Pazartesi Ağustos 21, 2017

Bir Halk Savaşı’nda Gerçekler ve Yönetici Sınıfın Yalanları

kaypakkaya-partizan

2014 Kasım ayından başlayarak (Dandakaranya savaş bölgesinde düşen) Chhattisgarh, Andhra, Telangana ve Odhisha dan Sukuma, Bijapur, Dantewada ve Chhattisgarh ilçelerine  ‘alan hakimiyeti için mega harekat’ (mega ­campaign for area ­domination) olarak adlandırılan etkili bir operasyonla paralı askerler, özel komando birlikleri ve devlet güçleri sevkedildi.  Bu, Hindistan devletinin halka açtığı savaş olan Yeşil Av Operasyonu’nun (OGH) 3. safhasının bir parçası olarak başlatıldı. Yağmalama, evlerin yakılması, Adivasi ve diğer köylülere işkence yapılması, yasadışı tutuklamalar, düzmece çatışmalar ve düzmece teslim olma saldırılarıyla birlikte süregelen bu kuşatma ve sindirme kampanyası, karnesine hasat zamanı köylü haklarınının hedef alınmasını da ekledi. Bu durum Kunta, Jagerkunta ve Kisataram’daki adivasi köylülerinin yaşamlarında büyük bir bozguna neden oldu. Ne var ki, kitleler üzerinde uygulanan tahribat ve yıkımın dışında, harekat tam bir mega başarısızlık oldu. Hindistan devletinin askerleri PLGA (Halkın Kurtuluşu Gerilla Ordusu) ile kavgaya girmede ve yerelde başarısız oldu.

Bu arada, PLGA sadece düşmanı kaçırmakta değil, kitlelerin desteği ile zayıf noktaların araştırılması ve onların hareketinin sürekli takipte tutulmasında da başarılı oldu. Ve Kasalbad’daki CRPF’ye (Merkez Yedek Polis Kuvveti) 1 Aralık’ta  saldırı düzenlenmesi ile sonuca ulaşıldı. 14 Düşman Birliği yok edildi ve 15 kişi de yaralandı. PLGA savaşçıları bomba atarlarda dahil olmak üzere çok sayıda otomatik silahı ele geçirdi. Çok büyük bir kuvvet olmaksızın uzaktan yürütülen bu cesur eylem, Hindistan devleti askerlerine moralman büyük bir darbe oldu. Başlangıçta, Merkez ve Eyalet hükümetleri, Maoistlerin köylüleri “canlı kalkan” olarak kullandığını ve acı kayıplar yaşanmasını engellemek için CRPF’nin ateş açtığı söylentisini ortaya atarak sefil başarısızlıklarını örtmek için umutsuz bir çaba içine girdiler. İçişleri Bakanı Rajnath Singh Maoistleri korkak olmakla suçladı.

Tüm bunlar görev bilinci olan medya tarafından rapor edildi, fakat gerçekler çok geçmeden ortaya çıktı. CRPF’nin saldırısından sağ kurtulanlar, alanın ‘temizlendiğini’ düşünen nöbetçileri nasıl hayal kırıklığına uğrattıklarını, PLGA’nın onların atacağı her bir kurşunun hesabını yaparak nasıl gizlice gelip etraflarını sardığını ve saldırdığını gözler önüne serdiler. Onların açıklamasında sözümona ‘canlı kalkan’a dair herhangi bir kelime yoktu. Öyle ki, birkaç gün sonra CRPF tarafından Maoistlere yardım etmekle suçlanarak yakalanan ve dayak yiyen köylülerin raporu ortaya çıktı. Hintli yöneticiler halka karşı dürüstlükten daha çok kendi askerleri için endişeliler! Hükümetin yalanları çok parçalı Düşük Yoğunluklu Karşı-Devrimci stratejinin devamıdır. Bu stratejinin bir başka ayağı olarak, gerici devlet tarafından, Maoist kadroların ve PLGA savaşçılarının teslim olmasıyla ilgili raporlar düzenli olarak dışarı servis edildi ve usulüne uygun medya tarafından yayımlandı. Bu bir çok kez, aşamalı olarak kullanıldı. Devrimci hareketten yıllar önce ayrılan kişiler tutuklama ve hapis tehdidi altında ‘teslimiyet senaryosuyla” hareket etmek zorunda kaldılar. Bu, ‘insanlar üzerinde savaş’  yürüten Hint hükümetinin psikolojik savaş bileşeninin bir parçasıdır.

CPI (Maoist) – (Hindistan Komünist Partisi (Maoist)) Dandakaranya Özel Bölge Komitesi sözcüsü, Gudsa Usendi’nin işaret ettiği gibi, teslim olmanın kamu sermayesinin ‘kafa fiyatı’ yoluyla yağmalanması ve zimmete para geçirilmesi gibi çok çirkin bir parasal tarafı var. Büyük ihtimalle bu durumun ortaya çıkardıklarından bezen bazı medya kesimleri “sahte teslimleri” açığa çıkarmaya başladı.

Bu nedenle Indian Express’in 1 Haziran ve 28 Kasım tarihleri arasındaki raporlarında Maoistdominated Bastar bölümü sadece Kasım ayında 155, toplamda 377 Maositin teslim olduğunu iddia etti. Polis kayıtları ve toplantıları ayrıntılı incelendiğinde “teslim olduğu” söylenen 377 Maoistin en az 270’nin aslında sıradan köylüler olduğu veya adli suçluların ‘teslim olan Maoistler’ olarak gösterildiği görülmektedir. Polisin köylüleri vinçle yukarı kaldırdığı, bilgileri dışında köylüleri ‘firari’ ilan ettiği ve verdiği görevleri yerine getirmeyenleri tutuklamayla tehdit ettiği onlarca olay olduğu biliniyor. Bu bağlamı kuran, kitleler tarafından Şubat ayı sonunda günlerce süren ve önemli bir karayolunun bloke edilmesinin de dahil olduğu büyük bir protesto düzenlendi.

Kaynak: http://www.signalfire.org/2015/03/29/the-truth-of-a-peoples-war-and-the-lies-of-the-rulers-peoples-march/

 

1227

  

Son Haberler