Ermeni tarihi ve ittihat terakki dönemi

Türk'ler 11.Yüzyıl'dan itibaren,Anadolu'ya gelmeye başladılar.Doğu,Güney ve Orta Anadolu'da etkin çoğunluğu oluşturan topluluklar Ermeni'lerden oluşmaktaydı.Toros'larda ''Klikya Ermeni Devleti'' vardı.Batı'da Roma vatandaşı Rum'lar,Güney'de,Süryani'ler,Karadeniz'de Pontus krallığı ile Hristiyan Laziki'ler vardı.Osmanlı'nın kuruluş dönemlerinde ,Türk'lerin ve diğer müslümanunsurların,Anadolu halklarının yanında ancak on'da birini oluşturuyordu.Türk'ler zamanla zor yoluyla savaşarak Anadolu'ya zorla yerleştiler.Hristiyanlığı ilk kabul eden topluluk olan Ermeni'ler,Türk'lerin-Osmanlı'ların islamlaşma sürecine denk gelmektedir.
Osmanlı'da iki farklı tebaa vardı.''Hakim unsur ile Tabii unsur''dur.Hakim unsur Müslü man'lardır.Tabii unsur ise Gayri-müslüm'lerdir.Gayri-müslüm'ler her zaman sultana karşı sorumluydular.İslam devleti'ne,hukukuna göre haraç,peşkeş gibi vergiler karşılığında islam devleti'nin koruması altındaydılar.Hakları verilen fermanlarla sınırlıydı.Anadolu'da bu yüzyılda Türk'lerin çoğunluğunu Alevi'ler oluşturuyordu.1512 yılından itibaren,Sultan Selim döneminde Anadolu tümüyle sunni nufus artışı oldu.Toplumsal,dinsel,kültürel değişimler bu döneme denk gelmiştir.Baskı ve katliamlar dönemi olarak tarihe geçen bu yüzyıllar boyu süregelmiştir.İnsanlar dinlerinden,inançlarından zorla dönmeye zorlanmışlardır.Slogan halini alan ''ya öl,ya dininden dön'' denilerek,insanlar tercih yapmaya zorlandılar.Osmanlı'ların son döneminde ise bu tercih Ermeniler için ''terket'' oldu.
Ermeni'ler Anadolu'da yaşadıkları her dönem sadık tebaa olmuşlardır.Çalışkan,sanaatkar,yaratıcı özellikleri ile bilinirlerdi.Ama Ermeni'leri zayıflatan,değişime uğramasına sebep olan Osmanlı despot politikaları olmuştur.Balkanlardaki bağımsızlık hareketlerinden sonra Yunanistan'ın Mora isyanında 1821 yılında bağımsızlığını ilan edince ,Ermeniler Osmanlı'ya hep bağımlı kaldılar.Bundan dolayı o dönemlerde ''sadık millet''(Millet-i sadık) olarak anıldılar.Önemli devlet görevle rinde bulundular.Savunma,ekonomi,mali işlerden sorumluluk aldılar.Anayasa'nın hazırlanmasına katkı sundular.
1826 yılında,yürürlüğe giren ''yeniçeri ocakları'' ailelerden zorla toplanan hristiyan çocuklar,eğitilerek kılıç kuşatılıp İslam ordusu oluşturuldu.1789 Fransız Devrimi'nin yankıları kendini Osmanlı'da da göstermiştir.Artık Gayrı-müslümler de ''eşit haklara'' sahip vatandaşlar olmuşlardır.Nizamnameler,iş yönetmelikleri,antlaşmalar Avrupa devletlerinden esinlenerek Osmanlı'ya uyarlandı.Yeniçeri'ler yerini,polis teşkilatları ile istihbarat kurumlarına bıraktı.Ermeni'lerin yaşadığı vilayetlerde meydana gelen mal,can,namus saldırılarında görülen yükseliş huzursuzluğu beraberinde getirdi.Balkanlar'da meydana gelen milliyetçi bağımsızlık hareketleri zorla,kanla bastırılmaya çalışıldı.Müslümanlığı,Türklüğü benimseyen unsurlar,Anadolu'ya gelerek sorun olmaya başladılar.Göç eden bu insanlar Ermeni köylerine dağıtılarak sorunların başlaması gündeme geldi.Feodal beylerin vergi,haraç altında topladıkları paralar Ermeni'lerde artık sosyal patlamaya dönüştü.
Tanzimat(1839) ve Islahat(1856) Fermanı ile artık Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine denk gelen,ülkede yaşayan azınlık haklarının güvence altına alınması için Rus'ların,Avrupalı'ların etkisiyle reformların kabul edilmesi sağlanmıştır.Osmanlı devletine verilen borçlar ile kendine bağımlı kılan yabancı sermayenin sömürgesi durumuna gelmiştir.Ermeni toplumunda meydana gelen ulusal uyanış artık Osmanlı'ları rahatsız etmeye başladı.1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı ile yenilen Osmanlı'lar,Berlin'de imzaladıkları antlaşma ile''G.Doğu'da Ermeni'lerin yoğun olarak yaşadıkları illerde,kürt ve Çerkez saldırılarından koruma altına almayı taahüt etti''.Ama tüm antlaşmalar sözde kaldı.''reform sözü verildi,otonom bir yönetim şekli oluşturulması'',Berlin Antlaşması'nın maddeleri arasına kondu.Ama hiç bir şey hayat bulmadı.
Ermeni'ler,süregelen katliamların durdurulması,Avrupa devletlerinin dikkatlerini buraya çekmek,gelecekteki katliamların önlenmesi için 1896 yılında İstanbul'da Osmanlı Bankası'na bir baskın düzenlediler.Talepleri arasında ''genel af,el konulan mülklerin iadesi,reformların hayata geçirilmesi'' idi.Bu fedai eyleminden hiç kimsenin burnu bile kanamadan sıyrılarak,gemi istekleri kabul edilerek Türkiye'den ayrıldılar.Amaçlarına ulaştılar.Fakat sonradan,istanbul'da başlatılan operasyonlarda 6000 Ermeni öldürüldü.Baltacı'lar diye adlandırılan,Kürt'lerden oluşan hamallar grubu,Kumkapı'da yaşayan Ermeni'leri yerlerinden ederek,kendileri buralara yerleştiler.
Ermeni toplumuna verilen reform sözlerinin yerine getirilmeyişi,ulusal uyanış ile ihtilalci,milliyetçi hareketlerin de doğmasını beraberinde getirmiştir.Kızıl Sultan olarak bilinen Abdülhamit bu hareketlere ve Ermeni'lere karşı katliamlar yaparak karşılık vermiştir.Ama Balkan'larda böyle olmamış,Osmanlı'ların yenilgisiyle sonuçlanmıştır.Milliyetçi,ulusal,ihtilalci hareketler ile ayaklanan halklar uzun süren savaşlar sonucunda Osmanlı'ların Balkanları kaybetmesiyle sonuçlanmıştır.1912-1913 yıllarında yaşanan yenilgi ile şekillenen ulusal devletler,''Ermeni soykırımı fikrinin doğuşun-da büyük rol oynadığı'' bir gerçekliktir.
1894-1896,Abdülhamit krallığının Ermeni'ler üzerinde baskı,terör ve katliamların en yoğun olarak yaşandığı dönemlerdir.Bu dönemde,hapishaneler boşaltıldı,cinayet ve katliamlardan sanık katiller serbest kaldı.Kürt'lerden oluşan başı bozuk insanlar silahlandırılarak çeteler oluşturuldu.Doğu Anadolu illerinde silahlı Kürt aşiretlerden oluşan,bir askeri örgütlenme olan Hamidiye Alayları Sultan Abdülhamit tarafından kuruldu.Kürtler'den oluşan cinayet şebekeleri ''tetkçi'' rolünü üstlendiler.Ermeni'ler kitleler halinde İslamiyet'e zorlandı.1915 Ermeni Soykırımı arifesinde Ermeni top- lumunu savunmasız bırakmak için daha çok erkeklere yönelik oldu.Abdülhamit Han Hamidiye Alaylarına çok geniş olanaklar sağladı.Yağmacılık,eşkiyalık için Ermeni'lere istedikleri gibi davranma yolunda izin verdi.
300bine yakın Ermeni'nin ölümü ile sonuçlanan 1894-96 katliamları,1915 soykırımını gölgede bırakmıştır.Erzurum'da öğle namazından sonra işitilen borozanla başlayan katliamlar akşam saatlerine kadar,işitilen borozan sesiyle son buluyordu.Tüm bunlar yaşanırken Berlin Antlaşmasında büyük devletlerin vermiş olduğu ''gözleme ve denetleme'' sözü havada kaldı.Katliamlar karşısındaki sessizlik ise onaylamak anlamına geliyordu.Bu tavır 1915 soykırımını kolaylaştıran en büyük etmenlerden birisi oldu.
ITTİHAT VE TERAKKİ DÖNEMİ
Kılıç zoru ile sınırlarını Afrika,Arap Yarımadası,Balkanlara kadar işgal ederek medeniyetleri yok eden, Osmanlı imparatorluğu 10 milyon km kare olan yüzölçümü,25 parçaya bölünerek küçüldü.Bağımsızlık,ulusal hareketler sonucunda Kuzey Afrika ile Arap Yarımadasında 13 İslam Devleti,Balkanlarda ise 12 Hristiyan devleti meydana çıktı.
1907 yılında Abdülhamit krallığının baskılarına karşı gelen Ermeni Taşnaksutyun Partisi ile İttihat ve Terakki Partisi 27-29 Aralık 1907 tarihlerinde,Paris'te Osmanlı sultanına karşı bir kongre örgütlediler.Kongre'de sultanı tahttan indirmek,rejimi değiştirmek ile Millet Meclisi kurma konularında anlaştılar.Selanik'te kurulan Genç Türkler(Jön Türk'ler) hareketi ile Paris Genç Türk'ler hareketi aralarında görüş ayrılıkları olsa da ''İslamiyetin hakikatlerin kaynağı olduğu'' konusunda görüş birliğine vararak 1901 yılında İttihat (birlik kurma) ve Terakki'nin (İlerleme,gelişme) temel lerini attılar.
13 Mayıs 1908 tarihinde,Paris'te İttihat ve Terakki Partisi ile EDF (Ermeni Devrimci Federasyonu) Taşnaklar ''elele çalışmaya söz verdiklerini'' kongrede alınan kararları uygulamaya koyuldular.Ordu içerisinde gizli örgütlemelerde bulunan Enver Paşa orduları ile Selanik'ten İstanbul'a orduları ile yürümeye başladı.Çaresiz kalan kral Meşrutiyeti ilan etme zorunda kaldı.Bu hareket yurt dışında ve ülkede sevinç gösterileri ile karşılandı.Abdülhamit krallığı döneminde yurt dışına kaçanların ülkeye dönüşünün kapısını araladı.Balkanlardan,ABD'ye Kafkaslar'dan Avrupa'ya sürgünde olan elli bin Ermeni tekrardan Van,Bitlis,Erzurum'a ...döndüler.Hürriyet-Adalet-Eşitlik sloganları Meşrutiyet'in ana sloganları oldu.İlk genel seçimlerde tüm adaylar eksiksiz seçildiler.EDF-Taşnaksutyun Partisinden ise altı milletvekili,İ-T Partisinden ise 12 milletvekili Meclis'e girdiler..
İttihat ve Terakki Partisi'nin esas gayesi sanıldığı gibi krallığı devirip halkların özgürce yaşayacağı bir rejim hiç olmamıştır.Aksine parçalanmaya mahkum olan Osmanlı İmparatorluğu'nun birliğinisürdürmekti.Kendilerini,krala karşı olan,Pan-Turanizm ve Türkçülük ideolojisini rehber edinerek,kendi sonlarını,aynı zamanda yok olmak üzere olan Osmanlı'cılığın mezar kazıcısı oldular.Meşrutiyetin ilan edildiği yıllarda Varna'da bulunan Ermeni halk önderi Antranik Ozanyan (Paşa)'ya EDF-Taşnaklar önderliği davetiye çıkararak,İstanbul'a gelmesini Muş'tan 50 lira maaşla,milletvekili olması teklifinde bulundular.Genç Türk'lerle samimi ve candan olan Taşnaklar,Meşrutiyet'in sahte özgürlük havasıyla zafer sarhoşluğuna kapılarak,gelecekteki olacakları göremez duruma düştüler
1907-1913 yılına kadar,yani İttihat-Terakki Partisi ile ilişkileri kopana kadar halkı sukunete davet ettiler.Bu politikaya karşı çıkan halkın içinden kesimler olmuş olsa da gelişmelere engel olamadılar.Genç Türk'lerin politik oyunlarını sezen ve ilerisini gören Antranik O.Paşa,EDF-önderleine,Taşnaklar'a cevaben ''ben sultan,Enver vede Talat'ın elini sıkıp kardeş olamam.Bu yeni kardeşlerinize dikkat edin,onlar halkımızın ve sizin başınıza felaketler getirecekler'' diyerek,önerilerini reddetti.
1908 yılında kral Abdülhamit'i devirerek iktidarı ele geçiren İttihat ve Terakki Partisi, üyelerinin 1910 yılında Selanik'te gerçekleştirilen kongrelerinde önemli kararlara imza attılar.Tartışılan konuların başında ''tüm uyrukların,tam Osmanlılaştırılması'' denilen,Türkiye'nin zorla Türkleştirilmesi,tek tipleştirilmesi planı üzerinde yoğunlaştı.Özel stratejilerin belirlendiği bu toplantıda Talat Paşa ''...imparatorluğu osmanlılaştırma görevimiz başarılıncaya dek,eşitlik meselesi diye bir şey olamaz'' diyerek,azınlık unsurların tasfiyesini gerekli görüyordu.
İttihat ve Terakki Partisi'nin önde gelen liderlerinden aynı zamanda Turancılık ideolojisinin baş mimarlarından olan Ziya Gökalp da Selanik'te yapılan toplantıya Diyarbakır delegesi olarak katıldı.Turancılık görüşünün resmi devlet görüşü olarak benimsenmesini sağladı.Turancılık,Rusya'ya karşı Osmanlı İmparatorluğundan başlayıp Çin Seddi'ne kadar uzanacak yeni bir cephenin oluşması düşüncesidir.Aynı dili konuşan,aynı ülküyü paylaşan,aynı geçmişe sahip,hayali bir Turan ırkı yaratılmış,bu düşünce Cenevre,Paris'e kadar bulunan genç Türklere kadar ulaşmıştı.Ziya Gökalp'ın hatalı olarak gördüğü 1839-1856 Islahat Fermanlarını eleştirerek Egemen ulus (millet-i hakim)kavramını ''hakimiyet islamındır'' diyerek yeniden düzenledi.İttihat ve Terakki Partisi bu milliyetçi temeller üzerinde kuruldu ve dönüşüme uğradı.Bu coğrafyada yaşayan insanları tek dil,tek bayrak,tek millet adı altında örgütlemek amacı ile savaşın içine soktular.Milyonlarca insanın ölümüne sebep oldular.Sarıkamış'ta 90 bin insan sadece bu yüzden öldü.Bu ırkçı-milliyetçi düşüncelerinden dolayı Ziya Gökalp Osmanlı Meclisi üyesi seçildi.
İttihat ve Terakki Partisi ile EDF-Taşnaklar arasında ilk güvensizlik sorunları Adana katliamında 1909 yılında yaşandı.30bin Ermeni'nin ölümü ile sonuçlanan katliamlarda,İttihat ve Terakki Partisi olayların sorumlusu olarak EDF-Taşnakları suçladı.Halbuki Selanik'ten getirilen,Genç Türk orduları,katliamı işaret ediyordu.Anayasa inancını hala koruyan Ermeni'ler,silahsızlanma talebini kabul ederek,silahlarını teslim ettiler.Silahların tesliminin hemen ertesi günü olaylar başladı.Ve katliamlar gerçekleştirildi.Ermeni'ler için önemli bir gün olan Paskalya yortusuna denk gelen 12 Nisan1909 tarihine denk getirdiler.Olayların bitiminden sonra Adana'ya soykırımın planlayıcısı ve uygulayıcısı Cemal Paşa görevli olarak atandı.
Katliamı Alman'lar ve Avrupa'lılar sessizce izlediler.Çünkü büyük güçlerin gözlerini kamaştıran Klikya pamuğından çıkan,çiğidin savaş öncesi barut sanayiinde kullanılmasıdır.Ermeni'lerin ölüm fermanı Avrupalı'ların gözleri önünde yaşandı.Avrupalı'ların mühimmat ihtiyacını karşılayan,Klikya pamuğuna Ermeni'lerin yok edilmesiyle el konuldu.

Agop Ekmekciyan
Özellikle azınlıklar üzerine yazdığı yazılarıyla tanıdığımız yazarımız,diğer birçok konuda da makaleleriyle tanınmaktadır.
agop@kaypakkaya-partizan.net(Hazırlanıyor)
Son Haberler
Sayfalar

ALEVİLERİ İSTİSMAR ETMEKTEN VAZ GEÇİN, SAMİMİYETLE LAİKLİĞİ TALEP EDİP SAVUNUN!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, katıldığı bir etkinlik vesilesiyle, şöyle demekte: “(…) Cemevleri ile ilgili taleplerimiz yıllardır ortadayken, bir yanda bu ülkede anayasaya göre her yurttaş eşitken, Sünni bir yurttaşın ibadethanesi camilerin her ihtiyacı karşılanırken, aynı vergiyi ödeyen; vergi verirken eşit ama hizmet alırken eşit olmayan Alevi yurttaşlarımızın ibadethaneleri Cemevleri, devlet nezdinde ibadethane kabul edilip, camiye ne yapılıyorsa Cemevine de aynısı yapılacağı güne kadar bu talebinizin sonuna kadar arkasındayım.” (T24, 21.07.2024)

Kendi topraklarında özgür yaşayamayanlar (Nubar Ozanyan)
Nasıl bir adalet, nasıl bir vicdandır ki yüzyıldır Kürtler kendi topraklarında özgür yaşayamıyor? Nasıl bir kara zulümdür ki, on binlerce gerilla canını feda etmesine, on binlerce tutsak kör hücrelerde ömür çürütürcesine özgürlüğe ellerini uzatmasına karşın karanlık iş başında kalmaya devam ediyor? Ve yüz yıldır Kürt halkı bunca büyük bedel ödemesi karşısında sanki bir şey olmamış gibi duran Devlet, utanmadan elini “kardeşlik” adına DEM’e uzatıyor? Tarihte böylesine aymaz bir düşman görülmüş mü?

Nobel Ekonomi Ödülleri Hangi "Bilimsel" Buluş İçin Verildi?
Emperyalist sistemin içinde bulunduğu durumdan liberal ekonomistler, liberal entellektüellerde memnun değiller. „Eşitsizlikler“ büyümüş, „doğanın tahribatı alarm“ veriyormuş, „demokrasiler“ gerilemiş, „ekonomiler teknolojik gelişmelerin gerisinde“ kalıyormuş. „ekonomik büyümeler yavaşlamış“ vs. vs. En büyük buluşu 2005-2006'dan beri dünyada „demokrasi“lerin gerilemesiymiş.

SAVAŞA AKTARILAN PARA, EMEKÇİYE YAŞATILAN YOKSULLUĞUN BAŞLICA NEDENLERİNDENDİR!..
“Çözüm sürecinin en önemli sonuçlarından biri de kesinlikle ekonomik göstergeler, ekonomik nedenler olacaktır. Yapılan bir hesaplamaya göre, terörün Türkiye’ye son 29 yıldaki maliyeti yaklaşık 300 milyar dolardır. Çözüm süreciyle birlikte canları tehditten kurtardığımız kadar, ekonomiye de can suyu olacak yeni bir dönemi, yeni bir süreci başlatmış olacağız.”

“Filistin’de direnişin bir yılı ve Bahçeli’nin sözleri”(Deniz Aras)
7 Ekim Aksa Tufanı hamlesinin üzerinden tam bir yıl geçti. Bu süre içinde Ortadoğu, emperyalistlerin askeri, siyasi, lojistik ve istihbarat desteğiyle adeta bir koçbaşı olarak işlevselleştirdikleri Siyonist İsrail tarafından kan gölüne çevrildi.

İmha ve İnkar Politikalarına Karşı Direniş Sürüyor
Türk devletinin kuruluş süreci aynı zamanda Kürdistan coğrafyasında imha ve inkâr politikalarına sistemlilik kazandırma sürecidir. “Tek vatan, tek bayrak, tek millet” söylemi bu ırkçı, inkârcı politikanın en açık ve özlü ifadesidir.
Ve aynı zamanda bir devlet politikasıdır. Dolayısıyla Kürt coğrafyasına dönük saldırıları dönemsel görmek veya kimi burjuva partilerinin izlemiş olduğu politikalarla açıklamaya kalkmak yanılgılı bir tutum olur.

3. Dünya Savaşı riski hâlâ “güçlü olasılık” mı yoksa artık “kaçınılmaz akıbet” mi?
Son bir yılın ve ama özellikle de son ayların olguları öyle gösteriyor ki 3. Dünya savaşı artık sadece “güçlü bir olasılık” olarak değil; “kaçınılamaz bir akıbet” olarak ele alınmayı gerektiriyor. Bu hızlı tırmanış ise esasen şu iki ana etmen üzerinden yaşanıyor: Birinci etmen Rusya-Ukrayna Savaşı iken; ikinci etmen ise İsrail saldırganlığının tırmandırdığı savaştır.

Önderlerin Ardından… (Nubar Ozanyan)
Kafkaslar’ın en ileri devrim beyni ve en güçlü çarpan sosyalist yüreği, zulmün gölgesinde yaşam bulmaya çalışan Ermeni halkının yetiştirdiği en kalifiye önder kadrolardan olan ISTEPAN ŞAHUMYAN’IN başına gelenler bütün Sovyet devrim önderlerinin başına gelenler gibi oldu. Yok sayılmak, yaşanmamış kabul edilmek, itibarsızlaştırılmak, unutturulmak, nefret, işçiler ve ezilen halklar için yaptıkları büyük fedakarlıklarının ters yüz edilmesi, kahramanların hain olarak tanıtılmaya çalışılması kötülüklerin en büyüğüdür. Acıların en derinidir.

Emperyalizm Üzerine Notlar-7
„Yarı-Sömürgeciliğe“ Sığnan Sosyal Şovenist Teoriler
Başka ülkelerin işçi ve emekçilerini sömüren bir ülke yarı-sömürge olamaz. Eğer bir ülke içinde yüksek düzeyde tekelleşme gerçekleşmişse, başka ülkelere sermaye ihraç ediyor, oralarda yatırım yapıyor, işçi çalıştırıyor, maden ocakları açıp işletiyor, banka açıp mevduat topluyor, kredi veriyorsa ve bu ülke, ML literatürde, kapitalist sistem içinde emperyalist bir ülke olarak adlandırılır.

Düşünüş ve Hareket Tarzında Devrimcileşmek
Kürt ulusuna, diğer azınlık milliyetlere uygulanan baskı ve asimilasyon politikalarına karşı sessiz kalıp harekete geçmemek, özünde işçi ve emekçilerin birliğine, ortak yürüyüşüne zarar vermektir. Dolayısıyla bu yönlü yapılan çağrılara kayıtsızlık ya meselenin özünü yeteri kadar kavramamaktan ya da bu demokratik istemlere karşı samimi bir tutum sergilememekten kaynaklanmaktadır. Çünkü samimi bir birlik istemi, ortak mücadele anlayışı Kürt ulusunun ulusal demokratik haklarını savunmayı, bu yönlü yapılan tüm saldırılara karşı net bir tutum almayı gerekli kılmakta.

Bay Özkök gibilerinin vicdan muhakemesi
Ertuğrul Özkök; “Akıl ve vicdan Orta Doğu’yu terk etti. Geriye sadece fanatizmi bıraktı.” Sözleriyle, kendince bir durum tespiti yapıyor. Ve “Hadi artık soralım” diyerek, T24’deki yazısında soruyor: “Orta Doğu’yu kim harabeye çevirdi; İsrail F-35’leri mi, Hizbullah Fadi füzeleri mi?” (25 Eylül 2024)