Terörden ne anlıyoruz?

Terör amacı olmayan, hedefi belirsiz kör kurşun misali sivil toplumlara yapılan toplu katliam saldırılarıdır. Çoğunlukla sermaye gurupları tarafından finanse edilirler. Örgütlenmesini, eğitilmesini, silah ve mühimmat teminini sermaye devletleri yaparlar. Yeri ve zamanı geldiğinde bu devletler tarafından harekete geçirilip toplu katliamlara imza atarlar. Bu tür eylemler karşı devrimci eylemlerdir. Emperyalist lojistik desteğe sahiptirler. Faşist karakterli örgütlerin asıl amacı ezilen halkları korkutmak, korku toplumu yaratarak kendilerine koşulsuz biat etmelerini, modern köle olmalarını istemektedir.
Bugüne kadar sosyalistlerden, devrimcilerden böylesine amaçsız ve hedefsiz eylemler yapıldığı görülmemiş veya çok nadir görülmüştür. Bazı devrimci örgütlerin yaptıkları yanlış karşı devrimci eylemlere şiddetle karşı çıkılmış, teşhir edilmiş, kınanmıştır. Devrimci örgütlerde de bu türden hedefi ve amacı olmayan karşı devrimci eylemler zaman -zaman gerçekleştirilmiş, toplum tarafından kabul görmediği gibi ret edilmiştir.
Şunu açık ve net söylemeliyim ki, intihar eylemleri, savaş kurallarını hiçe sayan hedefi belirsiz, yer zaman hesaba katmaksızın yapılan bütün eylem biçimleri yanlıştır, kabul edilemezdir. Devrimcilerle, komünistlerle karşı devrimci faşistleri ve devletleri birbirinden ayıran en temel olmazsa olmaz kalın çizgi budur. Devrimciler, komünistler halkın çıkarlarını savunur, halka yapılan zulme karşı halkı korur, ona zarar gelmemesi için ölümüne direnir. Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim; özellikle de komünistler halkın çıkarlarını, canını, malını korumada, en ufak zarar vermemede daha da hassas ve temkinlidir. Yaptıkları hangi tür eylem biçimi olursa olsun, eylemin amacı ve hedefi açıktır, nettir. Halk için, ezilenler için, sivil toplum için en ufak bir risk taşımayı dahi dikkate alarak ince elenir sık dokunur. Bu değerlendirmeler sonucu eylemin getirisi- götürüsü hesaba katılarak karar verirler. Eğer ki halkın çıkarına, malına, canına en ufak bir zarar gelecekse bu eylem benimsenmez, yapılmaz. Halk için yola çıkanların halka zarar vermeleri kabul edilemez, benimsenemez, asla hoş görülemez.
Tamda bu noktadan hareketle her nerede olursa olsun, kim veya kimler tarafından yapılırsa yapılsın bu tür eylemler karşı devrimci eylemlerdir. Denir ki ,'kurşun adres tanımaz' ,bu yanlış bir tanımlamadır. Eğer ki, hedef doğru belirlenir, eylemin amacı doğru tespit edilirse, halk ve sivil toplumdan uzak, direkt hedefe yönelirse eylem doğrudan amacına ulaşmıştır. Topluma ve halka en az etki yapma riskleri de hesaplanmış olacaktır. Doğru eylemin amacı, hedefi olur, direkt savaş kurallarına uygun hareket eder, savaş suçu işlemekten, sivil topluma zarar vermekten özellikle kaçınılır.
Bu kuralları çiğneyenler, uymayanlar emperyalist devletler, faşizmle yönetilen Türkiye gibi ülkeler ve onların örgütleyip organize ettiği Kontrgerilla, IŞID; EL NUSRA; FETİH ORDUSU vb. faşist piyon örgütlerdir. Amaçları toplumları kaos ortamına çekmek, korku toplumu yaratmak, emperyalist küresel sermayenin çıkarlarını garanti altına almaktır.
Sonuç olarak; Brüksel’deki patlayan bombayla, Ankara’da, İstanbul’da patlayan bombalar arasında özde bir fark yoktur. Kimler tarafından, niçin ve hangi sebeple yapılırsa yapılsın, yapılsın eylemler karşı devrimci eylemlerdir. Halkımıza, devrime, devrimcilere, sosyalist ve komünistlere zarar veren eylemlerdir. Bizi karşı devrimcilerden, faşistlerden ve onların sermaye devletlerinden ayıran en büyük erdem şudur: Her şart ve koşulda -sonuçta ölüm de- olsa asla halka zarar vermemek, halkın çıkarlarını, yaşam hakkını her şeyin üstünde tutmaktır. Hasan Aksu 22-3 -2016
Son Haberler
Sayfalar

T.“C”NİN HÜLASASI: “HAYATA DÖNÜŞ” HAREKÂTI’NDAN ROBOSKÎ’YE![1]
“Acı veriyorsa geçmiş;
geçmemiş demektir.”[2]
“Geçmiş” diye sunulan ama bugünden, yani T.“C” hülasasına denk düşen “Hayata Dönüş” harekâtı’ndan Roboskî’ye uzanan vahşetten söz etmek; egemen hukuk(suzluk), zorbalık, şiddet tarihinin sayfalarında gezinmektir.
Kolay mı?

BE ZİMAN JÎYAN NA BE![1]
“Yaradılış gözyaşı vermiş bize,
acıma çılgınlığı vermiş,
İnsan artık dayanamaz gibiyse,
üstelik
Ezgiler, sözler bağışlamış bana, yaramı
Bütün derinliğiyle dile getireyim diye;
Ve acıdan dili tutulunca insanın,
bir Tanrı
Çektiğimi anlatayım diye
bana dil vermiş.”[2]

KÜRT MESELESİNDE EVRİM Mİ KANSIZ DEVRİM Mİ?
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın hayret verici çalımının gölgesinde süren Devlet-Öcalan görüşmesi -bana ümit vermese de- tereddütsüzce desteklenmelidir. Desteklenmelidir, çünkü anlaşma sağlanırsa hiç değilse savaş duracak ve artık gençler ölmeyecek. Bir de cezaevlerindeki binlerce insan dışarı çıkacak. Sadece bu iki nedenle de olsa görüşmelerin mutabakatla sonuçlanması için taraflar adım atmaya teşvik edilmelidir.

KÜÇÜK BURJUVAZİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ ARADIĞI YER
Küçük burjuva aydınları sosyalizmi sevmezler. Gerçekte, onların sevdiği düzen, kapitalist sistemdir. Kapitalist sistemin kendilerine dokunmamasını isterler. Onların tek istekleri; “özgürce yazmak”, “özgürce sanatlarını gerçekleştirmek”... Ancak, bu kutsal “özgürlüğün” içinde, kapitalist sistem tarafından ezilen işçi ve emekçilerin özgürlüğü yoktur. Onlara göre, işçi ve emekçilerin görevi; kapitalist iş bölümü gereği sermaye sahibine artı-değer üretmek...

İSLÂMCI-MUHAFAZAKÂRIN ZİHİN HARİTASINDA BİR GEZİNTİ: “NASIL BİR KADIN(LIK)”?[*]
“Biri kurbağa öper,
biri yüzyıllarca uyur,
biri 7 cüceyle yaşar,
biri kuleye kapatılır.
Bir masal prensesi olsan bile
kadınlık zor.”[1]
1. Arap-İslâm İmgeleminde Kadın: Arzu ve Tehlike

ZİNDANLARDAKİ ÇIĞLIK, BÜYÜK ÇIĞI OLUŞTURACAK…[1]
“Tarih, gelecek için
kavga verip, yitirmiş bile olsa,
insanlık için vuruşanları
hiç unutmaz.”[2]
Şu an elim tuttuğum 29 Ekim 2012 tarihli mektup Erzurum H-Tipi Kapalı Cezaevi’nin B-Blok’undaki 4. Odadaki Muzaffer Yılmaz’dan geldi…

Büyük kalıcı tarihsel projeleri birlikte inşa edelim...
12 Mart,12 Eylül ve daha sonraki süreçlerden günümüze dek Türk Devletinin zulmüne maruz kalmış, ülkesini, terk etmek zorunda bırakılmış, Ailesinden, eşinden, dostundan, kardeşinden, yoldaşından ve uğruna mücadele yürüttüğü halkından nedeni ne olursa olsun kopmak zorunda kalmış; kimileri işkence görmüş, kimileri uzun yıllar zindanlarda kalmış 120 civarındaki Sürgün 15 Aralık 2012 tarihinde Köln’de bir araya gelerek Avrupa’da Sürgünde yasayan İnsanların sorunlarına sahip çıkmak, bulundukları ülkelerden imkanları ve olanakları ölçüsünde Sürgünlüğe yol açan Türk Devletinin bugünde devam eden ba

Kaypakkaya Partizan ve Yol Ayrımları
Bir görüşü savunmanın en mutlu yanı o görüşün çoğalması ve kitleselleşmesidir. Eğer yaptığınız iş buna hizmet ediyorsa, adımlarınız hep ileriye dönükse anlam kazanacaktır, tatmin edici olacaktır. Yaptığımız işlerin özeleştirisini yaptığımız kadar eleştrilerini de yapmalı ve gerekirse çıkmaza girildiğinde dönüp kendimize bakıp ne yapıyorum denilmelidir. Gittiğimiz yol 1 adım ileri 2 adım geri gidiyorsa burda durup düşünmek ve ortaya çeşitli tespitler koymamız gerekmektedir.

BARIŞ GÜVERCİNLERİNE KURŞUN SIKILMAZ
Sakine Cansız (Sara), Fidan Doğan (Rojbin) Leyla Şaylemez
Her biri birbirinden değerli onurlu üç Kürt siyasetçisi ,Farklı dönemlerde KUH katılmış adeta nesilden nesile devam eden kurtuluş hareketinin bayraklaşan isimleri,
PKK nin kurucu kadrolarından olan, mücadelenin bütün aşamalarında alnının akıyla çıkan, düşmanın dahi saygı duyduğu devrimci bir kadındır Sakine Cansız,
Cezaevi resimlerine bakıldığında zayıf, çelimsiz, üflesen düşecek gibi görünmektedir.

“Yarı-Feodal” Brezilya...?
11.01.2013 tarihinde Özgür Gelecek gazetesinin internet portalında; “Süreç devrimcilerin lehine dönecektir!” adlı bir yazı okudum. Sanırım Brezilya Komünist Partisi (Maoist)’e ait. Yazının altında böyle bir imza yoktu. İsim konusunda yanılmış olabilirim. Burası çok önemli değil. Benim açımdan önemli olan, yazının Brezilya ile ilgili değerlendirmesiydi. Esas olarak da, böyle bir değerlendirme yazısının kendine “Maoist” diyen bir örgüt tarafından yapılmasıdır. Eğer, kendisini “Maoist” olarak adlandırmasaydı, böyle bir yazı yazma ihtiyacı da duymazdım.
Comment form