Perşembe Nisan 3, 2025

İzmir Partizan; Politik çalışmalarımıza yoğunlaşmak en iyi cevaptır!

 "Bir süredir kurumumuzu şu veya bu şekilde meşgul eden tartışma, kaos ve krizin şiddetle birlikte boyutlanarak geldiği nokta gündemimizi meşgul etmeye devam ediyor.

Yaklaşık 1 ay önce tekabül eden bir sürede  İstanbul'un Aksaray ve Kartal bürolarımız çete vari bir şekilde gasp edilmiş, muhabirlerimize şiddet uygulanmıştı. Aynı şekilde Dersim ve Erzincan irtibat bürolarımıza yönelik de saldırı ile birlikte gasp edilmek istenmiş, muhabirlerimiz tehdit edilmiş edilmek istenmiştir. Bu gaspçı tutumun son örneği de gazetemizin İzmir irtibat bürosuna yönelik olmuştur.

İç sıkıntıların büyütülerek devam ettirildiği, sorunun çözümün yanlış bir anlayış, zihniyet ve yöntemde ısrar edilerek çözümsüzlüğe mahkum edilmek istenmeye devam edenlere karşı politik duruşumuzu korumaya ve faaliyet alanlarımıza ve devrimci değerlerimize meşru müdafaa temelinde sahip çıkmayı sürdüreceğiz.

Dünde söyledik bugünde söyleyeceğiz devrimcilerin faaliyetleri asla dört duvar arasına sıkışmadı/sıkıştırılamaz. Bunu Aksaray ve Kartal bürolarımız gasp edildiğinde gösterdik, kendi faaliyetimize gazetemizi çıkararak sürdürdük, faaliyetçilerimizle, okurlarımız ve ailelerimizle toplantılar  alarak güncel politik   süreçten kopmadan çalışmalarına devam ettirdik/ettiriyoruz. Dersim ve Erzincan irtibat bürolarına aynı çetevarı yöntemleree karşılık okurlarımız toplantılar alarak, politik çalışmalarını sıklaştırarak yanıt vermişti/vermeye devam etmektedir.

Bizler devletin saldırıları karşısında daima politik yanıtlar verdik,  ideolojik ve politik hattımıza uygun olarak önümüze mücadeleyi büyütmeyi koyduk. Bugün bu veya şu şekilde darbeci bir zihniyet tarafından çeşitli boyutlarda uygulanan şiddetle çekilmek istenen çözümsüzlük ve çürüme dehlizlerine girmeden mücadeleye daha fazla sarılan bir tarzla çalışmalarımızı sürdürmeyi en doğru tavır olarak görüyoruz.

Gelişen bu duruma okurlarımızın hızlı bir şekilde refleks verip gazetemizin irtibat bürosunu sahiplenmesi bu kişilerin şiddet içerikli yöntemlerine, buna hizmet eden anlayışlarına karşı  cevabımızın ne olacağına dair okurlarına çağrı yapılarak bir toplantı gerçekleştirilmiştir.

Sonraki günlerde de büromuzu okurlarımız sıklıkla ziyaret ederek sahiplenmeye ve desteğe devam etmiştir.

Bu yapılan saldırı ve gaspçı anlayışın politikadan uzaklaştırmaya ve faaliyetlerimizi engellemeye yöneliktir olduğu ortadadır. Ülke gündeminin bu kadar yoğun yaşandığı bir süreçte kendi çıkarları ve hesapları doğrultusunda hareket edenlere "Çekmek istediğiniz noktaya  gelmeyeceğimizi ve işimize bakacağımızı" bir kez daha ilan ediyoruz. Bizim bu saldırılara karşı verilecek en iyi cevabımızın çalışmalarımıza daha fazla yoğunlaşmak olacağı inancındayız, çekilmek istenen noktaya karşın pratik faaliyetlerimize kaldığımızdan yerden devam etmenin en doğrusu olacağı nettir.

Okurlarımızla toplantı yaparak,  süreci değerlendirdik

Yaşanan olumsuz gelişmeye karşın İzmir'de Nisan Yayımcılık bürosunda bir toplantı gerçekleştirildi. İç sürece dair yürütülen tartışmanın ardından bundan sonra neler yapılacağına dair diğer tartışma   başlığına bölüme geçildi.

Referandumun yaklaştığı bu süreçte sokaklarda, mahallelerde materyallerimizle HAYIR çalışmasını sürdüreceğiz. Kapı kapı dolaşarak ülke gündemini ve referandum üzerine halk kitleleri ile yaptığımız sohbetlere devam etmek zerinden hem fikir olduk.

Bu gasp girişimine katılan kişilerin sıkıntılı ve apolitik kişiler olması, kurumun çıkarlarından ziyade kendi çıkarları için uğraşan kişiler olması ve böyle bir girişimde bulunmaların tesadüfen olmadığı konusunda hem fikir olundu.

Toplantıda bu yaşanılan süreçten ziyade politik çalışmalarımıza ağırlık verilmesinin önemi vurgulandı. Özellikle HAYIR çalışmalarına daha fazla yoğunlaşarak politik gündemden uzaklaşılmaması üzerinde duruldu. Bununla beraber gazetemizin daha fazla sahiplenilmesi ve kitlelerle daha çok buluşması gerekliliği konuşuldu.

Yapılan toplantının verimli geçmesiyle beraber daha sık toplantılar alınarak politik gündem üzerine daha fazla tartışılması ve gazete değerlendirmeleri alınması konusunda hem fikir olundu.

Her alanda yapılmaya çalışılan saldırılara yaptığımız politik çalışmalarla cevap olmaya, mücadeleyi en zor günlerde dahi daha ileriye taşıma devam edeceğiz.

İzmir Partizan

46318

Partizan'dan

Partizan'dan; Gündem ve güncel gelişmelere ilişkin politik açıklama ve yazılar. 

Son Haberler

Sayfalar

Partizan'dan

Devrimci Pratik ve Militanlaşma

Günlük, üretkenlikten yoksun, kendini tekrarlayan faaliyetler militanlaşma anlamında bir gelişmeyi tetiklemez. Yine devrimci pratiği zayıf bir özne, her şeyden önce geçmiş olumsuz alışkanlıklarıyla devrimci bir tarzda hesaplaşmaya girmez. Yani düşünsel ve pratik olarak küçük burjuva düşünüş ve yaşam tarzından militanca bir kopuş sürecine yönelmez. Çünkü devrimci militanlaşma proleter düşünüş tarzına aykırı olan her türlü burjuva anlayışla hesaplaşma düzeyine bağlıdır. Sade bir dille ifade edecek olursak; köklü bir kopuş, çok yönlü ve kapsamlı bir hesaplaşmayla mümkündür.

“CHP’yi demokrasi cephesıne katılmaya zorlama” yaklaşımları üzerine - I

Toplumda ve doğada yaşanan her değişim, dönüşüm ve gelişmeye koşut olarak, her olgu ve kavram gibi, CHP de elbette ki tartışmalar konusu olabilir, olmalıdır da. Bunda herhangi bir anormallik olmasa gerek. Hayatta, ortaya çıktığı o ilk andaki haliyle, değişmeden kalan/kalabilen hiçbir şey olamayacağına göre; CHP’de de bu kural gereği, el mecbur, bazı değişim ve dönüşümler yaşanacaktır. Bunu yadsımak, hayatın diyalektiğini yadsımakla eşanlamlıdır.

Tutuculuk,dogmatizm ve tabela devrimciliği devrime vardırmaz!

Kısa bir süre önce, “Bu Kendi Kendimizi Kandırmamız Daha Ne Zamana Kadar Sürecek Acaba?” başlıklı, kısa-özlü bir yazı kaleme alıp, bloğumda paylaşmıştım.

Yazıda Türkiye ve K. Kürdistan Devrimci Hareketinin içinde bulunduğu olumsuz durum ve açmazları özetlenmiş, kendi kendine yapageldiği ajitasyona ve kafasını kuma gömme hallerine dikkat çekilmiş ve son paragraf olarak da şu soru sorulmuştu:

Tehlikenin farkında mıyız?

"Türkiye yüzyılı maarif modeli" ile hedeflenen şey; Devlet eliyle "dindar ve kindar nesil" yetiştirmek ve tedrici geçişle din esaslı bir rejim inşa etmektir,

Öncelikle ve de tereddütsüzce idrakinde olunmalı ki bu konuda yapılmak istenenin tümü, ‘toplumsal mühendislik’ yöntemleriyle, zamana yayılı olarak tamamen Erdoğan’ın ‘gizli ajandasının’ şu son derece aleni ideolojik tercihlerini hayata geçirmek maksadıyla yapılmaktadır. Yani asla ‘masumane’ ve de spontane şeyler değil bunlar. Örneğin şöyle diyordu fiiliyatta kendisine İslâm halifesi misyonu yüklemiş olan Erdoğan:

Bugün Galatasaray Meydanında bariyerler bir genişledi ve arkasından geri daraldı.

Meydana gelmeden meydana açılan her yol denetim altına alınmış, polis denetiminden ve üst aramasından sonra meydana girdik... Arkasından heykelin olduğu yere geldim, orası da bariyer ile çevrilmişti, ön taraftan giriş yerine yan taraftan giriş açılmıştı, oradan da üst aramasından geçip oturma eyleminin olacağı heykel çevresine geldik. Heykel, cumhuriyetin 50. Yıl heykeli. 100. Yıl heykeli yapıldı mı bir yerlerde bilmiyorum...

Bariyer içinde bariyer ve onun içinde izin verilen sınırlar içinde acılarımızı haykırmak!

Disiplin anlayışımıza eleştirel bir bakış – II

II.Bölüm:

Laz Nihat’ın başında bulunduğu ekip, öylesine şuursuzca bir gözü kapalılıkla kontraya tabi hareket etmekteydi ki düşünün, düşman operasyonlarının sürmekte olduğu bir arazide, başta ben olmak üzere, kendilerinden yana tavır almayacaklarına kanaat getirdikleri bir grup gerillayı silahsızlandırarak, öylece araziye terk etmeyi bile göze alabildiler… 

Disiplin anlayışımıza eleştirel bir bakış – I

Aslında bu konuyu yıllar önce kaleme aldığım “Dersim Dağlarında” ve “Mao Zedung Değerlendirmeleri” isimli kitaplarımda, yaşanan somut örnekler üzerinden irdeleyip, kendimce, genel yaklaşımın ne olması gerektiğini, özlü bir perspektif olarak ortaya koymuştum. Ancak ne var ki bu kitaplarda ki tüm diğer konular olduğu gibi, bu konu da ‘meşru muhatapları’ olması gereken kişi ve yapılarca; ‘üç maymun’ seçeneğiyle karşılanmaya devam ediyor.

TKP-ML Merkez Komite: Pratiğimizde Bilinç, Bilincimizde Rehberdir İbrahim Kaypakkaya!

Coğrafyamız komünist önderi ve Demokratik Halk Devrimi’nin sönmez meşalesi İbrahim Kaypakkaya yoldaşın Amed Hapishanesi’nde katledilmesinin 51. yılındayız. Önder yoldaşımızın 18 Mayıs 1973’te katledilmesinden sonraki yarım asırlık zaman diliminde Türkiye ve Türkiye Kürdistanı toplumsal mücadeleleri tarihinin gelişim seyri, İbrahim Kaypakkaya’nın görüşlerini sadece doğrulamakla kalmamış aynı zamanda güncel kılmıştır.

Selahattin Demirtaş'a ve bütün tutsaklara...

"YÜREĞİN UMUT ETTİĞİ O ADRESTE" "LI DILÊ KU DIL HÊVÎ DIKE"

Düşkünlüğün, alçaklığın, düzenbazlığın, bağnazlığın, ırkçılığın, sefilliğin, çürümüşlüğün, bencilliğin, rezilliğin ve vurdumduymazlığın rağbet gördüğü bu topraklar sana göre değil dostum.

Yıllardır tanırım seni.

Hani, yüz yüze görüşmüşlüğümüz olmasa da, beraber oturup bir bardak çay içmemiş, tek kelime sohbet etmemiş olsak da, sen hep aşinaydın bana.

Bir aralar bu aşinalığa bir isim bulayım dedim ama inan hiçbir yere oturtamadım.

Akraba desem, değil.

Komşu desem, hiç değil.

TKP-ML MK Siyasi Büro Üyesiyle Röportaj: “Partimiz 53. Mücadele Yılında Faşizme Karşı Savaşını Kararlılıkla Sürdürecektir”

” Kitlelerin hakim sınıfların siyasetinden bağımsız, kendi siyasetini örgütlenmesi ve dahası bir güç olarak ortaya çıkmasını önemsiyoruz. Bu anlamıyla başta İstanbul 1 Mayıs Taksim alanı olmak üzere, işçi sınıfının, emekçilerin, kadınların ve halk gençliğinin 1 Mayıs’ta Alanlara çağrısını değerli ve anlamlı buluyoruz.”

– Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

– İsmim Özgür Aren. TKP-ML MK, Siyasi Büro üyesiyim.

Tayyip'i, tayyip'e olan güvende yendi

Ah... kuzucuğum ah...

Ne oldu bize böyle.

Ne oldu.

Her şey tıkırında giderken...

Neler yaşadık böyle.

Bu seferde kediler chp'nin lehine mi trafoya girdi ne

Veyahut da.... veyahut da...

"Sizin siyasetçiler bizim sermayeden bir kaç kişiyi yemeye niyetlenirde  bizde hemide hala iktidardayken sizlerden daha fazlasını ham... ham... etmeyiz mi ha..." demenin yarattığı korku uzlaşısı dolu komplo teorileriyle mi  bundan sonraki seçimleri açıklayacağız.

Yoksa... yoksa...

Daha dün bir; bu gün iki

Sayfalar