Pazar Eylül 24, 2017

Aslı Ceren Aslan : “Ateşten mesleğini asla bırakmadı!”

kaypakkaya-partizan
YDK’nın açıklamasına Aslan’ın muhabiri olduğu Özgür Gelecek gazetesi, Aslan’ın avukatları ve Sosyalist Kadın Meclisleri, Demokratik Kadın Hareketi, HDP Kadın Meclisi, HDK Kadın Meclisi, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın Komisyonu temsilcileri de katıldı.

 

Riha’da gazetecilik faaliyetleri sırasında cinsel işkence ve darp eşliğinde gözaltına alınarak tutuklanan Yeni Demokrat Kadın aktivisti Aslı Ceren Aslan için bugün (24 Şubat) İHD İstanbul Şubesi’nde bir basın toplantısı gerçekleştirildi. YDK’nın açıklamasına Aslan’ın muhabiri olduğu Özgür Gelecek gazetesi, Aslan’ın avukatları ve Sosyalist Kadın Meclisleri, Demokratik Kadın Hareketi, HDP Kadın Meclisi, HDK Kadın Meclisi, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın Komisyonu temsilcileri de katıldı.

İlk olarak YDK adına bir açıklama yapan Rabia Güveli, OHAL ile keyfiyetin sınırsız hale getirildiği, kadınların bedel ödeyerek elde ettiği kazanımların, baskı, şiddet, kanun hükmünde kararnameler yoluyla kadınların elinden alınmaya çalışıldığı bir dönemde olunduğuna dikkat çekti. HDP eşgenel başkanı Figen Yüksekdağ’ın milletvekilliğinin düşürülmesine de değinen Güveli bu saldırıların kadınlara, kadınların iradesine yönelik olduğuna ama diğer yandan kadınların eylemleriyle kazanımlarına sahip çıkmaya, sahip oldukları alanları korumaya devam ettiklerini söyledi.

“Silahların gölgesinde yükselen bu erkeklik hiç yabancı değil”

Aslan’ın gazetecilik faaliyetleri kapsamında sınırı geçmeye çalıştığı esnada askerlerce alıkonularak hem Ceylanpınar Jandarma Karakolu’nda hem de Urfa Emniyet Müdürlüğü’nde çıplak arama ve darp işkencesine maruz kaldığını söyleyen Güveli, açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Silahların gölgesinde yükselen bu erkeklik hiç yabancı değil öyle değil mi? Biz bugün karşımıza ‘çıplak arama’ adı altında çıkan tecavüz kültürünü çok yakından tanıyoruz. 90’lı yıllarda Kürdistan’da askerlerin köylerini yaktıkları kadınlara yönelik cinsel saldırılarından tanıyoruz. Hapishanelerde tutsak politik kadınlara yönelik cinsel işkencelerden tanıyoruz. Yine daha önce Gezi İsyanı sürecinde tutuklanan YDK aktivisti Elif Kaya’ya dönük çıplak arama adı altında yapılan cinsel saldırıyı unutmadık, hala hatırlıyoruz. Ekin Wan’ın çıplak bedenini teşhir eden, kadın gerillaların ölü bedenlerine işkence eden askerlerden biliyoruz. Sur’da, Nusaybin’de, Gever’de, Cizre’de evleri yıkılan, bodrumlarda yakılan Kürt kadınlarının feryatlarından, direniş çığlıklarından biliyoruz. İşgal edilen evlerin yatak odalarına saçtıkları prezervatiflerden, duvarlara yazdıkları cinsiyetçi yazılamalardan biliyoruz.  Bu devletin erkekliğini biz çok iyi biliyoruz.”

“Korkmuyoruz! Kadınlığımızdan utanmıyoruz!”

Savcının Aslan’a “Bu kadar tehlike varken, gece vakti bir bayan olarak tek başına sınırı geçmekten korkmuyor musun?” diye sorduğunu söyleyen Güveli, “Biz cevap verelim: Korkmuyoruz! Bombalarından, tanklarından, silahlarından korkmuyoruz! Bizleri hapsettikleri hücrelerden, gözaltında cinsel işkencelerinden korkmuyoruz!  Patriarkal düzeninizden korkmuyoruz! Bizleri yabancılaştırmaya çalıştıkları çıplak bedenlerimizden utanmıyoruz! Kadınlığımızdan utanmıyoruz! Yaşam alanlarımızı yok ederek işaret ettikleri evlerimize dönmüyoruz! Bize çizdikleri sınırları kabul etmiyoruz! Militarizmin içine batmış erkekliği kabul etmiyoruz!” dedi.

“Onlar kabul edecekler! Emeğin, politikanın, mücadelenin, sanatın, aşkın, hayatın her alanında sözümüz olduğunu kabul edecekler! Hayatımıza ve bedenimize dair aldığımız kararları, erkeklerine çizdiğimiz sınırları, biz ‘HAYIR’ dediğimizde bunun ‘HAYIR’ demek olduğunu kabul edecekler” diyen Güveli açıklamasını “Arkadaşımızın yanındayız! Biz korkmuyoruz, onlar korksun” sözleriyle sonlandırdı.

 

“Gazetecilik ateşten meslek haline getiriliyor”

Krizle boğuşan işçi-emekçilerin, Kürt ulusunun, kadınların, LGBTİ’lerin, Alevilerin ve bu devlet gerçekliği karşısında baskıya uğrayan tüm kesimlerin isyanıyla baş edemeyen devletin, bu isyanı bastırmanın ilk yolu olarak devrimci ve yurtsever basını hedef aldığına vurgu yapan Özgür Gelecek muhabiri Rahime Karvar, konuşmasında “Türkiye Kürdistanı’nda gazetecilerin kafasına silah dayayan; OHAL keyfiyetiyle KHK’lerle gazeteleri, haber ajanslarını kapatan, dayanışma içerisine giren gazetecileri ‘örgüt üyesi’ olmakla yargılayan bu devletin hapishanelerinde bugün 150’yi aşkın gazeteci tutsak durumdadır” dedi.

Karvar konuşmasının devamında şunlara değindi: “Gazeteciliğin ‘ateşten meslek’ haline getirildiği, hemen her sayımıza dava açılan, muhabirlerimizin gözaltı ve tutuklama furyasından nasibini aldığı, gerçekleri yazdığımız için cezalandırılmak istendiğimiz bir dönemde gazetemizin Yazı İşleri Müdürlüğünü yapan Aslı Ceren Aslan, Kobanê’ye dönük DAİŞ saldırısı sırasında verilen destansı savaşı Suruç sınırında takip etmiş, Kürt illerine dönük abluka ve katliamlar sırasında Cizre’de, Gever’de, Sur’da saklanmaya çalışılan gerçekleri haber yapmak için haftalarca bölgede çalışmış, Kürt basınına dönük saldırılarda dayanışma içerisinde yer alarak basın nöbetlerine katılmıştır. Yine işçi ve emekçilerin grevlerinde, direnişlerinde yerini alan Aslı Ceren, kadın ve LGBTİ’lerin özgürlük mücadelesinin güçlü bir kalemi olmakla kalmayıp bu mücadelenin öznesi olarak eylemler içerisinde yer almış, organizasyonlarında emek vermiştir.”

“Muhalif basında çalışması suç sayıldı”

Aslan hakkında verilen hapis cezası olduğunu ve hala onlarca soruşturmanın sürdüğünü belirten Karvar, “Ancak tüm bunlara rağmen Aslı Ceren, ‘ateşten mesleği’ni hiç bırakmamış, Rojava ve Suriye’de yaşanan gelişmeleri takip etmek isterken gözaltına alınarak tutuklanmıştır. Aslı Ceren’e dönük çıplak arama ve darp işkencesi; politik ve devrimci bir kimliğe sahip bir kadının ‘HAYIR’ına dönük saldırının adıdır aslında. Bizler de muhabirimize dönük saldırıların peşini bırakmayacak, Aslı Ceren’in bu güçlü ‘HAYIR’ını baskılara rağmen sürdürmeye devam edeceğiz” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

Son olarak Aslan’ın avukatı Av. Kübra Gündüz, gözaltı sürecini aktardı ve “İşkenceye ilişkin 4 gün açlık grevine girdi, 2 gün şeker verilmedi. Aslı Ceren’e olan tutumları tamamen hukuksuz bir biçimde gelişti. Savcılık sorgusunda ‘terör örgütü üyesi’ olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Dosyada somut delile rastlamak mümkün değil. Muhalif basında çalışması suç oldu. İtirazımızı yaptık sonuç bekliyoruz. Aslı Ceren’in uğramış olduğu cinsel işkenceye ilişkin suç duyurusunda bulunacağız” dedi. (Yeni Demokrat Kadın)

211