Cuma Ağustos 18, 2017

Karar Verin: “Sizin Muhammed Ali’niz Hangisi?”[*]

“Ölüm haberim bir abartıydı.[1]
 
Eski dünya ağırsıklet boks şampiyonunu 3 Haziran’da 74 yaşında kaybettik. Epeydir Parkinson’dan mustaripti. Konuşma dahil pek çok yeteneğini yitirmişti. Eşi Lonnie’nin deyişiyle “İnsanlarla gözleriyle, kalbiyle konuşmaktaydı”...
“Tüm organları durdu, kalbi 30 dakika daha atmaya devam etti”;[2] ardından dökülen “Gözyaşları siyah”tı.[3]
Bana Albert Camus’nün, “Ölümden üç sonuç çıkarıyorum: başkaldırım, özgürlüğüm ve tutkum,” sözlerini anımsatan ölümüne üzüldüm; boksu sevmediğim; bir spor olarak da kabul etmediğim; yaşım Muhammed Ali maçlarını siyah-beyaz TRT’de izlemeye el verdiyse de seyretmeyip, alkışlamadım…
Ben Onu hep, “Nasıl hatırlanmak istersiniz” sorusuna, “Halkını hiçbir zaman satmayan bir insan olarak,” yanıtını vermesiyle;[4] “Vietnamlılar bana hiç kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım. Benim Vietkong ile bir sorunum yoktur,” demesiyle sevdim ve alkışladım…
* * * * *
O sadece gelmiş geçmiş en büyük boks şampiyonu, sadece bir Amerikan siyahi haklar savunucusu değil aynı zamanda, en şaşaalı döneminde ABD emperyalizmine baş kaldırmaya, “Hayır” demeye cesaret eden bir cüretti; 68’in habercilerinden biriydi.
Clay, dünyanın en büyük ve en gelişmiş ülkelerinden birisi olan, ama aynı zamanda ırkçılığın, kölecilik kalıntılarıyla iç içe geçerek siyasetle gericiliğin özgün bir karışımının toplumsal yaşamını zerrelerine kadar nüfuz ettiği ABD’nin ırkçılığı ile ünlenen Kentucky eyaletinde, Luisville’de doğduğunda, ülke dünyayı kasıp kavuran İkinci Dünya Savaşı’na henüz girmişti.
Ama onun ilk gençlik yılları, İkinci Dünya Savaşı’ndan “Dünyayı Hitler faşizminden kurtarmış, komünizme karşı da ‘Hür dünya’nın tek koruyucusu”, “dünyanın en büyük ekonomi ve askeri gücü”, “dünyanın tek hâkimi” olarak propaganda edilen, “Büyük Amerika” ideolojisinin biçimlendirildiği yıllarda geçti. Bu yıllarda ABD, “dünya jandarması” rolüyle dünyanın her köşesine müdahale derken, iç politikada militarizmin, beyaz ırk ve Amerikan ideallerin yüceltilmesinin koçbaşı olarak McCartyciliğin anti-komünizm etrafında yarattığı korkudan beslenerek, en gerici güçlerin basını, siyaseti, kültür alanını zaptettiği, demokrasi güçlerinin sindirildiği bir ülkeydi.
1960’da Roma olimpiyatlarında Amerika adına altı madalya kazanması da onu ırkçıların gözünde aklamadı! Boynundaki olimpiyat madalyası umursanmadan siyahlara servis yapılmayan (o dönemde ırkçılığın etkin olduğu eyaletlerde bu tür restoranlar, kapılarına, “Köpekler ve zencilere servis yapılmaz” diye yazılar asıyordu) bir restorandan atıldı. O da buna tepki olarak madalyasını Ohio nehrine attı!
Ve bir süre sonra da Müslüman olduğunu söyleyerek, Muhammed Ali adını aldı. İslâmi çevreler ABD’de siyahların bu arada Ali’nin İslâm’ın felsefesini ve ondaki ilahi ışığı gördükleri için Müslümanlığı tercih ettiğini söyleseler de gerçek böyle değildir.
1960’ların Amerika’sında siyahlar, Hıristiyan beyazların ırkçılığını protesto etmek için Müslümanlığa geçiyorlardı; yani Müslüman olmak bir protesto biçimiydi. Clay de bunun için Müslümanlığı seçmişti.
Ali’yi, Ali yapan, Vietnam savaşını götürülmek üzer askere alınmayı reddetmesiydi ki, ABD’nin Ali’ye yanıtı da; unvanlarına el koymak ve beş yıl hapis, 10 bin dolar para cezasına çarptırmak oldu.
O günden sonra artık Ali için hiçbir şey eskisi gibi olmadı; zaten zor olan yolu daha da zorlaştı.[5]
* * * * *
ABD Başkanı Obama’nın, “Bir ikonu kaybettik. Afro-Amerikalıları özgürleştiren ve kimlikleriyle gurur duymalarını sağlayan biriydi”; St. Stephen Baptist Kilisesi Baş Papazının ise, “O siyahilerin bile kendini sevmekle ilgili sorunları olduğu zamanda siyahileri sevme cesaretini gösterdi,”[6] diye betimledikleri Ali kadar “Uzun zamandır hiç kimse birleştirememişti parçalı dünyayı. Savaş karşıtları, ırkçılık karşıtları, anti-emperyalistler, Sivil Haklar Hareketi’nin günümüze uzanan sempatizanları, Müslümanlar, Marksistler, sosyalistler vd., hepsi Ali sevgisinde birleşti.”[7]
Bunun böyle olmasında bir anormallik yok mu? Jean Paul Sartre’ın, “Yekî/ê ji nav me hildibijêrin, wî/wê bi hêrs yan jî bi kulê dikujin, piştî bîst salan li ser navê wî/wê peykerê wî/wê çêdikin. Eynî mirov, him dikujin him jî li ber peykerê wî/wê axaftinê dikin, miriyekî/ê bi şan û şerefê berz dikin, daku paşê jiyana yekî/ê din bikaribin jahrî bikin/ “Aramızdan birini alıyorlar, onu öfkesinden ya da kederinden öldürüyorlar, yirmi beş yıl sonra da onun adına bir anıt dikiyorlar. Aynı adamlar, hem öldürüyorlar hem de anıt başında nutuk çekiyorlar, bir ölüyü şana şerefe boğuyorlar ki, daha sonra bir başkasının yaşamını zehir edebilsinler,” uyarısını “es” geçmeyenler için elbette var.
“Nasıl” mı?
Tüm haber kanallarında, görsel ve yazılı medyanın neredeyse tamamında Cassius Marcellus Clay’den Muhammed Ali’ye evrilen bir adama, bir sporcuya ve bir boksöre ilişkin övgüler yer aldı.
Kendini sol cenahta görenlerin ağırlıklı olarak övgülerinde vurgu yaptıkları tema, Muhammed Ali’nin Vietnam Savaşı ve bu nedenle askerliği reddi ile, ABD başta olmak üzere siyahilere karşı uygulanan ırkçılığa karşı takındığı protest tavırdır. Muhammed Ali’nin Küba Devlet Başkanı Fidel Castro’ya “Sizi ABD dahi deviremedi” sözleri önemsiz ya da az önemli laflar ve yaşanmışlıklar değildir.
Tüm bunlara rağmen sol düşünce ve cenah açısından dile getirilmesi gereken bir konu da şu olmadır;
Cassius Marcellus Clay’den Muhammed Ali’ye evrilen söz konusu yaşamda, sondan başa doğru bakıldığında “savaşa ve ırkçılığa” indirilmiş bir yumruk serüveninde elbette takdir edilecek çok şey bulunabilir ve bulunmalıdır da…
Lakin sonuç olarak siyahilere yönelik tutuma ve Vietnam Savaşı karşıtlığına yönelik muhalif duruş güzelliğini ve toplumsal kazanımı sonraki süreçte Hıristiyanlıktan Müslümanlığa geçerek göstermek yağmurdan kaçarken doluya tutulmaya benzemiştir.[8]
* * * * *
Tayfun Atay’ın, “Ali, bir ‘seküler-İslâm’ timsaliydi!”[9] varsayımı oldukça tartışmalıdır; Ali Sirmen’in, “O dini vecibelerini yerine getirme konusunda titiz, mutekit bir Müslümandı. 22 yaşında, o dönemde herhangi bir Amerikan zencisinin başına gelebilecek türden bir haksızlığa kızarak, ihtida eden Ali’nin Müslümanlığı, ırkçılığa, sömürüye, savaş kışkırtıcılığına karşı başkaldıran bir Müslümanlıktı. Adını doğru koymak gerekirse, Ali’nin İslâmı, mazlumun İslâmıydı,”[10] sözleri gibi…
Unutulmasın: ABD’de Martin Luther King’in 1963 Ağustos’unda namlı ‘Bir Hayalim Var’ konuşmasını yaptığı dönemde trendler sivil haklar, entegrasyon iken; 22 yaşındaki Ali açıkça ırk ayrımcısı reaksiyoner bir hareketten etkilendi. Kin ve nefret telkin eden, beyazları “mavi gözlü şeytan”, kendini ise “mesih” ilan etmiş Elijah Muhammed’in “İslâm Ulusu” hareketine katıldı, “PR adamı” oldu. Değişimi yaş aldıkça geldi. Elijah Muhammed’in 1975’teki ölümüyle ayrılıp “hakiki İslâm” olduğuna inandığı yolu seçti.[11] Ama, örneğin İslâmcı fundementalizm ya da IŞİD benzeri oluşumlar karşısında sessiz kalmayı yeğledi.
Tam da bu noktada: “Hangi Muhammed Ali?” sorusu hatalı aslında. Doğru soru şu: Sizin Muhammed Ali’niz hangisi?
Tamam, şu konuda hemfikiriz. Tarihin en büyük spor insanı öldü. Öyle olmasa dünyanın tüm gazeteleri, tüm TV bültenleri onunla başlamaz, herkes aynı adamın birbirinden güzel resimlerini manşete koymazdı. O başkaydı, evet. Yaptıklarıyla, söyledikleriyle hepimizi bir yerden başka bir yere taşıdı. Kimse onun kadar bir spor dalını etkilemedi. Kimse onun kadar genel olarak spor kültürünü değiştirmedi. Bir sporcu olarak kimse onun kadar toplumsal hayatın belirleyicisi olmadı.
Ama bu Ali’nin birden çok yüzü olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Büyük bir Ali hayranı olan ve hakkında kitap yazan New Yorker dergisinin genel yayın yönetmeni David Remnick, Ali öldükten sonra yazdığı yazıda şunu net olarak vurguluyor. Parkinson’a yakalandıktan sonra kamusal imgesi değişti Ali’nin. “Evcilleşti.” Herkesin Ali’si oldu. Reagan’a destek verdi örneğin. Çok suya sabuna dokunmaz hâle geldi. Büyük bir şampiyon ve büyük bir star olarak hayatına devam etti. Aslında o günden sonra herkesin Ali’si oldu. Ondan evvel bazılarının pek haz etmediği biriydi. Hele de devletin.
Yani demem o ki, bugünün sembol Ali’si, bugünün “pop imgesi”, herkeslerin sevgilisi Ali başka, hayatının ilk 40 yılındaki “gerçek” Ali başka. Onun sihri son yıllardaki “kullanışlı” hâlinde gizli değil.[12]
* * * * *
Ve nihayet Cassius Marcellus Clay, Jr., namı diğer Muhammed Ali, daha toprağa girmeden cenazesi üzerinden “prim yapma”ya kalkışanlar da altını çizdiklerimize mündemiç bir soru(n)dur.
“Nasıl” mı?[13]
Ali’nin ölümü, dünya genelinde büyük üzüntü yaratırken, AKP iktidarının havuz medyasının riyakârlığını da tüm çıplaklığıyla ortaya serdi
Demokrasi, barış, insan hakları söylemlerinin yalan olduğunu, halklara karşı nefret suçu işlediklerini, ırkçılık yaptıklarını iyice açık ettiler. Havuz medyası (‘Yeni Şafak’, ‘Akşam’, ‘Star’, ‘Sabah’, ‘Taraf’) barış ve adalet için savaşan Ali’nin meziyetlerini yazarken, Ali’ye zulmeden “ırkçı beyaz iktidar”ın benzeri konumunda olduklarını gizlemeye çalıştılar.[14]
Ali’nin cenazesi için Louisville’e giden Cumhurbaşkanı Erdoğan,[15] programını yarıda keserek Türkiye’ye dönmek zorunda kalırken; Ali ailesinin sözcüsü Bob Gunnell, cenaze töreni programına daha sonradan konuşmacı olarak iki ismin daha eklendiğini belirterek, Erdoğan ve ikinci Abdullah’ın konuşması programdan çıkarıldığını duyurdu.[16]
Muhammed Ali’nin cenazesinin defnedilmesinin ardından KFC Center’da yapılan son törende Haham Michael Lerner konuşmasına, “Seçimle işbaşına gelen yetkililere işkenceye son vermelerini söyleyin. Bu ülkede 2008’de ekonomik kriz yaratan bankalara ve büyük şirketlere, gelir dağıtımı adaleti istediğinizi söyleyin. Şiddet kullanan kullanan politikacılara dur deyin, savaşlara dur deyin. Türkiye’nin liderlerine Kürtleri öldürmeyi durdurmayı söyleyin. İsrail Başbakanı Netanyahu’ya, iç güvenliği sağlamanın yolunun Batı Şeria’yı işgal etmeyi durdurmak, Filistin devletinin kurulmasına yardımcı olmaktan geçtiğini söyleyin,”[17] dedi.
Bu bağlamda hayatına uygun bir dünya finali yaptı Ali. “Bulunduğu yerden kırk Yasin okuyup ruhuna hediye etmek varken binlerce mil yol kat edip canlı yayın kameralarının önünde kısa bir aşr-ı şerif okuma gayretleri de yine aynı Ali kriterlerine takılmıştı aslına bakarsanız.”[18]
* * * * *
İnsan, karmaşık bir varlık. En cüretli isyanlarla, en uysal uzlaşmacığı barındırabiliyor bünyesinde. Bir ırkçılığa tepkisini, bir başka ırkçılığa sığınarak verebiliyor. En yalınkat radikalizmle, en koyu muhafazakârlık arasında salınabiliyor. Ve ömrüne şampiyonlukları, zaferleri, şaşaayı, şanı, şöhreti ve unutulmayı, yok edilmeyi, aşağılanmayı sığdırabiliyor.
Ali de, böyle bir insan. Ölümünden Erdoğan’ın da, Obama’nın da, ırkçılık karşıtlarının da, devrimcilerin de bir pay çıkarması bundan.
Ama belki de “altın vuruş”, ‘Biz onu bir İslâmcı olarak değil, bir ırkçılık ve savaş karşıtı, bir aktivist olarak görmeyi istiyoruz,’ tavrıyla Erdoğan’ı yüz geri eden ailesinden geldi. Biz de onu bu yönleriyle hatırlayacağız.
O hâlde diyebiliriz ki, “Comple promissum/ “Söz verdiğini yap” ilkesinden ödün vermeyen Ali’nin bize bıraktığı miras, “Şu hayatta önemli olan tek şey, bir insanın ‘ben gerçekten yaşadım’ diyebilmesidir. Onun dışında hiçbir şeyin önemi yok,” sözüdür Jean Paul Sartre’ın…
 
27 Haziran 2016 19:11:24, Ankara.
 
N O T L A R
[*] Newroz, Eylül 2016…
[1] Mark Twain.
[2] Tüm Organları Durdu, Kalbi 30 Dakika Daha Atmaya Devam Etti”, Cumhuriyet, 6 Haziran 2016, s.18.
[3] “Gözyaşları Siyah”, Cumhuriyet Sokak, 5 Haziran 2016, s.20.
[4] “Cenaze Cuma Günü Kaldırılacak”, Birgün, 6 Haziran 2016, s.14.
[5] İhsan Çaralan, “Bu Dünyadan Bir Muhammed Ali Clay Geçti!”, Evrensel, 6 Haziran 2016, s.3.
[6] “Efsaneye Yakışan Uğurlama”, Cumhuriyet, 11 Haziran 2016, s.2.
[7] Fırat Mollaer, “Muhammed Ali, Politik Anlamı ve Muhafazakârlar”, 9 Haziran 2016… http://www.birikimdergisi.com/guncel-yazilar/7721/muhammed-ali-politik-a...ârlar
[8] İsmail Topkaya, “Nam-ı Diğer Muhammed Ali”, 6 Haziran 2016… http://sendika10.org/2016/06/nam-i-diger-muhammed-ali-ismail-topkaya/
[9] Tayfun Atay, “Muhammed Ali, Bir ‘Seküler-İslâm’ Timsaliydi!”, Cumhuriyet, 13 Haziran 2016, s.2.
[10] Ali Sirmen, “Zalimin İslâmı Mazlumun İslâmı”, Cumhuriyet, 9 Haziran 2016, s.6.
[11] Ceyda Karan, “Muhammed Ali Kim, Siz Kim...”, Cumhuriyet, 8 Haziran 2016, s.7.
[12] Bağış Erten, “Hangi Muhammed Ali?”, Cumhuriyet, 8 Haziran 2016, s.17.
[13] “Burada herkes adına ciddi bir ‘ikiyüzlülük’ var. Ali hakkında söylenen her şeyde büyük oranda bir doğruluk payı var ama bu sene bu ülkede benzer bir sporcu vardı ve bütün emeği burnundan fitil fitil getirildi. Amedspor’un ve oyuncusu Deniz Naki’nin bu sene yaşadıklarını hatırlıyor musunuz? ‘Barış’ dedikleri için, ‘Irkçılığa karşıyız’ dedikleri için, ‘Çocuklar ölmesin maça gelsin’ dedikleri için başlarına neler geldi? Deniz Naki’nin aldığı 12 maçlık ceza niye verilmişti? (İlker Aktükün, “Muhammed Ali, Deniz Naki ve İkiyüzlülüğümüz!”, Evrensel, 9 Haziran 2016… http://www.evrensel.net/yazi/76807/muhammed-ali-deniz-naki-ve-ikiyuzlulu...) Ayrıca bkz: “Erdoğan: Cenazesinde Gelip Konuşayım”, Cumhuriyet, 7 Haziran 2016, s.4; “Irkçılara ‘Söz Hakkı’ Yok”, Gündem, 8 Haziran 2016, s.13.
[14] “Yumrukları Riyakârlığı da Yere Serdi”, Gündem, 6 Haziran 2016, s.13.
[15] Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Bloomberg’de Muhammet Ali için kaleme aldığı makalede, “Dünyanın sorunlarını çözmek için Muhammed Ali’nin mirasını kullanın” başlıklı yazıda “dünyanın her yerinden insanlar Ali’nin sporcu kişiliğinin yanı sıra siyasi duruşundan da etkilenmişti. İnsanlığın her zamankinden daha büyük sorunlarla karşı karşıya olduğu bu dönemde Ali’nin barış, özgürlük ve dayanışma mesajı Türkiye’nin politikalarına yol gösteriyor,” dedi. (“Konuşamadı Makale Yazdı”, Cumhuriyet, 10 Haziran 2016, s.13.)
[16] “Erdoğan Muhammed Ali’nin Cenazesinde ‘Bozulunca’ Programını Yarıda Kesti”, 10 Haziran 2016… http://www.diken.com.tr/erdogan-muhammed-alinin-cenazesinde-bozulunca-pr...
[17] “Muhammed Ali’nin Cenaze Töreninde Erdoğan İçin Ağır Sözler”, Cumhuriyet, 12 Haziran 2016, s.11.
[18] Turgay Oğur, “Kendi Cenazesini Tertip Eden Boksör”, 13 Haziran 2016… http://www.meydangazetesi.com.tr/kendi-cenazesini-tertip-eden-boksor-mak...

13878

Temel Demirer

Hakkında

Objektifiz ama tarafsız değiliz. Tarafsız olmak korkaklıktır. Çünkü insan doğru ve yanlış arasında tarafsız olamaz.BiyografiKendimden söz etmenin pek anlamlı ve “şık” olmadığına inanan biri olarak çok düşündüm...
Ne yazacağımı kestiremedim...
Ve nihayet şunları diyebilmenin en doğrusu olduğuna karar kıldım...
“İnsana ait hiçbir şey bana yabancı değil,” diyen(lerden);
dünyaya aşağıdan bakan(lardan);
kendi kuşağımla müthiş bir serüveni yaşayan(lardan);
yaşadıklarımdan asla pişman olmayan(lardan);
ve hatta yaşadıklarımı yaşamış olmayı bir onur ve şans addeden(lerden);
John Maxwell’in, “İnsanlar, onları ne kadar umursadığımızı bilmedikçe, ne kadar bildiğimizi umursamazlar...”; Bertolt Brecht’in, “Yenilgilerimiz, rezalete karşı savaşa katılanlarımızın yeterince kalabalık olmadığından başka bir anlama gelmez”; V. İ. Lenin’in, “Silah kullanmasını öğrenmeyen, silah elde etmeye çalışmayan bir ezilen sınıf, ancak köle muamelesi görmeye layıktır,” sözlerine müthiş değer veren(lerden);
sevdasız kavga, kavgasız sevda olmaz diyen(lerden);
bir afet-i devrana aşık olan(lardan);
hâlâ “tek yol devrim” gerçeğine bağlı olan(lardan);
ve nihayet “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek!” diyen(lerin) safındaki sıradan, vasıfsız, herhangi biriyim...
54 tevellütlüyüm... Kemal’den olma Necla’dan doğmayım... Çorum ili Kale mahallesi nüfusuna kayıtlıyım...
Okur yazarım...
Ve nihayet hâlen “sakıncalı” dedikleri(nden) ve GBT’lerindeyse sabıkalıyım...
11.01.2004 14:32:09, Ankara.

TÜRKİYE’DE YAYINLANAN KİTAPLARIM

* GÖZ GÖRMEZ BİLİNÇ GÖRÜR, Hazırlayan: Mehmet Özer, Nota Bene Yay., 2012, 152 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ORTADOĞU: YALANCI BAHAR, Derleyen: Babür Pınar-Recai Ulutaş, Nitelik Kitap, 2012, 448 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2009 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2011, 434 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* BEYOND GLOBALIZATION – WORLD LEARNING/ INTERNATIONAL HONORS PROGRAM TURKEY READER 2011/12, Derleyenler: Yücel Demirer - Sibel Özbudun, 2011, 476 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif), (“Geopolitics of Turkey in the US-EU-Mideast Triangle”- Temel Demirer)


* EMPERYALİZM VE ULUSAL SORUN, Derleyen: Babür Pınar-Muzaffer İlhan Erdost, Nitelik Kitap, 2011, 335 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İSMAİL BEŞİKÇİ, Derleyenler: Barış Ünlü-Ozan Değer, İletişim Yay., 2011, 589 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SESİNİ YİTİREN ŞEHİR SİVAS, Editör: Mehmet Özer, Çankaya Belediyesi Yay., Temmuz 2011, 304 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2009 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2010, 659 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KRİZ, KAPİTALİZM, İSYAN, Ütopya Yay., 2010, 559 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KRİZ VE HAYAT YAZILARI: BİR TAŞ DA SİZ ATIN, Ütopya Yay., 2010, 464 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ASLOLAN DEVRİMİN GÜNDEMİDİR, Kaldıraç Yay., 2010, 784 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TEKEL DİRENİŞİ DERSLERİ 2010-SENDİKALARIMIZI GERİ ALACAĞIZ, Kaldıraç Yay., 2010, 206 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA: İSYAN HEP VARDI!, Sibel Özbudun (der.), Kaldıraç Yay., Ocak 2010, 661 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KUŞATMAYI YARMAK: EĞİTİM, BİLİM VE AYDINLAR, Kaldıraç Yayınevi, Ekim 2009, 392 sayfa, Temel Demirer-Sibel Özbudun.


* ALMANAK-2008 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2009, 608 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* HAK(SIZLIK), HUKUK(SUZLUK) MU? “SUÇUMUZ İNSAN OLMAK”!, (Sibel Özbudun’un önsözüyle), Kardelen Yay., Nisan 2009, 365 sayfa, Temel Demirer.


* HRANT’IN KATİL(LER)İ… (Sait Çetinoğlu’nun önsözüyle), Pêrî Yayınları, Şubat 2009, 336 sayfa, Temel Demirer.


* LİBERALİZM/MUHAFAZAKÂRLIK KISKACINDA KADIN, Kaldıraç Yayınevi, Şubat 2009, 237 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2007 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2008, 456 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “HAYIR, EVET’TEN ÖNCE GELİR”! HUKUK(SUZLUK) YAZILARI, Ütopya Yay., Mayıs 2008, 496 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “SÖYLENECEK YALAN KALMADI” İNSAN HAK(SIZLIK)LARI, Ütopya Yay., Mayıs 2008, 510 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA’DA İSYANIN TARİHİ, Hazırlayan: Sibel Özbudun, Ütopya Yay., 2008, 549 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESEL KAPİTALİZMİ MEŞRULAŞTIRAN SÖYLEMLER, Editör: Fikret Başkaya, Özgür Üniversite Kitaplığı: 67, Maki Yay., 2008, 218 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YABANCILAŞMA VE..., Ütopya Yay., 2008, 316 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)
* ALMANAK-2006 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2007, 654 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MİLLİYETÇİLİK, YURTSEVERLİK VE SOL, Editör: Fikret Başkaya, Özgür Üniversite Kitaplığı: 65, Maki Yay., 2007, 212 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA’DAKİ GELİŞMELER, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi, Ankara-2007, 34 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME, KADIN VE ‘YENİ’-ATAERKİ, Ütopya Yayınevi, Ankara-2007, 228 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İMPARATORUN SOYTARISI EGEMEN MEDYA, Ütopya Yayınevi, Ankara-2007, 319 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2005 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2006, 439 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “DERİN” MİLLİYETÇİLİĞİN SİYASAL İKTİSADI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MAFYA NARKOEKONOMİ VE SUSURLUK / ŞEMDİNLİ, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 379 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* AVRUPA BİRLİĞİ VE “ÇOKKÜLTÜRCÜLÜK YALANI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 444 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* EĞİTİM ÜNİVERSİTE YÖK VE AYDIN(LAR), Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 543 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KIYAMETE ÇEYREK KALA! EKOLOJİ YAZILARI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2006, 501 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* DÜNYAYI ISITAN LATİN ATEŞİ, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2006, 302 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA YERLİLERİ: TEK BİR HAYIR, YÜZLERCE EVET, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul-2006, 368 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KAVRAM SÖZLÜĞÜ-SÖYLEM VE GERÇEK (1), Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2005, 709 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ALMANAK-2004 ANALİZLERİ, Sosyal Araştırmalar Vakfı Kitaplığı, İstanbul-2005, 464 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* LATİN AMERİKA BAŞKALDIRIYOR, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 416 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ELVEDA NİSYAN, MERHABA İSYAN, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 558 sayfa, Temel Demirer.


* KÜRESEL İNTİFADA, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 592 sayfa, Temel Demirer.


* “YENİ DÜZEN(SİZLİK)”DEN BAŞKALDIRIYA, Ütopya Yayınevi, Ankara-2005, 592 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ ROMA: TERÖRİST ABD-IV. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 270 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME VE İMPARATORLUK: “YENİ EKONOMİ”DEN ÖNLEYİCİ SAVAŞA...-III. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 382 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞMENİN TİRANLIĞI: NE, NİÇİN, NASIL?-II. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ MUHAFAZAKÂRLIK YOĞUNLAŞIRKEN KÜRESEL VAHŞET-I. KİTAP, Tohum Yayınevi, İstanbul-2004, 334 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ABD SALDIRGANLIĞI: IRAK VE ÖTESİ-III. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2004, 304 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* 11 EYLÜL’DEN AFGANİSTAN’A ABD İMPARATORLUĞU-II. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2004, 287 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KOVBOYUN SÖMÜRGE İMPARATORLUĞU-I. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2004, 346 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SAKLANMAYA ÇALIŞILAN BİR MEŞALE: İBRAHİM KAYPAKKAYA, Umut Yayıncılık, İstanbul-2003, 232 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İSYANIN ADI: FİLİSTİN-İNTİFADA KAZANACAK!, Ütopya Yayınevi, Ankara-2002, 479 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* XXI. YÜZYILLA GELENLER: SÖYLENCELER VE GERÇEK, Ütopya Yayınevi, Ankara-2002, 447 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOSYALİST MÜCADELE ETİĞİ, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2001, 336 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME VE TERÖR (TERÖRİZM, SALDIRGANLIK, SAVAŞ) II. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 334 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KÜRESELLEŞME VE TERÖR (TERÖR KAVRAMI VE GERÇEĞİ) I. KİTAP, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 364 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* AMERİKA: RÜYA MI, KÂBUS MU? YANKEE İMPARATORLUĞU, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 368 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ÖDP YAZILARI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2001, 316 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)
* KÜRESELLEŞMENİN EKOLOJİK SONUÇLARI, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2000, 190 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* EKOLOJİ POLİTİK, Özgür Üniversite Kitaplığı, Maki Yayınevi, Ankara-2000, 136 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* AVRUPA BİRLİĞİ ve SOSYALİSTLER: AKINTIYA KARŞI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* GERİCİLİK KÜRESELLEŞİRKEN FAŞİZM!.. YENİDEN Mİ?.., Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 299 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KADIN YAZILARI, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 170 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MARKSİZM VE EKOLOJİ, Öteki Yayınevi, Ankara-2000, 481 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TERÖR NE? TERÖRİST KİM? (AVRUPA ASYA ve ORTADOĞU), Cilt:2, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 384 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TERÖR NE? TERÖRİST KİM? (ABD EMPERYALİZMİ ve LATİN AMERİKA), Cilt:1, Ütopya Yayınevi, Ankara-2000, 284 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* EĞİTİM: NE İÇİN? ÜNİVERSİTE: NASIL? YÖK: NEREYE?, Ütopya Yayınevi, Ankara-1999, 264 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* NEO-LİBERAL SALDIRI KRİZ ve İNSANLIK, Ütopya Yayınevi, Ankara-1999, 494 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* “YDD” KISKACINDA ÇEVRE ve KENT, Ütopya Yayınevi, Ankara-1999, 473 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* CHE FİDEL KÜBA, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1999, ikinci baskı, 135 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YABANCILAŞMA, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1999, ikinci baskı, 112 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MEDYA ELEŞTİRİSİ ya da HERMES’İ SORGULAMAK, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1999, ikinci baskı, 176 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* DÜNYANIN BALKONUNDAKİ İSYANCILAR, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, ikinci baskı, 304 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* ÖDP: İMKÂNLAR ve SORU(N)LAR, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, 576 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* MAYALARIN DÖNÜŞÜ, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul-1998, 311 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* POSTMODERN MÜDAHALE ve BAŞKALDIRI İMKÂNI (BRECHT “BİTTİ” FUTBOL “VERELİM”!), Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, 528 sayfa, Temel Demirer.


* SOKAKTA ve DUVARDA 1968, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1998, 207 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* VE KİRLENDİ DÜNYA..., Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1997, 319 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOKAK’TAKİNE NOTLAR, Özgür Üniversite Kitaplığı, Öteki Yayınevi, Ankara-1997, 456 sayfa, Temel Demirer.


* ÖDP’YE KENAR NOTLARI, İnsancıl Yayınları, İstanbul-1997, 88 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KOYUNLAR KURTLAR KÖPEKLER (YENİ DÜNYA DÜZENSİZLİĞİ EMPERYALİZM ve UMUT), Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul-1997, 160 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* KARA PARA KİRLİ SAVAŞ (TÜRKİYE’DE MAFYA ve DEVLET), Özgür Üniversite Yayınları, 171 sayfa, Ankara-1996, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* İSPANYA’DAKİ II. KITALARARASI BULUŞMA İÇİN “YDD”YE KARŞI TEZLER - II. KITALARARASI BULUŞMA İÇİN EKOLOJİK KIYAMET TEZLERİ, Özgür Üniversite Yayınları, 56 sayfa, Ankara-1996, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ DÜNYA DÜZENİ AVRUPA BİRLİĞİ VE TÜRKİYE, Dev. Maden-Sen Yayınları, 64 sayfa, Ankara-1996, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* CANAVARLAŞAN MEDYA, 1996-İstanbul, Yorum Yayınevi, 287 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YENİ DÜZENİ ya da DÜZENSİZLİĞİ, 1996-İstanbul, Pelikan Yayınları, 304 sayfa, Temel Demirer.


* SOLAN FOTOĞRAFLARDA BİTEN VE BAŞLAYAN, 1993-İstanbul, Sorun Yayınları, 248 sayfa, Temel Demirer.


* GERİCİLİK DÖNEMİNDE DÜNYA ve TÜRKİYE, 1993-İstanbul, Sorun Yayınları, 190 sayfa, Temel Demirer.


* DİSK’İN “ÖREN TEZLERİ” ve SOSYALİST TAVIR, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 189 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* TOPLUMSAL DİNAMİKLER ve ÖRGÜTLENME EKSENLERİ, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 270 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOSYALİZM “YENİ DÜNYA DÜZENİ” TÜRKİYE, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 192 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* SOSYALİZMİN SORUNLARI ÜZERİNE AÇILIM TARTIŞMALARI, 1992-İstanbul, Sorun Yayınları, 256 sayfa, Temel Demirer, vd’leri. (Kolektif)


* YOL BALADI, 1988-Ankara, Ekin Yayınları, 61 sayfa, Temel Demirer.
* T.B.“K”.P PROGRAM TASLAĞININ ELEŞTİREL ANALİZİ, 1988-İstanbul, Sorun Yayınları, 86 sayfa, Temel Demirer.

İletişim:

temeldemirer@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)

http://www.facebook.com/TemelDemirer

https://twitter.com/temeldemirer

Son Haberler

Sayfalar

Temel Demirer

Ermeni Yetimhanelerinden; Filistin’e-Karabağ’a-Hayastan’a, Kürdistan’a-Rojava’ya Uzanan Bir Devrim Tarihidir General Martager

Tarihin en karanlık yerlerine gömülmek istenen mazlum Ermeni halkının isyan çığlığıdır Martager yoldaş. DAİŞ faşistleri tarafından köle pazarlarında satılan Ezidi kadınların kurtuluş öfkesidir.

“Ancak çölde yaşayabilirler” diye emir yağdıran İttihat Terakkicilerin devamcı ve takipçileri olan DAİŞ çetelerinin soykırım saldırıları  başladığında Ermeni halkının derin tarihsel acılarına tutunarak Rojavaya uzandı.

TKP/ML Örgütlenme Komitesi;“Partimizin Seçkin Üyesi, Tikko Rojava Komutanı Nubar Ozanyan (Fermun Çırak) Yoldaş Ölümsüzdür! Onun Mücadele Azmi Ve Kararlılığı Daima Yolumuzu Aydınlatacaktır!”

Bütün yaşamını partimizin gelişip güçlenmesi ve Demokratik Halk Devrimini gerçekleştirmeye adayan Nubar Ozanyan yoldaşı kaybetmenin acısı içindeyiz. 14 Ağustos 2017 tarihi, hüzün ve kahramanlığın günü olarak hep anılacaktır.

Nubar yoldaş, partimizin değerli bir üyesi ve Rojava'daki TİKKO birliğinin komutanlarındandı. Parti içinde kullandığı Orhan (Armenak Bakırcıyan) ismini ise, partimiz kadrolarından Orhan yoldaştan almıştı ve yoldaşımızın anısını savaş cephesinde de yaşatarak silah elde toprağa düştü.

NUBAR OZANYAN YOLDAŞ, Seni unutmayacağız,yaşamımıza örnek alacağız

“Gerici güçlere karşı sıcak mücadelenin en üst mertebeye ulaştığı bir alanda bir yoldaşı daha kaybettik. Bir yoldaşı daha devrim şehitleri kervanına uğurladık. Nubar Ozanyan Yoldaş’ı! Nubar Yoldaş, (kod adıyla Orhan Bakırcıyan) Rojava’da karşı devrimin tüm gerici güruhlarına karşı verilen onurlu savaşta 14 Ağustos’ta şehit düştü.

Bize devrettiğin mirası büyütecek, savaş içinde yaşayacak, seni savaşımızın kızıllığında yaşatacağız!

Partizan,"Rojava komutanı Orhan yoldaş; Elinde hep yükseklerde tuttuğun kızıl bayrağı daha yükseklere taşıyacağımızdan, sınıf düşmanlarımıza karşı amansız savaşımızı yükselteceğimizden, tüm dogmatik, bürokrat, tasfiyeci akımlara karşı tıpkı senin gibi uzlaşmasız mücadele edeceğimizden emin ol!" 

 

 "Bize devrettiğin mirası büyütecek, savaş içinde yaşayacak, seni savaşımızın kızıllığında yaşatacağız! Nubar Ozanyan’ın yoldaşları olmaktan gurur duyuyoruz..."

"Nubar Ozanyan’ın yoldaşları olmaktan gurur duyuyoruz...

Rahat uyu ey ihtilalin oğlu, halkların kardeşliğinin komünist yoldaşı!

2005 yılında Ermeni Soykırımı’nın 90. yılında Avrupa Türkiyeli İşçiler Konfederasyonu (ATİK) heyeti olarak Nubar yoldaşın Ermenistan’daki evinde yaklaşık 2 hafta konaklama şansına sahip oldum. Her ne kadar Ermenistan devlet bakanları bizleri Ararat Hoteli’nde ağırlamak için bu oteli tahsis etmek etseler de, bizler heyet olarak Nubar yoldaşın evinde kalmaktan yana tercihimizi kullandık. Kaldığımız bu iki hafta içinde kendisiyle birçok konuda kapsamlı sohbet etme şansına sahip olduk ve orada yürüteceğimiz faaliyetler noktasında birlikte plan yapma imkanı bulduk.

TKP/ML TİKKO Rojava Komutanlığı: “Nubar yoldaş’ın mücadelesi sınırsız ve ölümsüzdür”

“Devrimin mütevazı sessiz generali”

“Sizler ki o kadar gözyaşı ve acı görmüşsünüz

Nasıl da başardınız yüzyıllar boyunca

Kalmayı bu kadar tatlı bu kadar güzel

Dünyaya bu kadar güzel bakmayı”

Silva Kaputikyan                              

“TKP/ML üyesi ve TİKKO Rojava Komutanı Orhan Bakırcıyan( Nubar Ozanyan) yoldaş, 14 Ağustos tarihinde hayatı boyunca savaştığı gibi savaşarak şehit düştü.

Kırdalyan: Armenak Bakır'ın bir emaneti daha aramızdan göçtü

Rojava'da şehit düşen TKP/ML TİKKO Rojava komutanlarından Nubar Ozanyan'ın (Orhan Bakırcıyan) mücadele arkadaşları adına Kristin Kırdalyan, Ozanyan'ı anlattı.

Kırdalyan "Armenak Bakır'ın bir emaneti daha aramızdan göçtü. Bütün ömrünü adadığı sınıf mücadelesi uğrunda azimle çalışan Fermun Çırak yoldaşı Rojava'da kaybettik" dedi.

“Hizipçi” ve “Bölücü” Olan Kimdir?

Hizipçi ve bölücü olanlar, revizyonist çizgide ısrar edenlerdir. Bütün eleştirilere rağmen hatalarını düzeltmeyenler, düzeltmemekte ısrar edenlerdir. Hizipçi ve bölücü olanlar, samimiyetle öz eleştiri yapmak yerine, sadece çok sıkıştıkları zaman, revizyonist özü kamufle edenlerdir. Hizipçi olanlar, kendilerine eleştiri yöneten kadrolardan örgütün imkanlarını esirgeyenler, kendi yağcılık ve dalkavukluk yapanlara bütün imkanları sergileyenlerdir. Hizipçi ve bölücü olanlar, örgüt içinde körü körüne itaati, dalkavukluğu, sırt sıvazlamayı teşvik edenlerdir.

TKP/ML Ortadoğu Parti Komitesi “TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanı Orhan Yoldaş ölümsüzdür!”

TKP/ML-TİKKO Rojava Komutanı Orhan Yoldaş ölümsüzdür!

Katledilgimiz suruçla çoğaldık(*)

“Başkaları için kendinizi unutun, o zaman sizi de hatırlayacaklardır.”[1]

Emekçiler işsizler yoksullar nerede?[1]

“Başkasının hayallerine tutsak olursanız belanızı bulursunuz.”[1]

Maltepe sahilindeki miting alanına açılan yollardan birinin kenarında durmuş, önümüzden akan kalabalığı izliyoruz. Kadın-erkek, çoluk-çocuk, İnsan seli. Etkileyici… Ellerinde Türk bayrakları, “adalet” pankartları, Mustafa Kemal’li sancaklar. Bulutsuz, sıcak bir yaz günü, bir pikniğe, deniz kenarında hava almaya gidiyormuşça bir gamsızlık, bir neşe… Arada bir - bizim gibi miting kıdemlilerinin hemen fark edeceği bir acemilikle- slogan atıyor, hemen ardından aralarında koyulttukları ikişerli-üçerli sohbete dönüyorlar.

Sayfalar