Perşembe Şubat 27, 2025

Biz Teröristi Tanıyoruz /Erdal Yıldırım

Ülkemiz ekonomik, siyasal, sosyal olarak çok önemli tarihi ve zorlu bir süreçten geçiyor. Başta iktidarı elinde bulunduran AKP ve onun başındaki Recep Tayyip Erdoğan, çocukları ve ailesinin birçok bireyi, bazı Bakanlar, bakan çocuklarının, AKP’yle iç içe olan kimi odakların karıştığı yolsuzluk ve rüşvet sarmalı hergün biraz daha açığa çıkıyor. 

2002’den beri ülkeyi başta Nurcu Hizmet Hareketi, yani Fethullah Gülen Cemaati ile birlikte soyup soğana çeviren, bu süreçte her türlü talanı, paylaşımı, yolsuzluğu meşru hale getiren, tüm kamu kurumlarını yandaşlarına paylaştırıp çiftliğe çeviren Erdoğan, gelinen noktada cemaatle - iktidar partisi arasındaki rant paylaşımı sebebiyle oluşan anlaşmazlıkları çözemiyor ve ülkeyi tam bir kaosa doğru sürüklüyor.

Ülke gündemi bizzat R.T.Erdoğan tarafından her gün biraz daha geriliyor, toplum bilinçli bir şekilde bir birbirine düşman edilmeye, kutuplaşmaya ve çatışma ortamına çekilmeye, hatta iç savaşa doğru sürüklenmeye çalışılıyor.

17 Aralıkta ülke tarihinin gördüğü en büyük yolsuzluk, rüşvet operasyonu sonrasında tam bir bataklığa girdiği görülen, kurtulmak için debelendikçe daha çok batan Erdoğan, düştüğü aciz durum ve çaresizlik nedeniyle kendisine muhalif tüm kesimlere, kitlelere, ezilen milyonlara, demokratik hak ve talep istemlerde bulunanlara saldırmayı birincil ve yegane politika olarak belirlemiş görülüyor.

Erdoğan, 12 yıllık iktidarında ekonomik, sosyal, siyasal konularda, farklı kimlik ve inanç sahibi kesimlerin her türlü temel hak ve özgürlük taleplerini reddetmiş; muhalif düşüncelerin dile getirilmesinde asla hoşgörüyle yaklaşmamış, bilakis her türlü demokratik hak ve talepleri polisiye tedbirler ve faşizan yöntemlerle bastırmaya çalışmıştır. Hak, hukuk ve adalet isteyenlere düşmanca tavır takınan Erdoğan adeta diktatörce davranmayı kendisine düstur edinmiştir. .  

Geçtiğimiz yılın Mayıs sonunda Taksim Gezi Parkında başlayan “ayaklanma” sürecinde de, çevreyle ilgili taleplerde bulunanlara bile toleransız davranmış, aylarca tüm ülkede süren direnişler sonunda 7 gencimizin katledilmesi emrini vermiştir. Ayrıca 16 Haziranda evinden bakkala ekmek almaya giden 14 yaşında bir çocuk olan Berkin Elvan, polislerin yakın mesafeden attıkları gaz fişeği ile yaralanmış, 269 gün komada kaldıktan sonra sonsuzluğa uğrulanmıştır. 

12 Mart günü gerçekleştirilen cenaze törenine katılan yüzbinlerce insanın ağırbaşlı, onurlu tavrına bile tahammül edemeyen Erdoğan, büyük bir pervasızlıkla Berkin Elvan’ın annesi ve babasını mitingine katılanlara yuhalatmış ve Berkin’i de teröristlikle suçlamıştır.

Bu tam da hırsızın suçüstü yakalanması demektir! İnsan karşısındakini kendisi gibi bilirmiş..

Çok uzağa gitmemize gerek yok. Biraz geriye doğru gidelim ve kısaca belleklerimizi tazeleyelim.

Terörist, tek suçu Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenliklerinde gidip semah dönmek olan 12 yaşındaki çocuk KORAY KAYA mıdır? 

Yoksa terörist, ellerinde gaz bidonları "yakın ula yakın" diyerek Madımak'ı ateşe verip 33 kişiyi diri diri yakan binlerce gerici, faşist, güruh mudur? Yoksa terörist, yıllarca bu katilleri savunan, koruyan, iş güç sahibi yapan, Madımak katliamı davasını "zaman aşımına" uğratan AKP iktidarı ve onun başındaki kişi midir? Kimdir?

Terörist, 2004 yılında Mardin Kızıltepe'de evinin önünde, babasıyla yan yana ve ayağında terlikli bir şekilde 13 kurşunla öldürülen henüz 12 yaşındaki UĞUR KAYMAZ mıdır? 
Yoksa terörist, o dönemde de iktidar olan, tetikçi katil polisleri gizleyen, koruyan ve yargılamayan AKP iktidarı ve onun başındaki kişi midir? Kimdir?

Terörist, Diyarbakır'da 2006 yılında henüz 7 yaşında bir küçücük çocukken polislerin attığı gaz fişeği ile öldürülen küçücük yavru ENES ATA mıdır? 
Yoksa terörist, Enes'i vuran 3 polisin dosyalarını 6 yıl raflarda tutup yargılanmalarını engelleyen AKP iktidarı ve onun başındaki kişi midir? Kimdir?

Terörist, Diyarbakır Lice, Xambas mezrasında 2009'da kuzularını yayarken atılan roketle parçalanıp ölen 12 yaşındaki kız çocuğu CEYLAN ÖNKOL mudur?

Yoksa terörist, askeri birlikten roketi atan şüphelilerin bile soruşturulmasını engelleyen AKP iktidarı ve onun başındaki kişi midir? Kimdir?

Terörist, birazcık daha insanca yaşamak, aç kalmamak için sınır ötesine bir bidon mazot, bir karton sigara getirmek için giden, ancak savaş uçakları tarafından bombalanan 34 Kürt çocuğu mudur?

Yoksa terörist, savaş uçağı pilotlarına bizzat ateş emir verip 34 Kürt gencinin, çocuğunun öldürülmesinin bir numaralı sorumlusu olan AKP iktidarı ve onun başındaki kişi midir? Kimdir?

Terörist, iktidara geldiği 2002 yılından buyana ülkeyi soyup soğana çeviren, kısa sürede dünyanın sayılı zenginleri arasında yeralan, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan, devletin tüm kurumlarını yandaşlarıyla dolduran diktatörlük hevesli birisine karşı demokratik yollarla protesto etme hakkını kullanırken öldürülen Abdullah, Mehmet, Medeni, Ethem, Ali İsmail, Ahmet, Hasan Ferit mi? 

Yoksa terörist, her türlü demokratik hak ve talebi faşizan bir şekilde bastıran, övünerek  “polise vur emrini ben verdim”, ve “polisimiz destan yazdı” deyip onca gencimizi aramızdan alıp götüren AKP iktidarı ve onun başındaki kişi midir? Kimdir?

Terörist, bakkala ekmek almaya giderken evinin önünde gaz bombalarıyla vurulup, ölümsüzleşen 14 yaşındaki BERKİN ELVAN mıdır?

Yoksa terörist, ya da katil, polise destan yazdıran, "kara kaşlı çocuk" Berkin Elvan'ı aramızdan alıp götüren AKP iktidarı ve onun başındaki kişi midir? Kimdir?

Benim için bu soruların yanıtı çok açıktır.. Teröristin de kim olduğu, katilin de kim olduğu gündüz ve gece kadar, ekmek ve su kadar, hava kadar gerçektir.

Ve şimdi onur ve şeref sahibi, kendisine insanım diyen herkes, elini vicdanına götürüp bu soruları kendisine mutlaka sormalıdır. Sorduğunda ve kendisine yanıtını verdiğinde görecektir ki, çevremizdeki komşu ülkelerde bile iç savaş için her türlü dalavereyi çeviren bu kişi göz göre göre ülkemizi de bir iç savaşa götürme uğraşı içindedir.

Ve toplumun tüm dinamikleri bu diktatörün haramı saltanatını yerle bir etmek için  Faşizme  Karşı Birleşik Cepheyi en kısa sürede örmeli ve iktidarı alaşağı etmelidir.

 

Erdal YILDIRIM

16 Mart 2014 

96538

Erdal Yıldırım

2012 yılı sonlarından itibaren sitemize yazılarıyla yeni bir soluk katan yazarımız genellikle Aleviler ve sorunları üzerine makaleler yazmaktadır.

erdalyildirim@kaypakkaya-partizan.net(hazırlanıyor)

Erdal Yıldırım

Uykuya daldı şimdi

UYU SEN DEDİLER BİR TÜRLÜ UYANMADI! UYKUYA DALDI ŞİMDİ.

Berkin, çocuklukla gençlik arasında bir yaşta Devletin Kurşunuyla sonsuzluk uykusuna gönderildi. Diğer yoldaşlarımız, dostlarımız gibi Berkin de yaşlanmayanlar arasına katıldı. Tıpkı “Ölüler Genç Kalır” kitabında olduğu gibi değişim yaşı da Berkinin yaşı olarak kalacak. Hep o yaşta anılacak.

Güvercinleri de, Çocukları da Vururlar

Bu topraklarda barışın simgesi güvercinleri vurdular. Bu topraklarda masumiyetin simgesi çocukları da vurdular. İşte bundan ötürüdür, diyoruz ki bu coğrafyanın, bu ülkenin tarihi katliamlar tarihidir.  Bu katliamları yapan iktidarlar değişti, katillerin adları değişti, ama katillerin zihniyeti hiç değişmedi.

Bu zihniyet Kerbela’da kendisine biat etmediği için direnişin sembolü olmuş Hüseyin’i ve ailesinden çocukları da susuzluktan öldüren Yezit zihniyetidir.

Gelecek: Bir Perdelik Piyes / Ergün Aslan

Florensa' da bir malikane.

Göçmen işçi    :   

Şu balkonda duran güzel kızda kim ?

Acep Kimlerdendir ?

Sorsam adını bahş eder mi?

Küçük burjuvazi  :    

Gökyüzündeki yıldızlar ne kadar berak

Sınıfımızın kapitalizm karşısındaki haliylede  ne kadar tezat. 

Göçmen işçi  :     

Fark etmedi her halde beni.

Biraz daha yaklaşsam mı ?

Nöbetçiyde atlata bilir miyim?

Yerel    :   

Bu gün bu  kapıda  yarında başka kapıda.

Balkonda duranda .....

( Sömürgeci ) kapitalizmin sayesinde var olan ara sınıf.

ÖRGÜTLÜ MÜCADELE ETİĞİ VE SOSYALİST DEMOKRASİ[*]

“Ben kimseye hiçbir şey öğretemem,

sadece onların düşünmelerini sağlayabilirim.”[1]

Sosyalist örgüt/veya örgütlenmeyi tartışma zemini, biçime mündemiç “teknik” bir “soru(n)” olarak ele alınamaz.

Sosyalist örgüt/veya örgütlenme; ideolojik bir “soru(n)”dur. Yani bugünden geleceği nasıl tahayyül ve tasavvur ettiğimizin siyasal pratiğidir. Böyle de olmalıdır.

Bu çerçevede sosyalist örgüt/veya örgütlenmeyi tartışmak, aynı zamanda sosyalist demokrasiden ne anladığımızı da ortaya koymaktır.

Sevgili Dost(lar),

 8 Mart’tan 8 Mart’a değil; her gün, her an sadece ekmekle yetinmeyip; gül de istedik Lilith’le başlayan özgürlük mücadelemizde…Arkadaş Zekai Özger’in, “Pencereyi aç,/ sesin sarsın dünyayı./ Duyulur elbet ta ötelerden,/ yürek kendini tanır”…Adnan Yücel’in, “Durmak yok bu koşuda/ Teslim olmak yok/ Ağıt yok dilimizde/ Dizlerde titreme yok”…Ahmet Telli’nin, “ne zindan karanlığı/ ne zulüm/ ne işkence/ indiremez dudaklarındaki,/ gülümsemenin bayrağını”… dizelerini terennüm ettik ısrarla dünyanın bütün dillerinde;Hepatia,  Kazvinli Kürret-ül Ayn,  Olympe de Gouges,  Louise Michel,  Pankhurst Kardeşl

TKP/ML Kadın Komitesi’nden 8 Mart açıklaması

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yakınlaşırken TKP/ML Kadın Komitesi, bir açıklama yayınlayarak “Sokağımızdan mücadele alanlarımıza kadar söz sahibi olacak şekilde inisiyatifleşelim, inisiyatifleştirelim, örgütlenelim, örgütleyelim! 8 Mart'ı canı bedeli yaratan kadınların, bizden en büyük beklentisi budur! Meral'den Kamile'ye, Ayfer'den Münire'ye, Çiğdem'den Suzan'a ve de Beş Kızıl Karanfilimize kadar şehit yoldaşlarımızın bizlerden beklentisi budur” dedi.

Tusiad 2050 Vizyon Türkiye Çerçevesinde Mevcut Politik Ortam Değerlendirmesi Denemesi

2001 dünya krizinin Türkiye’ye etkisi ile Emperyalizm yeni bir yönelime girmiştir.(bu süreç 1980 de başlamış orta seviye ye de 2001 de ulaşmıştır.) Bu yönelim mevcut krizin sonucunda belirginleşerek dünya da tüm sınıflarda huzursuzluk yaratmıştır. Ezenlerin kendi arasındaki çelişkiler belirginleşmiş, gelişmekte olan ülkelerin emperyalizmle olan çelişkileri yeni bir boyut kazanmış, yerel hükümetler, emperyalizmin ihtiyaç duyduğu hareketleri gerçekleştirme de ağır kalarak krizi daha da derinleştirmiştir.

Tarihin not defteri, dünkü kürt siyaseti ve bugünkü Öcalan

 

KATLEDİLİŞİNİN 41. YILINDA O’NU ANIYOR, O’NUN İZİNDE YÜRÜYORUZ!

Emekçiler, Devrimciler

Partimiz TKP/ML’nin kurucusu ve kuramcısı komünist önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşın işkencede katledilişinin 41. yılındayız. Kaypakkaya yoldaş, Ocak 1973’de Dersimde yaralı olarak düşmana esir düştükten sonra aylarca süren işkencelerin ardından Diyarbakır zindanlarında katledildi. İşkence altında tarihi bir direniş örneği sergileyen yoldaş Kaypakkaya komünist baş eğmezliğin sembolü haline geldi.

Emekçi Kardeşler, 

Bilimsel Sosyalizmin Öncü Kadınları:Yusuf KÖSE

 

Jenny Marx’ın 200. doğum yılı anısına... 

Evet nakarat gibi yazabilirim onu,
Görebilsinler diye gelecek yüzyıllara

Aşk Jenny’dir, Jenny’de aşkın adı”[1] Karl Marx

EVLAT-YOLDAŞ(LAR) ORÇUN(LAR) İÇİN[*] Temel Demirer-Sibel Özbudun

“Çok şeyler var ki çürürler, unutulur, ölürler.Saltanat tahtı, tacı, asası gibi.Oysa bazı şeyler var ne çürürler,ne unutulur ne de ölürler,Charlie Chaplin’in şapkası,bastonu, ayakkabısı gibi.”[1]

Yakınlarımız, dostlarımız, sevdiklerimiz için yazmamaya, konuşmamaya gayret ederiz; malum ne yapılırsa yapılsın “öznellik” girer işin içine.

Kolay mı? Dünyanın en zor işidir insanın sevdikleri için yazması; zor olduğu kadar “belalı”dır da…

Sayfalar