Perşembe Ağustos 17, 2017

Manchester Katliamı Faşist IŞİD ve Destekçilerinin Gerçek Yüzüdür!

ATİK olarak; Manchester Katliamında Hayatını Kaybedenlerin Ailelerinin Acısını İçtenlikle Paylaşıyoruz!

 

Fransa, Belçika, Almanya ve İngiltere başta olmak üzere, Avrupa’nın büyük kentlerinde IŞİD tarafından yapılan katliamlara bir yenisi daha eklendi. Ariana Grande’nin Manchester Arena’daki, konserine, Faşist IŞİD çetelerinin gerçekleştirdiği intihar saldırısında çoğu çocuk ve genç olmak üzere 22 kişi ölmüş, bazıları ağır olmak üzere 64 kişi de yaralanmıştır. 22 Mayıs 2017 tarihinde, akşam saat 22.30 civarında yapılan intihar saldırısının, IŞİD mensubu Libya kökenli İngiliz vatandaşı Salman Abedi’ tarafından yapıldığı iddia edilmektedir. Yaşanan bu katliam; IŞİD çetelerinin ve onun destekleyicisi egemen sınıfların; özgürlük, eşitlik ve kardeşlik karşıtı gerici, faşist gerçeklikleridir.

Birlik ve beraberlik mesajlarının ucuzluğu

Her benzer katliamda olduğu gibi, egemen sınıflar Manchester katliamından sonra “birlik ve beraberlik” mesajları vererek kendi acizliklerini ortaya koydular. Brüksel’de, Paris’te, Berlin’de ve bir çok şehirde yaşanan katliamlardan sonra aynı ucuz mesajlar havada uçuşmaktaydı. Yapılan cenaze törenlerine toplu katılarak, timsah göz yaşları dökseler de, bu katliamların direk onların sorumlulukları olduğunu ezilen halklar çok iyi bilmektedir. Bu eylemleri düzenleyenlerin daha önceden bilinmesine rağmen engellenmediği de bir gerçekliktir. Avrupa’da gerçekleştirilen intihar saldırılarının ardınmdan, faillerin bir çoğunun gizli istihbarat teşkilatları tarafından sözde takip edildikleri, bu tür eylemler yapacaklarından bilgileri oldukları sonradan ortaya çıkmıştır. Özgün örnek; 19 Aralık 2016’da  Berlin’de bir kamyonla kitlelerin içine dalarak katliam yapan Anis Amri’nin, gizli istihbarat teşkilatları tarafından bilinen biri olduğu, onun böylesi bir eylem düzenleyeceğinden haberdar olunduğu ve eylemden sonra bu bilgilerin maniple edildiği, sonradan ortaya çıkan bir gerçekliktir. Buna ilişkin burjuva  partileri bile böyle düşünmektedirler ki, konuya ilişkin bir araştırma komisyonu oluşturuldu. Anis Amri’nin, diğerleri gibi  sağ ele geçirilmesinin olanağı olmasına rağmen öldürülmesi de bunu doğrulamaktadır. Manchester eylemini gerçekleştiren Salman Abedi’nin de, bilinen biri olduğu ve takip edildiği konusunu İngiltere içişleri bakanı kendisi basın açıklamasında itiraf etmiştir.

Münih komünistler davasında da olduğu gibi, Avrupa’da devrimci ve ilericiler, uzun yıllar takip edilmekte, tutuklanmakta, yıllarca cezaevlerine kapatılmaktadır. Sadece Almanya’da 30’u aşkın Komünist, devrimci ve yurtsever politik insan, bugün cezaevlerinde tutulmaktadır. Diğer Avrupa ülkelerinde de durum farklı değildir. Faşist çeteler, sözde “takip edildikleri/ bilindikleri” söylemlerine rağmen serbest dolaşıp katliamlar yaparken, ilericiler – devrimciler cezaevlerine konulmaktadır. Bu nedenledir ki; egemenler bu katliamda direk sorumludurlar ve döktükleri timsah göz yaşları ezilen halkların öfkesini söndüremez.

Egemen sınıfların savaş politikalarının sonucudur Manchester katliamı!

Ortadoğu’da dinsel, meshepsel, ulusal çelişkiler kullanılarak halklar birbirine kırdırılmaktadır. Emperyalistler ve bölgedeki yerli iş birlikçilerinin bölgedeki çıkarlarını hayata geçirmek için bizzat kurdukları faşist IŞİD çetesi üzerinden katliamlar yapmaktadırlar. İlk başta bölgedeki Kürtlere ve Ezidilere saldırarak, katliamlar yapan, Ezidi kadınları kaçırarak köle pazarlarında satan bu faşist çete, açıktan desteklenmekteydi. Faşist TC ve yerli işbirlikçilerin de bölgedeki çıkarlarına hizmet ettiği için çok açıktan desteklendi ve desteklenmeye devam etmektedir. Türk devletinin sınır ötesi operasyonla, Rojava özerk bölgesine saldırarak, bölgedeki halklara yönelik gerçekleştirdiği katliamlara göz yumanlar, bugün Avrupa’da gerçekleşen katliamların bizzat sorumlusudurlar.

Manchester’de; Hristiyan, Müslüman, Yahudi, Hindu inancına sahip, dünyanın bir çok ülkesinden ve bir çok ulusundan insanlar birlikte yaşamaktadırlar. Dinleri, renkleri, kökenleri ve ulusal kimlikleri ne olursa olsun, tüm ezilenler, egemen sınıfların oluşturduğu ve bugün halen destekledikleri bu faşist çetelere karşı birleşmelidir. Özellikle Ortadoğu’da dünyanın bir çok bölgesinde, başta İngiltere devleti olmak üzere, emperyalistlerin sürdürdükleri vekalet savaşları, bu saldırının esasını oluşturmaktadır. Bunun için Avrupa’da ki tüm işçi ve emekçileri kendi ülkelerinde, egemen sınıfların geliştirdikleri bu politikaya karşı ortak mücadele etmeye çağırıyoruz. Ortadoğu’da, Afrika’da, Pasifikte, yanı başımızda Ukrayna’daki savaş gerçekliği, egemen sınıfların pazar dalaşıdır. Bunun işçi ve emekçilere hiç bir getirisi yoktur. Tam tersi bu politikaların hayat hakkı bulması için, yerli ve göçmen işçiler/ emekçiler ırkçı politikalarla karşı karşıya getirilmektedir. Çünkü egemen sınıflar, ortak güçlü bir mücadeleden korkmaktadır. Bize düşen görev bunların korkulu rüyası olmak ve ortak mücadeleyi geliştirmektir.

ATİK olarak; Manchester’de hayatlarını kaybedenlerin ailelerinin acısını içtenlikle paylaştığımızı belirtmek istiyoruz. Avrupa’daki çeşitli inanç ve milliyetlerden işçi ve emekçileri bu saldırıya karşı birleşerek, mücadele etmeye çağırıyoruz. Bu katliamın esas sorumlusu yaşadığımız ülkelerdeki egemen sınıflarıdır. Katliamın sorumluluğunu çetelere ve kişilere yükleyerek, kendi sorumluluklarını gizlemeye çalışıyorlar.  Manchester’de, Paris’de, Brüksel’de, Berlin’de ve Dünyanın bir çok bölgesinde yaşanan bu katliamlara karşı; eşitlik, kardeşlik, özgürlük mücadelesini yükselterek ancak hesap sorabiliriz. Bunun için tüm yerli, göçmen işçi ve emekçileri yeniden ve yeniden; emperyalizme, faşizme, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı omuz omuza mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz!

ATIK- Avrupa Türkiyeli Isciler Konfederasyonu

  
133

  

Son Haberler