıda, emperyalist ve bölgesel savaşlar gibi toplumsal tarihin gerilerinde kalacaktır. İnsanın insanla savaşımı yerini, insanın doğayla uyumlu savaşımı ve kendini daha yüksek bir şekilde üretme ve geliştirme mücadelesi olacaktır. 

Kapitalist toplum, Engels’in,İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu” adlı eserinde de belirttiği gibi, ne kadına gerçek bir erkeklik, ne de erkeğe gerçek bir kadınlık4 sunabilmektedir. İnsanın insana zulüm ettiği bir sistem yaratan kapitalizm, insana mutluluk değil sadece acı vermektedir. Onun sahip olduğu üretim ilşkileri insanın insanı boğazlamasını üretmekten öte bir şey yapamamaktadır. Komünizm ise, ne erkek kadının ne de kadın erkeğin özel mülkiyeti altında olmayan kadının kadın, erkeğin erkek gibi olduğu, her iki cinsin birlikte özgürce yaşayayabileceği ve birbirini tamamlayabileceği bir ortam sunabilecektir. Düşünen insan, kendisi ve üzerinde yaşayacağı doğal ortamı en iyi şekilde düzenleyebilecek üretim ve koşullara sahip olma yeteneğine sahiptir ve gelinen aşamada üretici güçlerin gelişmişliği de buna uygundur. Hayvanlar kendi doğal ortamlarını nasıl koruyarak yaşayabiliyorsa, düşünen, alet kullanan ve geliştiren insan, bunun daha iyisini yapma yetisine sahiptir. Kapitalizm, insanın bu en temel özelliğini; kendini ve üzerinde yaşadığı doğayı yıkıcı biçime dönüştürmüştür. Sosyalizm kapitalizmin yıkıcılığını yapıcılığa çevirme koşulunu hazırlar ve komünizme evrilir.

Kapitalizm, büyük sanayiyi yaratarak, kadın ve erkeğe ev işlerinin ötesinde toplumsal olarak örgütlenmiş bir üretim süreci yaratarak, her iki cinse daha ileri bir yaşamın ekonomik biçimini yaratmasına5 karşın, özel mülkiyet ilişkilerinin geliştirici bu olumlu yönü, bir süre sonra kendi özel mülkiyetsiz bir topluma dönüşemediği için, insanın kendi ayağını zincirle bağlamasına dönüşmüştür. Komünizm, bu zincirin kırılması ve insanın özgür kalmasıdır.

Insanlık, artık kendine yük olan ve toplumu her yönüyle çürüten bir özelliğe erişen kapitalizmi aşıp, daha ileri bir toplum olan komünizmi kurmakla karşı karşıyadır. Her toplum, kaçınılmaz olarak, kendi içinde yerini alacak yeni bir toplumun tohumlarını da yeşertir. Bu, üretici güçlerin gelişmesi önünde engel olan verili üretim ilişkilerini aşması ve kendine uygun yeni üretim ilişkileri yaratması şeklinde kendini gösterir. Üretici güçlerin gelişmesi üretim ilişkileri engelini eninde sonunda aşar ve kendi gelişimine uygun üretim ilişkileri sistemini koşullar. 

Toplumların diyalektiği bireylerin öznel niyetlerinden bağımsız gelişir. Kapitalizmin savunucuları ne kadar direnirlerse dirensinler, kapitalizmin yıkılmasını ve komünizmin onun yerini almasının önüne geçemeyeceklerdir. 

Toplumsal üretimi gerçekleştiren proletarya,  kollektif yönetimi ve kollektif paylaşımı da gerçekleştirebilme teori ve pratiğine sahiptir.

***

1Marx-Engels, Alman İdeolojisi, sf. 58, 3. Baskı, Sol Yayınları

2Marx-Engels, age, sf. 55

3 Marx-Engels, age. sf. 55

4 Engels, age, sf. 198

5 Marx, Kapital, C.I, 517

13630

Yusuf Köse

Yusuf Köse teorik ve politik konularda yazılar yazmaktadır.Ayrıca 5 adet kitabı bulunmaktadır.Kitablari şunlardır: Sınıflı Toplumdan Sınıfsız Topluma Dönüşüm Mücadelesi, Emperyalizm ve Marksist Tarih Çözümlemesi, Tarihin Önünde Yürümek, Marksizmi ortodoskçca savunmak ve Marksist Düşünce Diyalektiği

yusufkose@hotmail.com

http://yusuf-kose.blogspot.com/

 

Yusuf Köse

Dersim’den İstanbul’a uzanan bir mücadele

Yaşamını yitiren Cumartesi İnsanları’ndan Güzel Şahin’in Dersim’den İstanbul’a uzanan mücadelesini kızı Meral Nergis Şahin, “Ötekileştirilen kim varsa tereddüt etmeden yanına giderdi” sözleriyle anlattı.

“Kaybedilen her çocuk benim evladımdır” diyerek Cumartesi Anneleri’nin 22 yıldır Galatasaray Meydanı’nda verdiği mücadeleye destek veren ve geçtiğimiz günlerde yaşamını yitiren Cumartesi İnsanları’ndan Güzel Şahin’in mücadelesinin altında kendi hayat öyküsü yatıyor.

Faşizm almanyada resmileşti

Özellikle, kapitalizmin 2008 büyük krizinden sonra, Avrupa ülkelerinde iç faşistleşme giderek arttığı gibi, kitleler içinde de güçlü taban bulmaya başladı. Avrupa’nın en bilinen faşist partileri Frans’nın “ulusal cephe”si (FN), Avusturya’nın “özgürlük parti”si (FPÖ) ve Hollanda’nın “özgürlük parti”si (PVV) dir. Bunun yanında, diğer Avrupa ülkelerinde de faşist partiler parlamentoda yerlerini almışlardı.

Sınırsız, mülksüz, ulussuz bir yaşam: Nubar Ozanyan

Gazeteden gördüm seni güneşe uğurlayışımızın haberini...  Aliboğazı şehitlerimizin yokluğunu derin bir şekilde yaşarken seninde aramızdan bedenen ayrılışının acısı eklendi.

Kısa bir haberdi; “Filistin'den Rojava'ya bir Ermeni” başlığıyla verilmişti. Başlığın kendisi ve yanındaki resim ilk andan çok farklı, özgün bir komünistin yanıbaşımızdan ayrıldığını anlatmaya yetiyordu.

Tam sınıf bilinci

Proletaryanın devrim biliminde dikkatli bir okuma yapıldığında “Tam anlama-tam kopuş-tam çözüm-tam sınıf bilinci-tam demokrasi-tam özgürlük-tam hak eşitliği“ vb. kavramlara rastlanır. MLM, ekonomi-felsefe-bilimsel sosyalizm konularında kendi içinde bütünlüklü ve birbiriyle uyumlu olan dünya görüşüdür. Özgürlüğe kurtuluşa geleceğe ait tüm sorunlarda ve konularda kırıntı halinde parçalı, sınırlı hiçbir şeyi talep etmez, mücadele hedefine bunları koymaz.

Ekim Devrimi'nin yüzüncü yılında,öğretileri ve kazanımları

  1. İşçi Sınıfının Öncüsü Olarak Parti:

Ekim Devrimi Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi (Bolşevik) -RSDİP (B) -Bolşevik Partisi önderliğinde gerçekleşmiştir. İşçi sınıfının dünya görüşleriyle donanmış bir öncü parti olmasaydı, Ekim Devrimi gerçekleşemezdi. Bu nedenle, burjuvaziyle proletarya arasındaki sınıf savaşımında, kapitalizmi yıkıp sosyalizmi kurmak isteyen işçi sınıfı; örgütlenmiş ve çelikten bir disipline sahip bir parti olmadan, işçi sınıfı iktidarı burjuvaziden alamaz. Ekim Devrimi ve daha sonraki işçi devrimleri bunu kanıtlamıştır.

GÜNEY KÜRDİSTANDA REFERANDUM (Hasan Ali Köse)

HER ULUS GİBİ KÜRT ÜLÜŞÜ DA AYRILIP AYRI DEVLET KURMA HAKKINA SAHİPTİR. HİÇBİR GEREKÇE İLE BU HAK GÖRMEZDEN GELİNEMEZ, İNKAR EDİLEMEZ. KÜRTLER İSTER “ BÖLGESEL ÖZERKLİK, İSTER KÜLTÜREL ÖZERKLİK,İSTER DAHİL OLDUKLARI SINIRLAR İÇİNDEKİ DİĞER HALKLARLA, BİRLİKTE YAŞAMA , İSTER FEDERAL BİR YÖNETİM BİÇİMİNİ TERCİH ETME, YA DA AYRILIP AYRI DEVLET KURMA” TERCİHİNDE TAMAMEN ÖZGÜRDÜRLER.

Güzel Ana'nın öyküsüdür: ‘Dünyanın bütün anneleri birleşin’(Ayşegül Tözeren)

Güzel Şahin’in önce hastaneye kaldırılış haberi kulağıma çalındı. Ardından farkettim ki sokakta gördüğüm, tanıştığım kim varsa Güzel anne için endişeleniyor, onun kaldırıldığı hastaneye koşmuş. Fotoğrafına baktım, Cumartesi Anneleri oturumlarından, cezaevi önündeki özgürlüklerinden tanıdık bir dost yüzü olduğunu anladım. Birkaç gün sonra da vefat haberi geldi. Yaşıtları pek evden bile çıkmazken, o politik eylemlilikten hiç kopmamıştı. İster istemez Güzel annenin hikayesini merak ediyordum. Bazen insanın kalbi bir hikayenin peşine düşer ya... Öyle oldu.

Bizim Ulaş'lar...Şemdin Şimşir

"Bir acının izini sürdüm durmadan/ Aydınlık bir gelecek adına./ Geçmişte kalanı kitaplardan aldım/ Yaşadığımı koydum üstüne / Hayatı bir yoğun acıda kavradım..."

Bizimkileri anlatmak zordur, bizim Ulaş'ları, çünkü bizimkiler inançları uğruna ölümün eşiğinde bükülmeden duranlardır. Spartaküs, Marks, Engelslerle başlayan bizimkiler. İlk onlar direnç ve bilimle donatılar kavgayı, tarihin yasalarını, geleceğin yönünü yine onlar, yani bizimkiler çizdiler.

Serdar ve Güzel Ana'nın ardından...

İki güzel, yiğit ve fedakar yoldaşımızı kaybetmenin acısı ve hüznü içerisindeyiz. Beklenmedik ölümleri ile bizleri derin ve tarifi imkansız bir acıya düşürdüler. Yaşamlarının büyük bölümünde kolektifimiz in çalışmalara dâhil olan, eylemlerden eylemlere koşan bu iki can yoldaşımızın yerlerini doldurmak kuşkusuz çok zor. Onların yerlerini doldurmak ancak anılarına ve miraslarına sahip çıkılarak, düşlerini gerçeğe dönüştürerek gerçekleştirilebilir. Çünkü onların düşleri, demokratik halk devriminin ta kendisidir.

TKP/ML Örgütlenme Komitesi “Güzel Şahin ve Serdar Can yoldaşlarımız devrim mücadelemizin her anında hep bizimle olacak!”

Devrim emektarlarından ve Kaypakkaya geleneğinden Serdar Can ve ardından PŞTA’lı Güzel Şahin’in (Güzel Ana) ölümsüzleşmesi üzerine bir açıklama yayınlayan TKP/ML Örgütlenme Komitesi “Analarımıza layık olmak, mücadelemizi devrimle taçlandırmak, onların karşılarına Demokratik Halk İktidarını kurmuş olarak çıkmak için bir kez daha yemin ediyor, anıları önünde saygı ve minnetle eğiliyoruz” dedi.

Elimize e-posta yoluyla ulaşan açıklamayı haber değeri taşıdığı için olduğu gibi yayınlıyoruz.

TKP/ML TİKKO Rojava Komutanlığı:“Partimizin şen çocuklarından, şen Analarına…”

Sonsuzluğa uğurlanan Serdar Can ve Güzel Şahin için bir açıklama yapan TKP/ML TİKKO Rojava Komutanlığı “Nasıl ki yollar yürümeyi öğrettiyse, sonsuzluğa uğurladığımız her bir yoldaşımız da bizlere zaferimizin yolunu gösteriyor. Devrimin muzaffer yolunda partimizin şen çocukları ve şen analarıyla birlikte yürümeye, onlardan öğrenmeye Güzel Ana’mızın her fırsatta dile getirdiği, "Gençler dağlara, Parti iktidara" sloganını her anımızda yaşatacağımıza, onların özlemlerini gerçekleştireceğimize söz veriyoruz” dedi. Elimize e-posta yoluyla ulaşan haber şu şekilde:

Sayfalar