
Sen Degil Karadeniz Seni Kana Bulayanlar Utansin
Sene Bindokuzyüzyirmibir
Ocağın yirmisekizi
Maçka‘dan iniyorlar sahile
Akıbetinden habersiz onbeş yoldaş
Ve sevdasının peşinde bir kadın
Maria…
Onbeşler indiğinde Trabzon’a
Topal Eşkiya‘nın
Kahya köpeği
kesti yollarını Değirmendere’de…
Aldılar onbeşleri
bindirdiler bir sandala
Karadeniz‘i zifiriye boyayacak geceye
Tarihe kara çalacak o geceye
Çektiler kürekleri vira…
Onbeşler..
Karıştılar geceye
Bedenleri kafalarından ayrıldı
Karardı Karadeniz utancından
En yiğit çocuklarını aldı bağrına
Katillerin elinden.
Mariaya el konuldu
Kadın kısmı
Oldum olası
Barbarın savaş ganimeti…
Maria sevdasının peşinde bir kadın
Dili başka
Düşüncesi bambaşka…
Ganimet Maria
İntihara ödüllü…
Maria‘dan geriye
bir namus kaldı
bir vatan
bir de ahlak…
Namus baştan ayağa Mariaydı…
Vatan doğudan batıya Mustafa Suphi
Ahlak ezelden yoldaşlık…
Oysa Mustafa Suphi…
Aşabilseydi Espiye’yi
Memleketine varacaktı…
Katil eşkiyanın hakkı saydığı Karadeniz
onun da anası!
uzak yollardan geçmişti yaşamı
Aşabilseydi o birkaç saatlik yolu
Kimbilir daha hangi yolları adımlayacaktı…
Karadeniz‘in belirsizinde durur hala
Kara bir sandalın yan tarafından
denize atılmış
Onbeş yoldaşın bedenleri…
Vakitsiz gitmiş evlatlarına bir ağıttır
Karadeniz’in hırçınlığı…
Elif Yıldırım