Cumartesi Ağustos 19, 2017

İbrahim Dinç

Site yazarlarımızdan olup teorik ve politik yazılar yazmaktadır.

Grup Yorum ve Kobane üzerine iki satir

Kobane'de top mermisinin açtigi delikte gunesi goren cocuklar!

Varin Kobane'nin bir Devrim olup olmadigina siz karar verin.

Ama unutmayin!, ortacag duzenini, 700 yillik Feodal despotluk ve Ruhban sinifin karanlik iktidarini sona erdiren Fransiz Ihtilalide sömürüyü ortadan kaldirmamisti, o Burjuvazinin bir devrimiydi, Kapitalizme yolu acmisti...

Devrimlerin, önderligine gore degil, toplumu nerden nereye tasidigina bakilarak Devrim olup/olmadigina karar verilir.

Feodal-dinsel despotlugu ortadan kaldiran Burjuvazi o donem ilericiydi ve Fransiz Ihtilali sapina kadar Devrimci ve Jakopyendi...

Kurdugu yeni sistemin/Kapitalizmin, yeni bir gericilik haline almasi, Feodal-dinsel despotluk karsisinda, Burjuvazinin, tarihin o ani icin Ilerici bir rol oynadigi gercegini degistirmez...

Devrimler bizim keyfimize gore yol almazlar, onlar, tarihin dogal akisinin, o somut andaki verili gerceginin urunudurler...Sosyalizm getirmiyorsa Devrim Devrim degildir kafasi tasirsak, o zaman, Hitler Fasizminin isgalinden kurtulan dunyanin neden bayram yaptiginin cevabini veremeyiz...

Grup Yorum Kobane tespitinde ML degil, Sol-sekter, saf iscici-Trockist bir hatta kaymistir.

Trocki'de 1917 Subat Demokratik Devrimini kucumsemis, ancak, Lenin'in 'Nisan Tezleri'' ile Ekim Devriminin yolunu acmasiyla, ancak o andan itibaren ''iste bizim dedigimiz Devrim budur'' diyerek, Ekim Devrimine katilmisti...

Grup Yorum tespitinde ML degildir....Kobane Demokratik Devrimini Basarmistir...Yoksa, bugun o sinifta Seriat Yasalarinin onunde diz cokmus, karanligin yok ettigi cocuklari goruyor olacaktik; bu, bu kadar acik ve nettir!

Ancak, Grup Yorum'un, goruslerini aciklama hakki vardir, ve salt goruslerini acikladi diye siyasi baski altina alinmasi, siyasal linc, yasaklama ve baski altinda tutulmasina izin verilemez...

Sloganimiz sudur; Fasizme Olum Halka Hurriyet!...Halk icindeki tum sinif,grup, parti,ve bireyler ozgurce fikir mucadelesi yurutmelidir...

''Yüz Cicek Acsin, Yüz Fikir Akimi Yarissin''

 

Kadin Sorunu Insan Sorunudur

Kadin Sorunu Uzerine Kisa Bir Giris
Dino Ibrahim....
http://dino-ibrahim.blogspot.nl/2013/11/kadin-sorunu-uzerine-kisa-bir-giris.html

''Bizim amacımız, burjuva feministlerinin istediği gibi, bugünkü düzen içinde kadınla erkeğe eşit hak sağlamak değil, bundan daha ileriye giderek bir insanı, diğer insana muhtaç yapan bağları kırmak, her iki cinse de bağımsızlık vermektir. Kadın sorununun çözümlenmesi, toplumsal sorunların, toplumsal düzen sorununun çözümlenmesi demektir. Bu nedenle kadın sorununu kesin şekilde çözümlemek isteyenler, genel toplumsal sorunları bütün insanların yararına göre çözümlemek isteyenlerin yani sosyalistlerin cephesine girmelidir.''

August BEBEL 

"Burjuva kadınlarının siyasal haklarla gerçek bir ilgisi yoktur; çünkü toplumda herhangi bir ekonomik işlevleri yoktur, çünkü sınıf egemenliğinin bitmiş ürünlerinin keyfini çıkarırlar. Rahatı yerinde burjuva kadınları arasında kadınların eşitliği çağrısında bulunanlar da, maddi kökleri olmayan güçsüz birtakım kümelerin saf ideolojisi, erkek ile kadın arasındaki kaşıtlığın bir hayaleti, bir gariplikten başka bir şey değildir. Yani aslında, süfrajet (20.YY'ın başlarında, çoğu küçük-burjuva ya da burjuva kökenli kadınların başını çektiği bir kadın hareketi) hareketin doğası bizatihi maskaralıktır. Proleter kadınların siyasal haklara gereksinimi vardır; çünkü erkek proleterlerle aynı ekonomik işlevleri yerine getirmekte, aynı biçimde sermayeye kölelik etmekte, devlet de ona fark gözetmeden davranmakta, kanını emmekte ve ezmektedir. Çıkarları aynıdır ve savunmak için aynı silahları kuşanır. Siyasal talepleri, sömürülen sınıfı sömürücülerden ayıran toplumsal uçurumun derinliklerine, erkek ile kadın arasındaki değil, sermaye ile emek arasındaki karşıtlığa kök salmıştır. 
(Rosa Luxemburg Kitabı - Seçme Yazılar, s. 364-365, Proleter Kadın, Dipnot Yayınları)

Marksizmle Feminizm arasindaki fark, kadin sorunu etrafinda orgutlenme ve mucadeleyi kabul etmek, etmemek degildir...

Aradaki fark; Feminizm kadin sorununu burjuva sistem icinde cozulebilir bir sorun olarak ele alir ve onu reforma baglar...Marksizm ise kadin sorununu ilkbasta sinifli toplumlarin bir urunu olarak kavrar ve onu sinifsiz toplum mucadelesine-devrime baglar...

Carlik rusyasinda ve Can Kay Sekin Cini'inde kadinlarin durumu neydi; devrimden sonra ne hale geldi, ne gibi sorunlar cozuldu...?

Sosyalizmde de biz Marksistler kadin sorunu devam eder diyenleriz..Ama Kapitalizm-Burjuvazi catisi altindaki kadinin durumu ile Sosyalizmdeki kadinin durumu kiyaslanmaz bile ; Sosyalizm catisi altinda da kadin-erkek celiskisi cozumlenmesi devam edecek sorunlardan biridir derken kastimiz; kapitalist toplumdaki kadindan cok daha ust seviyede-calisma hakki, esit ise esit ucret, kres hakki, dayaga yasak, sokaga katilma hakki, uretime katilma hakki, siyasete ve yonetime katilma hakki DISINDA- ele alinmis bir kadin sorunundan soz ederiz; KADININ IDEOLOJIK=POLITIK ONDERLIK yeteneginin onundeki engelin kaldirilmasi sorunundan..

Bu ise ilkbasta kadinin asmasi gereken bir sorundur...Sosyalizm kadinin bu sorundaki basarisinin maddi zemini hazirlar; kadina yol acar. Ilkbasta bunu gormek gerekir. Dusunce-madde iliskisi her turlu soruna bakista Marksist olmanin temelidir.

Kadina siddet kotudur!...Evet, kotudur!

Peki siddetin kaynagi nedir, erkek mi?...Evet, erkek!

Peki erkekte siddetin kokeninde ne yatar, yine erkek mi?...????

iste tum bu sorulara kadar beraber oldugumuz feminist bakisla, bu noktadan sonra ayriliriz...Erkekte cisimlesen siddetin kaynaginda ozel mulkiyet yatar...Kadin sorunu siniflardan once cikmamistir; sinifli toplumun safaginda, servet biriiminin ilk ilkel biciminin ortaya cikisinda; hayvanlarin ehlilestirilmesi, ilk insan ve hayvan kolelerin,bunlarin ilkel birikim surecinde anaerkil hukuk cokmustur.

Erketke siddetin kokeninde, ilk ilkel sinifli toplum sekillenmesi yatar.

Bu konuyu karistirmak, tipki uluslarin kapitalizmin safaginda olusmaya baslamasi, ama ulus devletlerin, artik kapitalizmin dunya capinda feodalizmin son evresine noktayi koymasinin urunu oldugunu kavramamak gibidir...

Peki o zaman 700 yillik feodalizmin bagrinda, burjuvazinin ilk cenin olarak feodal toplumun bagrina dusmesiyle neden hemen ulus devletler olusmadi sorusu karsisinda aptala donusme haliyle aynidir, feminizmin erkekte siddetin kokenlerini uretimin yapisindaki butunsel degisiklikte degil; ama onun safaginda cikmasini anlayamamasinin nedeni.

Kadin, erkek onbinlerce yil anaerkil hukuk ile yasadi,erkekte siddet yoktu; peki sonradan neden cikti sorusu onemli bir sorudur. Kadin sorununu kavramanin, ve cozmeye baslamanin tilsimi burda yatar.

Soru aslinda sudur; erkek nasil erkek oldu?

Bir sorunun temeli, ayni zamanda onun nasil cozumlenebileceginin de cevabidir...Sadece erkek olarak erkek, feminizmin idealist dunya gorusudur, ve kadin sorununda bu idealist bakis, feministi, burjuva reformizmin sig sularina goturur...Burda mesele sadece soruna dogru temellerden bakmak degil, ama ona bagli olarak da dogru temelde bir cozume ulastirmak sorunudur.

Feminist sivrisineklerle ugrasir, sineklerle mucadeleye dayanir, onu esas alir; ve boylelikle de elinde bir sivrisinesavar olan o caresiz bataklik magdurunun durumuna duser.

Devrimci Komunizm ise hem sorunun bilimsel temeli, hem onun cozumunu bagladigi esaslar, hem de dayandigi yontem ile ideolojide, politikada ve orgut sorununda burjuva reformizmin dunya gorusu feminizmden temelden ayrilir.

Marksizm kadin sorununda batakliga dayanir, onun kurutulmasini esas alir ve sineklerle mucadeleyi, batakligi kurutma mucadelesi ile birlikte kavrar; sorunun temeli-nedeni ile onun sonucunu biribirinden ayirmaz...Sivrisineklerinde ozunde batakligin bir urunu, hatta kimi durumda kurbani oldugunu gorurur.

O zaman konu; mesele kadin sorunun feminist bir temelde mi,yoksa devrimci bir temel de mi ele alinacagi sorununa doner...

Kadin sorunu sosyalizm donemi boyuncade devam edecek bir sorundur..her kimki Sosyalist Devrim oldu, pat tum sorunlar cozulecek gozuyle bakiyorsa bu Sosyalizmden birsey anlamamis naif bir bakis olur..Cunku kadin sorunu binlerce yillik bir kulturel sekillenme sorunudur ayni zamanda..Burjuva mulkiyetin yaninda, bu mulkiyete dayali burjuva fikirlerinde tasfiyesi sorunudur Komunizm Programi.

O hem bir yandan burjuva-feodal mulkiyet iliskilerine-batakliga bagli bir sorundur...hem de ondan ayri binlerce yillik bir kulturel erkek egemen ideolojik sekillenme sorunudur...

Birincisini cozmek kolaydir..burjuva mulkiyet kalkar-bataklik kurur..Ama ikincisini cozmek daha bir yuzyillik bir caba gerektirir..Bu acidan kadin sorununa hem sinif mucadelesine bagli,hem de ondan ayri bir zeminde bakmak gerekir...

Burda mesele ikili mucadelenin kavranmasi gercegidir...hem erkekle birlikte sinif mucadelesine baglanma; hem de erkege karsi kadin sorununa baglanmak gerekir..bunlar karsi karsiya gelecek degil;birlikte yuruyecek bir calismanin parcasidir..

Bizde burjuva feminizm algisinda iki seye karsi cikariz; 1-Kadin sorununu bir burjuva-feodal mulkiyet sorunu oldugunu red etmesi ya da gormemesi, onu bir reform sorunu ya da sadece bir zihniyet sorunu,kulturel sorun olarak gormesi..buna bagli olarak kadin sorununu bir siyasal iktidar ve devrim sorunu olmaktan cikartmasi...

2-kadin ve erkek esitlgini, Komunizm savasinda esit mucadele birligini degil, kadin-erkek dusmanligina, ya da daha radikal Feminist sekillenmelerde kadin egemenligine yonelmesi....

Burda karistirilan cok sey var....

Konu daha iyi acilsin diye; bugun Kurdistandaki kadin calismalari degerlidir elbette...Ama kadin sorunu ilkbasta feodal mulkiyet,tarimda ortacag duzeni ve buna bagli olarak sekillenen sosyal-siyasal asiret,aga kulturunun bir urunudur..burjuva toplumda da kadin sorunu vardir,burjuva mulkiyete bagli olarak,ama feodalizmde bu cok daha katidir;namus cinayetleri,berdel,baslik,kiz kacirma vs vs..

Iste burjuva Feminizmin ilk yuzeyselligi burda aciga cikar...Bu Feodal duzeni tasfiye etmeden,Devrim yapmadan tarimda, hergun ve hergun kadin sorunu,kadin cinayeti ureten bu Feodal batakligi kurutmadan..sadece batakligin yarattigi sorunlarla ugrasan ve ama sadece ugrasan,ama bunu cozemeyen bir durus icine girer burjuva feminist calisma...

Dikkat edin bataklik ve sinekler iliskisidir burda kavranmasi gereken...farkinda degilsiniz ama bu feodal duzende erkekte bir kurbandir..feodal duzenin agir torelerinin aslinda ilk kurbani erkektir..ona verilen rol bacisini,karisini oldurme roludur..Peki bu erkegi kim egitmeketedir?...Bizzat anasi-bir baska kadin da bu gerici duzen icinde gerici bir rol oynamaktadir..Bu mesele karisik ve dikkatli ele alinmasi gereken bir konudur

Feminizm kadin sorununda Revizyonizmdir...Tarihsel Materyalizmin ters yuz edilmesidir..ve ozu ittbariyla da devrimin degil; reformun esas alinmasiyla burjuva reformist karakterde bir akimdir...

Marksistler kadin sorununu diger tum sorunlar gibi devrim mucadelesine tabi alirlar...Ama Revizyonizm,diger tum sorunlarda oldugu gibi kadin sorununu da Devrim mucadelesinden kopartmak; burjuva reforma baglamak cabasi guderler...

Kadin sorunundaki bu ayrim aslinda geleneksel Revizyonizm-Reformizm ve MLM-Devrim ayriminin kadin sorunundaki yansimasindan baska bir sey degildir...

Kadinlarin KP den ayri orgutlenmesi dogru bir anlayis degildir; ama KP nin ayri bir kadin calismasi orgutlemesi dogru bir anlayistir..Iki konu birbirine karistirilmamalidir

Kisaca Feminizm kadinlara Devrim mucadelesine katilmayin,bizim sorunumuzu devrim de cozemez derler..Ama bu hem dogru hem yanlistir...Cunku Devrim olmadan, koleligin nedeni Burjuva-Feodal mulkiyet kalkmadan kadinlarin asla ozgurlesemeyecegi gercegini gizlemek isterler, bu anlamda Oportunizm uretirler...Ote yandan dogru soylerler; cunku kadin sorunu sadece esit ise esit ucret, kres haklari,dayagin yasaklanmasi, ev isleri koleligi degil; ondan cok daha onemlisi kadinin erkek gibi toplumsal onderlik yeteneginin gelistirilmesidir...Cunku kadin farkinda olmasada onun uzerindeki en agir kolelik zihni koleligin agirligidir ve bu kadin ve erkegin ve de KP nin el birligi ile dahaSsosyalizmden sonraki uzun bir donem de devam edecek bir sorundur..Cozumu basit konulardaki kadinin koleliginin kalkmasindan cok daha uzun zaman alacaktir..kulturel devrimin bir parcasi olacaktir

Neyin Ekonomik-Siyasal Devrimin konusu, neyin Tarihsel ve Kulturel Devrimin konusu oldugunu ayirmaliyiz ve birlestirmeliyiz

Bilim kafasinin kuralidir.Tum yukarda soylediklerimizi basit bir formulde toplamaliyiz. Kadin sorununun ozeti ve su basit formulde ozetlenebilir; FEMINIST DEGIL; DEVRIMCI-KOMUNIST KADIN HAREKETI

Ek;Ne yazik, bir seyin kendisine degil, ama onun sinifsal-ideolojik-politik ele alinisindaki burjuvaziye karsi cikmanin ayni sey olmadigini inatla kavramamak icin ugrasmak...

Bu kafalara gore Ulusal reformizme karsi cikmamak gerekir; cunku ezilendir!
Burjuva feminist reformizme karsi cikmamak gerekir; cunlu ezilendir!

Yani, Marksizm boylelikle burjuva reformizm hangi demokratik sorunda ortaya cikmissa, onla mucadele etmenin degil; onun kuyrukcusu olmaya indirgenmis oluyor....Ne hazin bir seydir bu kendine Marksist diyenler icin...Bu ulkede basimiza ne geldiyse zaten bu Marksizm adina Marksizmi katledenlerden geldi!

Kafalari almiyor ne yapayim!

Biz kadina karsi degiliz, kadin sorunu temelinde olusan demokratik orgutlere de karsi degiliz...Kadin sorunu yoktur, bunun icin mucadele edilmezde demiyoruz...

Biz Kurtlerin ozgurlesmesine karsi degiliz; bu temeldeki mucadelelere ve orgutluluklere de karsi degiliz; hatta kurt sorunu yoktur; Kurdistanda Turk sorunu vardir diyoruz....

Ama..Ama!....Biz ne kadin sorunu, ne Kurt sorunu burjuva reformist kafalar ile cozulemez, tersine, ancak cozulur gibi yapilir...;Kadin Isci-Koyluler, Kurt Isci-Koyluler....Reformizm kadin ve ulusal sorunda Burjuvazidir; cozum degil cozumsuzluktur; sorunun cozumu degil, tersine nedenidir diyoruz...

Devrimci-Kadin Hareketinin ve Ulusal Devrimciligin saflarinda orgutlenin; reformizm siz isci-koyluleri kandiriyor diyoruz...

Simdi bunu kadin sorunu yoktur, onemsizdir, tum femen kadin derneleri kapatilmalidir, bos islerdir gibi yorumlamak; ancak kendi kafasinda bir yel degirmeni yaratmak ve bu yel degirmenine sozde Don Kisotvari saldirmaktan baska bir anlami yoktur.

Mesele feminizmin burjuva-reformizmine karsi cikmaktir; mesele ulusal reformizme karsi cikmaktir...Bunu kadina karsi olmak, bunu Kurdun ozgurlugune ,kurde karsi olmak olarak yorumlamak ve bu karton kaplana saldirmak ya meselenin ne oldugunu, ne tartisildigini, neye itiraz edildigini anlayamamaktir...Ya da anlayip, anlamazliktan gelmek!

Ah oportunizm, heryerde basimizin belasisin!.

Kadin Hareketi, Alevi Hareketi, Ulusal Hareket, Isci-Koylu Hareketi ve digerleri; hayati hangi ucundan tutarsaniz tutun, sistemin sizde actigi yaralar nerenizden sizi harekete geirirse gecirsin, her konuda hep su soruyla karsi karsiya kalacaksiniz;...Peki tum bu sorunu nerde, nasil cozmek istiyoruz ve cozebiliriz?

Iste tum demokratik ve siyasi hareketler, birbirinden bagimli ya da bagimsiz ele alinsin, bu SORU'nun muhattabidirlar....

Bu IKI CIZGIDIR; sorununuzu ele alma, yorumlama, nedenlerini tespit etme, soruna dair cozum uretme, ve tum bunlar icin meseleyi ele alma yontemi...; Ya Burjuvazinin dunya gorusu ve sozde cozumleri ya da Proleteryanin dunya gorusu ve sorunu cozme cizgisi; ya sistem icinde Kapitalist Yol; ya sistemin karsisinda Sosyalist Yol...Ya Dialektik Materyalizm ya Felsefi Idealizm...!

Burjuvazi ve Proleterya arasindaki catisma sadece fabrikalarda catisma degildir; sinif mucadelesini sadece isci-patron catismasi olarak koymak Marksizmin sadece bir karikaturudur.

Hangi konu ya da sorunu ele alirsaniz alin; hayata, insana dair hangi acidan siyasete girerseniz girin; YA BURJUVAZIDEN YANASINIZ YA PAROLETERYADAN.....ORTA YOL YOK!

Ne demek istiyorum?....Her sorunda Burjuva Cizgiyi ve Proleter Cizgiyi; Kapitalizmi ve Komunizmi bulup ortaya cikartmanin adidir Marksizm...

Dialektik Materyalizm birin icindeki ikiyi gormek icin vardir...Blok bir kadin degerlendirmesi, blok bir Ulusal Hareket degerlendirmesi, blok bir Koyluluk degerlendirmesi, tum bu demokratik sorunlarda Burjuvazinin dunya gorusudur...

Demokratik dedigimiz tum sorunlar aslinda Burjuva Demokratik Devrimin cozmesi gereken sorunlardi...Ama biz cozmek zorunda kaldik Emperyalizm Caginda...

O yuzden tum kadin hareketi ezilendir, onun tum cizgisi ilericidir devrimcidir demek; tum ezilen uluslar ezilendir onun tum tum cizgisi ilericidir devrimcidir demek, tum bir koyluluk ezilendir onu bir blok olarak desteklemek gerekir demek..ne demektir biliyor musunuz?..

Komunizm ceneni kapat, ben ezilenim, sadece ben konusma hakkina sahibim, sen izle, ve benim tum cizgimi, ideolojimi,politikami sadece destekle!....

Yani tum bu demokratik sorunlarda boylelikle Komunizm-Prolteryanin dunya gorusunu tasfiye et, sadece noter makami ol, bizim kuyrugumuza takil!!...

Bizdeki burjuvaziyi bulup ortaya cikartma, demokratik tum sorunlarda blok bir ezilen kavrami ile bak ve bizle-burjuva ideojisi ile mucadele etme, bizle uzlas!....

Yoksa erkek olursun, yoksa sosyal-soven olursun, yoksa ezilenin yaninda olmamis olursun!...

Kusura bakmayin ama ne Komunistler salaktir ne de Marksizm bu maddeyi inceleme yonteminde birin icindeki ikiyi gormemek uzerine konumlanmis bir felsefedir...

Ulusal hareketin icindeki, kadin hareketlerinin icindeki, koylu hareketlerinin icindeki neyin Demokratik-esitlikci , neyin Demokratik Devrimin programinin bir parcasi-desteklenmesi gerektigi; neyin ise Sosyalist Devrimin karsisinda oldugu konusunu bulup cikartmak, onu propaganda etmek; yani neyin ise burjuva gericilik oldugunu tespit edip, onla mucadele etmek icin ideoloji ve politikaya ihtiyac vardir...

Blok olarak maddeye bakmak kaba bir idealizmdir...

Komunistler biri ikiye boler; ondaki Demokratik ilerici yani gorur, destekler, ama ayni zamanda ondaki neyin gerici-burjuvaziyi temsil ettigini gorur ve onla mucadele eder, ve her daim proleter ucu iktidar yapmaya calisir...

Bir sorunlari ele alma yontemi, kaynagini tespit etme, ve hangi sinif icin sorusuyla birlikte cozumu de masaya koyma siyasetidir Marksist Felsefe.

O yuzden diyoruz ki ;tum demokratik sorunlarda bir seyin kendisine karsi olmak ile, onun icindeki Burjuvaziye karsi olmak iki farkli tutumdur. Birisi kadin sorunu ise erkek egemenligin, ulusal sorunsa sosyal-sovenizmin; digeri ise Devrimci Marksizmin dunya gorusudur.

Eger bunun ayrimini kavrayamazsaniz ya sag ya da sol sovenizmin; Ekonomizmin; Revizyonizmin; Oportunizmin temsilcisi olabilirsiniz, ama asla Marksizmi temsil edemezsiniz!

Kadin-Erkek sorununda; Ezen-Ezilen Ulus sorununda Enternasyonalizmi kaba bir Esitlik uzerine oturtmak, ona dayandirmak Enternasyonalizmin ismini almak, ruhunu cope atmaktir.

Enternasyonalizm, Kadin ve Erkek; Ezen-Ezilen Ulusu egosunu, kibrini yok etmek mucadelesidir!

Daha somuta indirgenmis sozler mi duymak istiyorsunuz?

Kadinin mucadelesini 'koca dayagina' karsi konumlandirmak kafasi ne zavalli bir durustur kadin icin!

Bu kafa, kadininin sorunu olan burjuva-feodal mulkiyet dunyasina bas kaldirma sorununu; bu gerici dunyanin sadece bir urunu olan zavalli erkege karsi konumlandirmakla sinirlayan burjuva bir kafadir.

Kadini oyle bir konumlandirin ki sadece erkek degil; erkek dunyanin mulkiyet sistemleri ve devletleri de darmadagin olsun.

Kadinin mucadelesi her turlu mulkiyet dunyasi ile savasim sorunudur; onun sadece bir sonucu, urunu, dusurulmus bir erkek profili ile mucadele degil.

Kadinlar Dunyayi Fethedin; Her Turlu Mulkiyet Dunyasini Paramparca Edin!

Kadinlar Ozgur Olmak mi Istiyorsunuz? ...Ulrike Meinhof Olun, Rosa, Clara Olun!

Kadinlar , Kadin Sorununda Feminist-Reformizmin Burjuva Bayragi altinda degil; Yeni Demokrat Kadin'in Kizil Bayragi Altinda Orgutlenin!

Yasasin 8 Mart Dunya Emekci Kadinlar Gunu!

Hangi Sınıftan Yanasınız?

Sinfli Toplumlar Tarihi Sinifli Toplumlar Tarihidir-1

SSCP ve CKP tarihini Amerikan Horror hikayelerinden, Trockist efsanelerden ogrenmeye kalktiginizda, bulacaginiz tek sey Gulyabani masallaridir.

Tarih de ideolojinin bir konusudur; ona nerden, hangi sinifin penceresinden baktiginiza gore elinizde bir tarih algisi olusur...

Sinifli toplumlarda sinifsiz gercek yoktur!

Tarihi incelerken tarihin hep iki boyutu oldugunu gorursunuz. Bu sinifli toplumlar icin tipik bir durumdur. Ve ayni zamanda yasamin dialektigi karsitlarin birligidir.

Catismasiz birlikler olmadigi gibi; catismasiz bir tarihte yoktur...Tarihi inceler ve ondan sonuc cikartirken mesele sudur; tarihin neresinden tutacagiz?...

Cunku tarihin neresinden tutarsaniz, oradan bir tarih algisi olusturursunuz.

Ben tarihi incelerken, tarihin kendi sinifimin tarafindan tutuyorum. Burda mesele adil olma meselesi degildir; cunku adalet de sinifli bir kavramdir. Proleteryanin adaletinin olmadigi yerde, burjuvazinin adaleti olacaktir. Ve burjuvazinin adalaetinin isciler-koyluler icin ne anlama geldigi tarihteki sayisiz orneklerle sarihtir.

Dunya ve sinif savaslari, her sinifin kendi tarih algisini yaratir. Burda bir ucuncu yol yoktur. Kantarin ne tarafina basarsaniz, tarih o sekilde elinizde kalir...O zaman mesele sudur; bizim tarihimiz kime hizmet edecektir;
Burjuvaziye mi? Proleteryaya mi?...

Liberalizm, fasizmin liberal zirh giymis hali olarak surekli bir liberal tarih algisi yaratir; sanki kendisi kapitalizme ait degilmis, kapitalzimden farkli bir secenekmis gibi..Liberalzizmin tarih algisinda sadece fasizm vardir; ama asla kapitalizm yoktur...Burdan olusturmaya calistigi tarih algisi ile Liberalzim Proleteryaya yuklenir...Oysaki Franco, Hitler, Mussoloini kapitalizmin kriz elbisesi giymis halidir sadece; Liberalizm ise onun gorece 'baris' donemlerindeki kostumu..Kaldi ki Liberalizm kapitalist metropolde Liberalizm elbisesi ile gezerken dahi; somurgelerinde Fasizm zirhi ile gezer.

Bu manupasyonu bozun. Butun siniflar icin adil bir tarih yoktur. Cunku sinifli toplumlar adil toplumlar degil; adi ustune sinifli toplumlardir...Adil bir toplum mu yaratmak istiyorsunuz?....Komunizmi kurun; siniflar varsa, adaletde,tarihte sinifli bir adalet; sinifli bir tarihtir sadece.

Iki sinifli toplumlarda..her zaman iki sinifin ayri ayri tarihi vardir...Kolelerin tarihi ve kole sahiplerinin tarihi aynidir...ama gercegin iki farkli yanidir..
Hic kole sahiplerinin saraylarindaki yasam, gundem, felsefe ile..kole hapishanelerindeki yasam, felsefe, gundem ayni olabilir mi?...

Ilber Ortayli gibileri saray tarihcisidir..Saraydan,kole sahiplerinin gozunden bakarlar tarihe..Bize kole sahiplerinin gozunden bir tarih anlatirlar...Meshur bir soz vardir..''aslanlar kendi tarihlerini yazana kadar, tarih hep avcilari anlatacaktir'' ..iste olay tam da budur.

Koleler, Proleterya; Burjuvazinin gozunden tarihe bakmayi bir tarafa birakin, kendi tarihinizi yazin!

 

Proleterya Iktidarini sucluyorlar, neden yikilmasina izin verilmedi Stalin doneminde diye(!)

Komunistleri liberal bir sistem kurmamakla itham etmek kadar ahmakca birsey yoktur. Marks'tan Mao'ya Komunist Manifesto Liberalizmi mezara gondermek, sinif mucadeleesini esas almak, ve ancak bu yolla devletsiz, sinifsiz , komunist topluma varma yolunu acikca ilan etmistir. Sinif mucadelesi teeorisi olan M-L-M'yi ,neden liberalizmi, tum siniflar icin demokrasiyi(!), soyut ozgurlugu degil de, sinif mucadelesini esas aldigi icin elestirmek kadar akla ziyan bir sacmalik olamaz...

Tarihe karalamalar ile degil, somut tarihsel, sosyal gerceklerle bakanlar, ancak tarihi dogru sekilde anliyabilir.....

Stalin sonrasi ne oldu peki?...

Zinoyev, Trocki,Buharin'le baslatilmak istenn, ancak Stalin tarafindan puskurtulen kapitalizme geri donus hamleleri, Stalin'in olumu sonrasi Kuruscev-Brejnev'le basliyan Liberilizasyon, Gorbacov, Yeltsin, Putin, aliyev, Turkmenbasi tarafindan surdurulup, Sosyalizm tamamen tasfiye edildi.

Unutmayin 1990 SSCP referandumunda halkin % 78'nin SSCP dagitilmasin oyu verdigi, ancak halka ragmen, bizzat KP sefleri tarafindan, ustten tasfiye edilen bir sistemden soz ediyoruz.

Stalin hakli degil miymis bu yeni burokrat burjuva sinifa saldirirken? Gorbacovlar Buharin'in, Zinoyev'in, Trocki'nin son versiyonlaridir sadece...Su akti yatagini buldu!...

Asagida donemine taniklik eden bir makale yayinliyorum...Anliyana, anlamak isteyene, siniftan yana olanlara...

'' 
 

"SBKP'nin Komsomol MK Yayın Organı 'Genç Muhafız' adına Söyleşiyi yapan Litov'un sorusu:

İyi de şimdi ne yapmalı, sosyalizmin düşmanları ideolojimize hissedilir darbeler indiriyorlar, insanların partiye olan güvenini yıkıyorlar, halkın gitmiş olduğu yolu karalıyorlar. Ben bilgi topluluğun propagandisti olarak sık sık gençlere hitap etmek durumunda kalıyorum. Kişi kültü ve temizliklere ilişkin epeyce soru soruluyor. Eğer yayınlanabilen anılardan bile bu konuya ilişkin ilginç olan her şey çıkarılıyorsa, ne yanıt vermeli, boşluğu neyle doldurmalı? O zamanki olayların aktif katılımcısı ve tanığı olan siz kendi fikrinizi, kendi versiyonunuzu, en nihayetinde kendi hipotezinizi neden söylemiyorsunuz? Öte yandan bu konuda kesinlikle yetkin olmayan, kin dolu insanları kendi görüşlerini nihai gerçek gibi sunarak ve kimilerini de ikna ederek konuşuyorlar! Yoksa sizin gibi bir Stalinist halk komiserinin, bir komünistin, onlara itiraz edecek bir şeyi yok mu ve bizim tarihimzden utanmamız mı gerekiyor.

Stalin döneminde Tarım Komiserliği, Kurşçev döneminde de Köy İşleri Komiserliği yapmış olan Benediktov'un yanıtı:

Israrınız beni ikna etti. Gerçekten tarihimizden utanacak bir durum yok. Bu, bütün dramatik sayfalarıyla kahramanca bir tarihtir, büyük bir halkın tarihidir. Ne yapalım, ben de kişisel görüşümü söyleyeceğim, ama tekrar eiyorum, gerekli belge ve olgularla teyit edilmiş değil.

Evet, ben o yılların aktif katılımcısıyım, birçok kez Stalin ile buluştum, 30'lu ve 40'lı yılların önde gelen parti ve devlet görevlilerini çok iyi tanıyordum, Politbüro toplantılarında birçok kez bulundum. Ancak yine de zamanımın çoğunda tarım sorunlarıyla uğraştım, başka sorunlarda tabii daha zayıftım. Elbette bugünkü çığırtkanlardan çok daha iyiyim, ama yine de yeterince profesyonel değilim. Bu nedenle bunu hesaba katmanız gerek.

30'lu ve kısmen 40'lı yılların temizliklerinin esas sebebi nesnel etkenlerdir. Her şeyden önce elbette sovyet iktidarının açık ve özellikle gizli düşmanlarının kudurmuşcasına direnişi gelir. Açık düşmanların sayısı, gizli düşmanlardan çok daha az idi, tüm zorluk da buradaydı.

Ekim devrimi sonunda zenginliklerini, ayrıcalıklarını, başkalarının emeğiyle yaşama fırsatlarını yitirenlerin hepsi yurt dışına kaçmadı. Bun insanların birçoğu devrim sonrası ilk yılların karmaşası ve bulanıklığından yararlanarak devlet ve parti aparatına hatta NKVD'ye bile girmeyi başardılar. Ayrıca her yerde eğitimli, kalifiye uzmanların sıkıntısı çekiliyordu. Özellikle maddi olandaki bir dizi ayrıcalıklarını yitirmiş ve başka alternatifi olmadığından deyim yerindeyse 'bağrına taş basarak' Sovyet aparatına çalışmaya gelmiş olan devrim öncesi entelijensiyanın önemli bir bölümü potansiyel bir 'beşinci kol' idi. Eski NEP'manlar ve Sovyet iktidarından nefret eden Kulak'lar, orta halli köylülerin bir kısmı ve her devrimde ve büyük toplumsal dönüşümlerde kaçınılmaz olan bazı aşırılıklarından ve anarşiden zarar görmüş bazı işçiler de buna dahil edildi. Bir kısmı yurt dışındaki mülteci çevrelerle düzenli bağları olan, yeraltına çekilmiş burjuva, küçük-burjuva ve hatta monarşist eğilimli siyasal gruplar ve grupçukları faaliyeti de daha az olmakla birlikte hissedilir bir tehlike arz ediyordu. Bütün bunlar Stalin'in ya da NKVD'nin uydurması değil, olabilecek en saydam gerçek idi.

Açıkça anti-sovyet amaçları olan Sanayi Partisi denen davadaki soruşturmalar sonucunda, bilinçli ve kasıtlı olarak sabotajcılık yapan yaklaşık iki bin kişinin ortaya çıkarıldığını söylemek yeterlidir. 30'lu yılların ortalarında ben şahsen kimya ve deri sanayisinde de bilinçli yıkıcılık olaylarına tanık oldum. Ayrıca bünyesinde çalıştığım hem RSFSC Sovhozlar Halk Komiserliğinde, hem de SSCB Tarım Halk Komiserliğinde devrim öncesi entelektüellerden bazıları bizim ayağımızı çelmelemek için fırsat kaçırmıyordu. Bu yıkıcı eylemlerle Troçkist-Zinovyevist ve sonra buna ek olarak Buharinist muhalefetin faaliyeti birleşti. Liderleri doğrusu daha 20'lerin sonunda arka plana itilmişler ve pişmanlık konuşmaları yapmak zorunda kalmışlardı. Ancak epeyce Troçki ve Buharin yandaşı Parti ve Devlet aparatında, orduda, devlet güvenlik organlarında kalmıştı, bunlar buralarda 'ideolojik' nedenlerle Sovyet iktidarına zarar vermeye deva mettiler, hem de ikiyüzlüce Ekim'in ideallerine dayanarak. Bu arada Kızıl Ordu'nun komuta kademesinde epeyce eski Çarlık subayı vardı. Tuhaçevski Yakir, Ubroviç ve ötekiler dahil olmak üzere bunların birçoğu Troçki'nin büyük örgütsel ve propaganda çalışması sonucunda Bolşeviklerin saflarına geçtiler. Bildiğiniz gibi Lenin, Troçki'nin devrimin kendini savunma gücünün arttırılmasındaki katkısına yüksek değer verirdi. Elbette bu insanların çoğunluğu kendi toplumsal kökenlerine ait belli önyargılarını korumakla birlikte Sovyet iktidarına sadık idiler. Ancak içlerinde kin tutanlar da vardı ve bu da belli bir tehlike kaynağı idi, çünkü Troçki müthiş bir örgütçü ve konspiratif yetenekleriyle yurt dışında iken de ülke içindeki hoşnut olmayanlarla düzenli bir bağ kurmuştu. 30'lu yıllarda SSCB topraklarına gönderilen kapitalist istihbarat örgütlerinin çok sayıda doğrudan ajanlarından söz etmiyorum bile.

Sovyet iktidarının düşmanları, ki bunların toplamı herhalde birkaç milyon idi, elbette halkın içinde bariz bir azınlığı oluşturuyordu. Ancak işgal ettikleri makanların önemini, daha yüksek entelektüel eğitim, bilgi düzeylerini dikkate alınca, bunları sosyalizme potansiyel tehdit olarak hesaba katmamak suç işlemek olurdu, ciddi bir siyasetçi için affedilemez bir düşüncesizlik olurdu. Düşmanlığını gizlemeyen kapitalist kuşatma ve yaklaşan faşizmle ölümüne kapışma koşullarında, ülkenin önderliği, ülkeyi içerenden gelmesi olası darbelerden korumak, potansiyel 'beşinci kolu' silahsızlandırmak ve parti, devlet, ordu yönetim saflarında maksimum birliği sağlamak için büyük ölçekte önlemler almak zorundaydı tabi ki. "

(Litov, Stalin ve Hruşçov Hakkında İvan Benediktov İle Söyleşi, s. 33-34-35-36, Yazılama Yayınevi)...............https://plus.google.com/112365406570080242447/posts

 

Devrimci Şiddetin Reddi, Devrimin Reddidir

Fasizm/Fasistlerle Mucadele Sadece Egitim/Teorik Mucadele Degil, Ayni Zamanda Politika/Devrimci Siddet Sorunudur

''"Eleştiri silahı, silahların eleştirisinin yerini kuşkusuz alamaz; maddi güç ancak maddi güçle yenilebilir; ama teori de, yığınları sarar sarmaz maddi bir güç durumuna gelir." Marks-Engels

 

Kendi basina-volantiristik/iradeci olarak silahli mucadele fetisizmi yapmakla, yine kendi basina, silahli mucadele karsitligi yapmanin felsefi temeli aynidir; idealizm...ML ler mucadele bicimlerini icat etmezler, ote yandan, varolan, gelisen bicimleri de red etmezler...MLM ler kitle hareketinin ortaya cikarttgi mucadele bicimlerini sistematize ederler, ona siyasi bir sekil, dogrultu, yon verirler; devrimci bir program ve felesefe kazandirirlar...O yuzden asagidaki Leninin sozleri, hem silahli mucadeleyi fetis haline getirenlerin, hem de silahli mucadele karsitligini fetis haline getirenlerin iyi kavramasi gereklidir...  ''Bütün soyut kalıpların ve öğreti reçetelerinin can düşmanı olan Marksizm, mücadele ilerledikçe, kitlelerin sınıf bilinci büyüdükçe, ekonomik ve politik buhranlar keskinleştikçe sürekli olarak yeni, değişik savunma ve saldırı yöntemleri doğuran ilerleme halindeki kitle mücadelesi karşısında dikkatli bir tavır alınmasını gerektirir. Bu yüzden, Marksizm, kesinlikle hiçbir mücadele biçimini reddetmez. Marksizm, hiçbir şekilde kendini yalnızca belli bir anda var olan olabilir mücadele biçimleriyle sınırlamaz. Bunu yaparken, toplumsal durum değişince o anda içinde olanların bilediği yeni mücadele biçimleri doğmasının kaçınılmaz olduğunu bilir. Bu bakımdan, Marksizmin kitlelerin pratiğinden öğrendiği söylenebilir.''
Lenin / Gerilla Savaşı Üzerine  Devrimci siddet sorunu her  devrimin temel sorunudur. Devrimci siddeti kafadan kapi disari etmis, siyasi mucadeleyi ve siyasi calismayi salt bir A/P ve bilincin ilerletilmesi sorunu olarak gormek, Proleteryayi iktidar mucadelesi vermekten cikartip, saf bir aydinlanmaci, bir felsefe hareketi olarak dusunmektir. Bu liberalizmin dunya gorusudur. Yikmayan, sadece elestiren, iktidar olmayan, sadece iktidari elestiren, yapmayan, sadece yikan, ellerini yikayan ama suya sabuna dokunmayan bir felsefe dusler aleminde gezinen bir kucuk burjuva muhalefet kafasidir.


Guce ve gucluye tapma insanligin binlerce yillik bir sorunudur...
Gonullu koleleligin, gucun/guclunun zorlamasiz esiri olmanin temeli kendini guvende hissetmek, guce dahil olarak guclu ve mutlu olmak hissine sahip olmaktir.

Peki bu ne anlama geliyor?

Fasizm ve fasistlerle mucadele sorununun salt bir bilinc/ bilinci gelistirme sorunu olmadigini, ama ayni zamanda bir tercih sorunu oldugunu da...Meseleyi salt aptallik/geri bilinc olarak koydugunuz yerde, bilincli tercih gercegini gormediginiz yerde, hayat size insanin bu diger gercegini de aci bir sekilde ogretecektir.

Bilinc sorunu bilinclenme, siyasal gercekleri aciklama, fasizmi teshir etme, bakis acisini degistirme, bilinci acma, kisaca egitim ve A/P nin konusudur.

Ama ya peki gonullu kolelik, bilincli fasizmin elemani olma, gucluden yana olma hali?...Iste, orda sadece bilincin/kitabin yeterli olmadigi, her devrim harketinin, neden ayni zamanda silahli bir hareket olmasi gerektigi, silaha mahkum oldugu gercegini gorursunuz.

Tum devrimlerin ayni zamanda sivil bir ic savas devrimleri olmasi kacinilmaz gercegidir bu. Devlete, burjuvaziye, fasizme karsi savas, tum ulkelerde kacinilmaz olarak halkin ikiye bolundugu bir ic savas seklini alir/almistir/alacaktir...Cunku koleligin de bir guc oldugu, guclunun bayragi altinda kalmaninda insani guclu, guvende ve ayricalikli yaptigi gercegi ile karsi karsiyayiz.

Unutmayin ve dikkat edin; tum burjuva ordular yoksullardan, kolelerden olusmustur. Salt Burjuvalardan olusan bir burjuva ordu dunyada gorulmemistir.Burjuvaziye askerlik yapan yine bu gonullu kolelerdir.

Fasizm ve fasistlere karsi boylesi bir bakis, bu ideolojik temel, bizleri politika da farkli bir tavir ve felsefe uretmeye goturecektir;o da, bir elinde bildiri/felsefe olan bir isci hareketi, ama, ote elinde de silah olan ve halkin ikiye bolundugu bir ic savasin kacinilmaz sosyal, tarihsel bir gerceklik oldugunu kavramis bir isci hareketi.

Fasistlerden, gonullu kolelerden koparabildiginiz kadarini koparin, yeniden egitin. Ama sunu asla unutmayin, 75 milyonun hepsini egiterek kazanmak gibi bir caba ancak bir liberalin, bir idealistin bos sozleri olacaktir. Ne yaparsaniz yapin guclunun ordusuna katilmaktan geri durmayacak, secimini gucten yana yapicak olan gonullu koleler, burjuvaziye ruhunu satmis olan, guce dahil olmayi bilincli bir tercih olarak secen sivil fasistler her zaman olacaktir, ve onlarla tek mucadele de devrimci-siddet olacaktir.

Aci, ama gercek...burjuvazi yine ordusunu gonullu kolelerden kuracaktir...Tum bir insanlik tarihinde oldugu gibi!

Ne diyordu Komunist Menifesto; "Lümpen proletaryaya gelince, eski toplumun bu en alt katmanlarındaki pasif çürümüşlük, bir proleter devrim sayesinde yer yer hareketin içine savrulsa da, yaşam tarzının bütünü gereği gerici çabalara satılmaya daha istekli olacaktır."

Peki paradigmayi boyle koymazsak ne olur?

Burjuva-feodaller ve onlarin resmi-sivil kole ordulari bir bocek gibi ezerler bizi;kafamizi kaldirmamiza izin vermezler...Oyle de olmadi mi simdiye kadar?

Gelelim bu sayfanin ne yapmaya calistigina....

Benim elimde tufek mi var?...Yok!
Bir ordu mu kuruyorum burada?...Yok!

Ama tum reformist, sistem ici sol ne yapiyor karsimizda?...
Burjuvazinin onlardan bekledigini; devrimci isci hareketinin yonunu parlementoya, secim sistemine, sistemi yikmayan bir sistem sosyalizmine yoneltmeye, disleri-tirnaklari sokulmus, uysal bir isci hareketi yaratmaya...Devrimci siddeti yasaklamis sozde bir devrimcilik yaratmaya!

Bunun icin yazdiklarimiz onlari dehsete dusuruyor. Proleteryanin silahlanmasi fikri bile onlari dehsete gark ediyor, efendileri burjuvazi yerine, onlar, bu kez koleler-isciler-sosyalizm adina hiddetle saldiriyorlar bizlere.

Fikrinin bile burjuvaziyi ve onun sosyalist maske takmis koruyucalarini dehsete dusurdugu sey, iste tam da proleterya ve bir devrim icin gerkli olan seydir...

Bir ordunun kurulmasi ise ne buranin konusudur ne de buranin isidir;felsefe yolu acar, Marksizmi kursuna donusturur;onun gucu kitleleri sardigi olcudedir...

Oyleyse ilkonce devrimci siddetin felsefesini yaratin, o yoksa devrim de yoktur.
Proleteryanin ve halkin silahlanmasi fikrini yaymaya devam; devrimci siddeti savunmak devrimi savunmaktir!

Kahrolsun silahlanmis burjuva devlet!

''Bir halkin ordusu yoksa hicbirseyi yoktur'' Mao Zedong...

 

https://plus.google.com/112365406570080242447/posts

Faşizme Taş Atmak İyidir

Tas Atmak Degil, Tas Atmamak Provakasyondur   Yasalcilikla, mesruiyet/haklilik zemini arasindaki farki kavramak istiyorsaniz, cocugunuzun, sizin koydugunuz kurallarla, kendi ozgur ruhu arasinda yasadigi catismanin sonuclarina bakin...Orda iki dunya catisir; bir kendi disindaki dunya, ve onun kurallari, ve de cocugun kendi ozgur ruhu ve varmak istedigi dunya...Kural koyucular, dunyayi kendi istedikleri sekilde dizayn etmek, yonetmek, baslarinin agrimamasini isterler;, koleler ise, yine dunyayi kendi tasavur ettikleri seklide kazanmak arzusu guderler...Bu iki farkli dunya ve irade arasindaki catisma ve celiskiler kacinilmaz olarak bir catisma dunyasi yaratirlar...Her kural ve kanunun amaci kendi disindaki dunyayi disiplin altinda tutmaktir; tutabildigi yere kadar...   Mesruiyet ve  kendisi olmak zemininden her cikis, ozunde, kendisi olmak istencinden cikis ve disardaki dunyaya teslim olmaktir.Hicbir kural yoktur ki, onu koyan iradenin/sinifin, kendi sinif cikarindan azade olsun; tum yasalar, o sinifin cikar ve iradesinin korunmasi icin vardirlar...Iste, tam da burada, mesruiyet zemini, aslinda ozgur olmak, kendisi olmak zeminidir; mesruiyetten her kacis, ozgurlukten bir kacis, ruhun teslim dunyasini yaratir... Koleler ve cocuklar, ve dahi devrimciler, her donem icin, o donemin ozgur ruhunu temsil ederler; o ruh oldugunde ozgurlukte olur; teslimiyet, karsi iradeye biat, egemen olanin dunyasindasinizdir artik...Birakin, o cocuk ruhu yasasin; cunku ozgurluk icin ihtiyacimiz olan tam da o ruhtur iste; mesruiyetin kavgasi, ozgurlugun kavgasidir!


 

Insanlari daga ideolojiler cikartmaz, fasizm cikartir; daga cikmak zorunda kalan insan, kendi ideolojisini yaratir.

Radikalizm bir duygudur, onu besleyen, yasatan, yaratan, insanin icinde yasadigi maddi toplumdur. Radikal duygular, radikal ideolojiler yaratir.

Kuru-siki baris edebiyatlari yapmayin, anlamaya calisin insan-toplumsal gerceklik-siyasal sonuclar iliskisini.

Dagdakilere cagri yapacaginiza, radikalizmi oldurmeye calisacaginiza, fasizmi oldurun.

Fasizm varsa, daga cikan insan da var olacaktir.

Savas arzu edilen birsey degildir, kacinilmaz birseydir. Zora karsi Zor Tarihsel Materyalizmin bir yasasidir.

Kafkaslardan, Ortadogu, Afrika, Uzak Asya, Latin Amerikaya kadar heryerde adi konulmamis dusuk yogunluklu bir savas ya da acik savas suruyor, ama kimleri 'silahla cozum donemi bitmistir''(!) diyor....
Bu sozu hakim siniflar icin mi yoksa ezilen siniflar icin mi soyluyorsunuz?...Hangisi icin soylerseniz soyleyin, tum devletlerin en buyuk butceyi silahlanmaya ayirdigi bugunun dunyasinda bu koskocaman bir yalan degil mi?

Hayatin, gercegin dili bunun bir palavra oldugunu soylerken, kendi oznel istekleriniz bu aci gercegin yerine gecebilir mi?....Gecseydi eger hemen yanibasinizda Suriye'de Irak'ta, Ukrayna'da, Kurdistan'da cocuklarin yasiyor olmasi, kadinlarin korkusuzca sokaklarda geziyor olmasi gerekmez miydi?
Ya Gezi?...Eli silahsiz gencler salt bariscil protestolar yaparken onlari Marslilarin tufeklerinden cikan kursunlar mi oldurdu?

Kimin kafasidir bu; hakim siniflarin halki-halklari yalanlarla aldatmak kafasi degil mi?!

Kilicdaroglundan Recepe, tum TV lere kadar siddetin-tas atmanin bir devlet provakasyonu oludugu beyninize islenmeye calisiliyor...

Boy boy kameralar onun de cantali, tas atan, sivil polislerin resimleri, fotolari tum basina gosteriliyor....Yani bakin devlete tas atmanizi isteyen devlettir, polisin kendisidir, aman sakin ha oyuna gelmeyin, asla devlete, polis tas-molotof atmayin, devrimci siddet kotudur denmeye calisiliyor...

Devrimciysen, tas atiyorsan provakatorsun demek istiyorlar

Siz hic boy boy sivil-provakator polislerin goruntulerini basina veren, ben provakatorluk yapiyorum, tas atan ben devletim diyen bir devlet gordunuz mu?....Provakasyon adi uzerinde sinsi, caktirmadan oyuna getirmektir....Peki niye boyle acikca tas atanlar sivil polislerdir diye gozumuze sokuyorlar dusunuyor musunuz?

Yillardir son moda ideolojik silahlari budur; ''yeralti orgutleri, teror orgutleri, gizli orgutlenenler, siddete , tasa, molotofa, silaha sarilanlar aslinda devletin derin orgutleridir, onlardan uzak durun'' diyerek tasfiyeciligi gelistirdiler, devrimci orgutleri tecrit ettiler...Kimileri de sol adina bu oyuna gelmeye coktan hazirdi, cizgileri geregi bu boyleydi...

Peki Perincek gibi bir CIA solunu temsil eden birisi, Mahir Kaynak gibi eski bir MIT sefi bu komplo teorilerinin onculugunu yaparkan hic mi akliniza sormak gelmiyor, acaba bu herifler harala gorele bu komplo teorilerini yaymaya calistiklarina gore acaba bu da baska bir buyuk komplo olmasin?

Recep kotu devlet yok, derin devlet var sahtekarligini yayarken, buna tutunurken hic mi akliniza gelmez bu Recep efendi ne zamandir halkin dostu oldu???

Ucuz teorilerle geliyor devlet, ama isin kotu yani kitleler icinde bu ucuzluga kanacak, dahada kotusu eski sol icinde bu ucuzluga dayaanarak sosyalizm adini gosterip burjuvazinin yardimina kosacak bir suru hain var.

Devrimci siddeti savunmak devrimi savunmaktir.

Ilk once tas atan sivil polisleri vurun; sonra tas atmaya devam edin...Tas atmadan duzen degismez!

  

Bir Bölündü İki Oldu Ya da Tarihsel Tekrar

Abartmak ile kucumsemek kardestir...Her ikisi de isci sinifi mucadelesine zarar verir...Tum mesele dogada, siyasette, felsefede, toplumda, bireyde, herseyi oldugu gibi, objektif, eksi ve arti yanlariyla dengeli degerlendirebilmektir...
Cunku hersey, buna biz de dahil, her zaman kutbun iki yanini icinde tasir..
Dialektik bize her zaman birin ikiye bolundugu gercegini soyler; bu birin kaderidir, onun ic yapisinin, ic celiskilerinin kacinilmaz sonucudur..
Birin ikiye bolundugunu gordugunuzde sasirmayin; onu anlamaya calisin. Kavrayabilelim ki, neden bolunmenin kacinilmaz oldugunu ve onun hangi sartlarda, bu ic celiskilerinin keskinlesip, iki olarak onumuzde durdugunun sirrina erebilelim..


Bilim sasirmaz. tersine, sasirmamak icin bilime ihtiyacimiz vardir.Soguk gercek, en sicak, en faydali yalandan, en esrarli hayalden her zaman iyidir. Cunku nedenlere goturur bizleri..
Neden-sonuc dialektigi ise, tum yaralarin sarilmasinda, insan bilincinin bir ust asamaya sicrayisinda, bilimin kulvarina geciste olmazsa olmazimiz olmalidir...
TKP ve Halkin Gunlugu'nden ayrilik sesleri geliyor...''Bir'' maktus talihini yasiyor, ''iki'' oluyor...


.Peki neden?
Iki olmayi var eden kosullar dunun icinde gizlidir; 'bir'i 'iki' yapan gercek orda saklidir...
Gecmisi olmayanin geleceginin tesadufi olmasi bir gercek ise, gecmisinden dogru dersler cikartamayanlarin da geleceklerinin dogru olmayan sonuclar uretmesi kacinilmazdir...


TKP benim konum disinda, bana uzak bir akim...
Ama bizimkiler icin soylemek gerekirse, 'bir'i iki'ye bolen gercek, salt bugunun gercegi degil...Ilk yapi tasi 1986'da atilmisti...
Bir'i iki yapan, iki olarak guclenebilme tezi o zamana aittir...Aradan 28 sene gecti..Peki bu tez kendini pratikte ne yonde ispat etti?...Ileri mi, geri mi?...
Ileri olduguna inanc bugun de yasiyorsa eger; her bolunmenin proleterya icin ileri bir bolunme olduguna inaniliyorsa ege;, bolunerek ilerleme tezi, sinifsal-siyasal atilim donemleri olarak degil, 'daha iyi' teorinin, 'daha kotu' teoriye karsi zaferi olarak goruluyorsa eger; o zaman ne dun, ne bugun, ne de yarin yeni bolunmelerin kacinilmazligi karsisinda sasirmamak gerekir..
Dunu kabul eden bugunu; bugunu kabul eden yarini da kabul edecektir.


Burda sihir, her bolunmenin mi?, yoksa kacinilmaz, artik karsit iki cizgi, bir arada yasama imkani kalmamis iki cizgi, bolundugunde, kendisiyle birlikte kitleleri bolen, kitlelerin ileri, en genis bolumunu birlikte goturen, komunizm programinin, icinden gecilen o tarihsel asamasina denk dusen bolunmelerin mi proleteryanin bolunme siyaseti oldugudur...
Ozcesi teorik bolunme mi?, pratik bolunme mi? sorusudur bu. Kacinilmaz dogum asamasi mi, sezeryanla mudahele midir?...Herkes kendi oturdugu, baktigi yerdn bir cvp verecektir bu soruya..
Ama asl olan sinif mucadelesinin kendisi acisindan, kendisinin verdigi cevaptir...Bir menseviklerin enerjisini bile Demokrat Devrimde kullanmis bir Lenin, bir Trockinin, Zinoyevin, Kamanevin oportunist enerjisini bile Sosyalist Devrimde kullanmis bir Lenin...ya da bolunmekten ziyade 'birlesme' cizgisinde daha fazla durmus bir Mao'nun dunyasinda hersey yer, zaman, mekan, durumun icinden bakilarak yerli yerine konmustur...


Ama biz kucuk burjuvalar ulkesinin, kucuk burjuva zihniyetimiz acisindan, herseyin oturdugu yer devrimin, devrimin o anki gorevlerinin, halkin cikarlari degil de; kendi kafamiz, kendi dogrularimiz, kendi teorik gerceklerimiz olursa, denklem boyle konursa eger..O zamanda her kis bir baska ayrilik turkusu dillendirmek kacinilmaz olur...


Yara derinde, dunde, daha gerilerde...
Dost aci soyler.

Komünizm, Kapitalizmin Ürünü İnsana Değil, Kapitalizme Bakmaktır



''Fuhuş, kadınlardan da çok, asıl erkekler için ahlak bozucudur. Fuhuş, kadınlar içinde yalnızca kendini buna kaptıran mutsuzları alçaltır ve bunların sayısı, genellikle sanıldığından çok daha küçüktür. Buna karşılık, fuhuş, bütün erkek dünyasının niteliğini düşürmekte, alçaltmaktadır.''
Engels/Ailenin ozel mulkiyetin Devletin Kokeni/sol yayinlari/syf 88-89

Fahiselik yapmak hakki degil, fahiselik yapmamak hakki...topluma kabul edilmek hakki...yetenekler olcusunde , herkes gibi uretime katilmak hakki..herkese is hakki....insan gibi kabul edilmek hakki...fahiseligi ve onu yaratan kapitalist sistemi mezara gondermek hakki...askin dunyasi disinda zorlanmamak, yasamak icin satilmamak, pazar icin kole olmamak hakki..bizim yukari cektigimiz slogan budur.

Ve ama peki?...

Bazen bir tutumun, bir bakis acisinin, seyleri kavrayis, ele alis ve onu cozme seklinin yanlis oldugunu yazmaya, soylemeye gerek bile yoktur; onun yanlis oldugunu, komunistce olmadigini herkes bilir zaten... 

Oyledir de gercekten...

Komunizm, insani yasadigi sinifli toplum ve onun gercek dunyasinin bir urunu olarak kavramistir her zaman...

Insani degistirmek mi istiyorsunuz?...;

Onu var eden kosullari degistirmekten ise baslayin...O ayni kaldigi surece, o maddi dunya hergun ve hergun yeniden o kendi insanini uretecektir...

Bu, insanin, onu cevreleyen maddi dunyasindan dogan kaderidir...

Fuhusu yok etmek mi istiyorsunuz?..

Fuhusu var eden kosullara saldirin; o ayni kaldigi surece fuhus yeniden ve yeniden, o ya da baska beyinde bir kez daha iktidara gelecektir...

Kapitalizm varsa, onun bir urunu olarak, ona ozgu insan da vardir..

Marksizm kosullarin bilimidir, onsuz Marksizm kutsal bir amentudur sadece...

Hayattan, sinif mucadelesinden, uretim mucadelesinden ogrenecegiz. Bu birinci ogrenme okulumuzdur.

Kollektivizmin penceresinden bakin dunyaya..Kollektivizmi salt dar bir siyasal gruba, bir partiye indirgemek,onu kucultmektir..Kollektivizm, tum gruplardan biz devrimcileriz, biz ordusuyuz, ezilen kitleleriz...Elestirilemez grup olmadigi gibi, elestirilemez tavir da yoktur...

Birbirimizden ogrenmeliyiz. Bu ikinci  ogrenme okuludur.

' Ben'i ,egoyu cok sisirmemek gerekir; hem kendimiz acisindan hem de bir baskasi icin...

Hepimiz deryadaki zerreleriz sadece, bir damla kadar onemli ve degerliyiz...her birimiz ne kucumsenecek kadar degersiz, ne de abartilcak kadar onemliyiz....buna tarihteki buyuk kisiliklerde dahildir...Bizim onderlerimiz kendilerini yucelten insanlar degildi, onlari ozel kilan da buydu...

Unutmayalim biz karincalar ordusuyuz, gucumuz birlik olmamizdir, ve cogu fark etmese de karincalar ordusu dogadaki tek yenilmez guctur...Tek tek karincalara degil, onlardaki birligin gucune bakin; tilsim orda...Atese karinca yuku kadar su tasiyan herkes, bu ordunun neferidir....Devrimleri kisiler yapmaz, bu bilince eren karincalar, kitleler yapar....Bu acidan sadece gorevimizi yapalim, kisisel beklentiler uzerrinden bir dunya degil, kollektivizmin gucu uzerinden bir dunya tasavvur edelim...

Kucuk karincayiz, ama karincalar ordusunun gucunu temsil ediyoruz...

O yuzden her bir komunist Komunist Partisinin kendisi, temsilcisidir. Dusmanin bu bilincimize saldirmasi, onu yok etmeye calismasi, kendisi icin en buyuk tehlikenin bu bilinc oldugunu gormesi bosuna degildir..

.Dusmandan ogrenelim!...Bu da ucuncu ogrenme okulumuzdur.

"Ben' yokuz, 'biz' variz!...Agac ve orman dialektigi bizi var eden gercektir. ne 'ben'den vazgecicez, ne 'biz'den...Ikisinin birbirini var eden temel gercegimiz oldugunu bilecegiz...Iste tum mesele bu....Daha az 'ben', daha cok 'biz'....Ordumuzun en temel siari budur.

Kapitalizmde, hepimiz emegimizi burjuvaziye satan fahiseleriz, burjuva sinifin ucretli koleleriyiz...

Insanlari yok eden silah fabrikalarinda calisan bizleriz...
Dogayi yok eden, savaslarin essiz kaynagi petrol-enerji tesislerinde  calistirilan bizleriz...

Tanki, topu, tufegi, kursunu, petrolu, nukleeri, savas ucagini ureten, gerici ordulara asker olarak katilan, bu gerici duzene vergi odeyen, onu yikmayip yasatan, biz ucretli fahiseler, hangi hakla bedenlerini satan fahiseleri yargilayacagiz?

Ve son soz;...Kapitalizmde hepimiz emegini burjuvaziye satan fahiseleriz...Bedenini satanlari goren, ama kendi emegini sattigini gormeyenler icin kucuk bir soru; sirf ekonomik olarak daha iyi kosullar sunuyor diye, askin degil, zengin taliplerin pesinde kosan bir genc kizi yaratan kultur, hayat kadinlarindan cok daha mi ileridir?...Bu yasal , mesru, ve de en kotu fuhus olan, kaniksanmis, toplum tarafindan tesvik edilmis fuhusu gormemek, ama hayat kadinlarini gormek, gostermek adil midir?

Lenin, bir bolgede(Hamburgta) fahiseler icinde orgutlenme yapan kadrolara ettigi sitemde, neden fahiseler icinde orgutlenme yaptiklari icin degil, ama, oncelikle neden sanayi iscisi kadinlar icinde orgutlenme yapmadiklarini  elestirir...Komunistler hayat kadinlari da orgutlemelidir, ve hatta en cok onlari orgutlemelidir...

Cunku bu sistemin gorunur en buyuk kurbanlari onlardir...https://plus.google.com/112365406570080242447/posts 

Sınıfa Dışardan Aydın Bilinci Değil, Sınıf Bilinci Taşıyın !

 

Kararli, net, dik, bilimsel politik bir durusun olacak...

Kitleler, savrulduklari sag ve sol yanlis cizgilerle bir yere varamiyacaklarini, kendi politik deneyimleri ile kavrayarak, tarihsel-toplumsal surecin bir asamasinda, sana yonelmeye, bu kez seni denemeye karar verecek....

Iste, icinden gectigimiz bu bulanik suda, bu puslu havalarda, yapilmasi gereken sey, esas olarak tam da budur...

Devrimci-Demokrasinin bayragini dik, hicbir burjuva, kucuk-burjuva akimin kuyruguna takilma, yerini, mevzilendigin tepeyi halk bilsin, ve senin zamaninin gelmesini bekle...

Devrimci, bagimsiz ideolojik-politik bir merkez, bugun mevzilendigimiz dag bu olmalidir.

Oportunistlesmeyin Devrimciler, Marksistler, Komunistler; dik durun!...Kucuk-burjuva, burjuva Aydinlardan degil, sinifimizin yol gostericisi Marksist Felsefeden ilham alin.

 

 Hicbir zaman kisilerin one cikartilmasini dogru gormuyorum...One cikan kisileri donatan felsefenin one cikartilmasi taraftariyim....


Kahramanlari yaratan icinden gecilen tarihsel-toplumsal sartlar ve onlarin kusandiklari felsefedir...

Stalin, Lenin, Mao gibi kisisel figurleri savunmam yanlis anlasilmasin...Dunya capinda burjuvazi ve onun her renkten dostlarinin muazzam bir kara propaganda ile saldirdigi Proleteryanin bu ogretmenlerinin sahsinda, aslinda yok etmek istedigi onlarin ideolojileri/ felsefeleridir...

Bu yuzden, bu tarihsel sahsiyetleri savunmak, ozunde, M-L-M felsefeyi savunmak haline gelmistir, getirilmistir...

Yoksa komunistler hicbir zaman kahramanlar ideolojisi yaratmamislar, tersine, buna siddetle karsi cikmislardir; kitlelerin kahramanligini esas almislardir...
Tum karalamalara karsi, sozunu ettigim Proleteryanin ogretmenleri de, her firsatta bu en temel komunist ilkenin altini cizmislerdir.

Hata yapmaz onderler yoktur, hatalarini gorup, duzeltebilen onderdir...Tum bir Marksist Bilgi Teorisi bunun uzerine oturur.

Kendimize kurtarici aramaktan vazgecip, ne zaman tek kurtaricimizin M-L-M oldugunu kavradigimizda, onu inceleme, ogrenme, kavrama ve uygulama bilinci edindigimizde, iste tam da o noktada , yeni dunyanin yeni insanini, sinif felsefesini kusanmis devrimci isciyi yaratmis olacagiz...

Tum kurtaricilar, kurtarilmaya muhtac olanlar icinden, bizim sectigimiz kurtarilamayanlardir...

Kurtaran idoller, insanlar, saygidegerler yoktur; kurtarici felsefe Marksizm vardir!

Onderlige muhtac olanlardan, ismarlama onder yaratamazsiniz.

Bizim alcakgonullugumuz herkesin esitligine dayanir; bu yuzden bir karincaya da bir file de ayni saygiyi gosteririz...

Ancak!...Bunun bir erdem degil, bir boyunegme olarak goruldugu yerde;bir aptal koleler ve onlarin uyanik yol gostericileri oyununun sahneye koyuldugu yerde; tipki burjuvazinin yaptigi gibi, bu kez de sosyalizm adina, bir populer ust kultur yaratma,ve onun ekipmanlarini da yeni sol populizm olarak halkin tepesine cikartmaya calisirsaniz, iste orda, tam da orda, bizim alcakgonullugumuz yerini sinirsiz bir nihilizme birakir...

Gelin Marksizmde, isci sinifi siyaseti ve onun dogal, gercek, alcakgonullu, onder olmayan onderlerinin mutevazi cabalari altinda birleselim...

Ismarlama 'onderler', yazarlar, sanatcilar, basi buyukler, konusmacilar bize uymaz...Oyuna girdik mi herkes esit olacak, gucu oraninda verecek; esit yasiyacak, yetenegi oraninda is gorecek; esit muamele gorecek, ayricaliklilar sinifi, burokrat elitler guruhu yaratilmayacak....

Bizden biri olacak kisaca, bizim gibi isimsizlerden olacak.

Bu saatten sonra, hele birde, kendileri onderlige muhtac olanlarin, onder diye yukunu, forsunu hic cekemeyiz...Kendimize ne koca ne kurtarici ariyoruz; arkadas, yoldas, kollektivizm...sadece bu!

Gelelim icimize sizan Liberalizmin gercek gorunutusune... 
Liberal-Sosyalizmden, k.burjuva aydinlardan medet umanlarin gercek hikayesine...Demokratik yalanlarin arkasina gizlenmek istenen EKONOMIK FASIZME!
Neden hem iscici(!), hem de burjuvazinin nazik dostlari oldugu yalanlarinin ekonomik  ayagina... 

Burjuvazi ile uzlasmamizi vaaz etmeleri karsiliginda, kose yazarligi, buyuk basin erbabi, buyuk aydin, akil adam, bilim insani, 40 turlu unvan altinda aldiklari buyuk ikramiyeler onlarin olsun... 

Biz burada sadece liberal aydinin hic sevmedigi, siddetle alerji duydugu, rahat kicinin teori ve pratigine temelden ters, 'celik disiplinli Proleterya'nin nasil celiklestirildigine, kimin tarafindan celiklesmek, en siki disiplin altinda yasamak zorunda birakildigi tarihsel oykusune uc cumlelik bir hatirlatma yapmak istiyoruz...

Hey liberaller ve sosyalizmi liberalizmle harmanlayan burjuva sosyalistler!

Biz iscilerin fabrikalarda, insaatlarda, yollarda, madenlerde, isyerlerinde kole disiplini ile calistirilmasina, bir iscinin verebilecegi en yuksek enerjiyi hesaplayip, yaris atlari gibi, azami enerjiyle calistirilmamiza, burjuva ekonominin celik disiplini altinda inletilmemize, sakat birakilmamiza, gunde 4 iscinin katline, ekonomik fasizme gelince TIK demiyorsunuz...

Ama!..Is idelojiye-politikaya gelince, Proleter disiplinin kotulugune, can sikiciligina, katiligina,toplumu tek yanli sekillendirmeye calistigina kadar bir yigin zirvayi anti-komunizm uretmek adina biz iscilerin zihnine sokmaya calisiyorsunuz...

Fabrikalarda, madenlerde celik disiplini biz, siz burjuvaziden ogrendik, zorla egitildik, modern kolelik egitimine zorla tabi tutulduk..ac kalmamak icin burjuva ekonominin kurallarina kayitsiz-sartsiz boyun egmeyi ogrendik...Oyle ki bir liberal gibi rahat kicinin teorisini yapma imkani biz iscilere hicbir zaman verilmedi..Aclikla tehdit edildik...

Proleteryayi, Proleter Disiplini siz yarattiniz burjuvalar, biz sizlerin, ekonomik fasizminizin urunuyuz...Sermaye diktatorlugunun yetistirdigi cocuklariz...

Simdi ayni disiplin sizleri ezecek, celikten irademizi siz yarattiniz, sonuclarina da siz katlanacaksiniz; o celik disiplin altinda ezilecek, tum mulkiyet haklarinizi elinizden alacagiz!...

Proleterya Diktatorlugunun ayak seslerini duyun, er ya da gec tepenize binecek, mulkiyet dunyanizi paramparca edecegiz..
Biz iscilerin ozgurlesmesi, ancak mulkiyet ve onun dunyasinin yerle bir edilmesiyle mumkundur...

Yasasin Burjuvazi Uzerindeki Proleterya Diktatorlugu!...Yasasin Emegin Ozgurluk Mucadelesi!

Mulkiyet Dunyasina Karsi Esirler Dunyasi, Uyanin!

 

https://plus.google.com/u/0/112365406570080242447/posts

Yine Bir Seçim Oyunu

"Bir cumhuriyet nasıl bir maskeye bürünürse bürünsün, ne denli demokratik olursa olsun, eğer o bir burjuva cumhuriyeti ise, eğer o toprak ve fabrikaların özel mülkiyetini koruyorsa ve eğer özel sermaye toplumun tümünü ücret köleliği içinde tutuyorsa, yani eğer bir cumhuriyet, bizim parti programımızda ve sovyet anayasasında söylenen her şeyi gerçekleştirmiyor ise, o zaman bu devlet, bazı insanların, ötekiler tarafından ezilmesi için bir makinedir.

Öyleyse biz, bu makineyi sermayenin iktidarını alaşağı edecek sınıfın ellerine vereceğiz. biz, devletin genel eşitlik demek olduğu yolundaki bütün o eski önyargıları reddedeceğiz - çünkü bu, bir gözboyamacadır: [sayfa 303] sömürü olduğu sürece eşitlik olamaz. toprak sahibi işçiye eşit olamaz, ya da aç bir insan tok bir insana eşit olamaz. bu devlet adı verilen makine, önünde insanların, halkın yönetimi yolundaki eski masallara, proletaryanın burjuva yalanları olduğunu söylediği masallara inanarak, boş inanlara kapılarak, saygıyla eğildiği bu makineyi proletarya ezecektir.

Şimdiye kadar biz bu makineden kapitalistleri yoksun bıraktık ve onu devraldık. bu makineyi, ya da sopayı, her türlü sömürüyü ortadan kaldırmak için kullanacağız. ve sömürme olanağı dünyanın hiç bir yerinde artık kalmadığı zaman, artık toprak sahiplerinin ve fabrika sahiplerinin bulunmadığı zaman ve artık kimilerinin tıka basa karnını doyururken ötekilerin açlıktan öldüğü bir durum olmadığı zaman, ancak bunun olanağı artık ortadan kalktığı zaman, biz bu makineyi enkaz yığınına atacağız. o zaman devlet de olmayacak, sömürü de. bizim komünist partisinin görüşü budur...''
11 temmuz 1919 - vladimir ilyiç lenin..

 

 

Oy atmak özgürlestirmez, kolelestirir!...

Biz emekçileri ozgurlestirecek olan bir Devrimdir...Sosyal-Devrim icin ayaga kalkalim; uysal koyunlar olmadigimizi suru sahiplerine gosterelim...

Ya yine secim-demokrasi yalanlari...Ya da Ozgurluk!...

Koleler, her demokrasi bir sinifin diktatorlugudur; demokrasi varsa, ozgurluk yoktur...Ozgurluk oldugunda ise artik demokrasi olmayacaktir...

Egemen burjuva-feodal devletinin demokrasisi, kurbanlik koyuna kasabin bicagini yalatmaktir..Bir tutam otun pesinden mezbaha yolunu tutmaktir.

Parlementer maskeli Fasizmi, ozgurluk rejimi diye iscilere-koylulere onaylatmalari trajedisine son verelim...Bizim icin trajedi olan, tescilli yoksullugumuz, umutlarimizi icin trajedi olan; kole sahipleri burjuva-feodal siniflar icin bir komedidir....

Biz, onlarin secim duzeninin pesinden gittikce, oyunun aptal koleleri rolunu kabul ettigimiz, oyuna katildigimiz surece onlar tepede ellerini ogusturup guluyorlar...Kendi yazdiklari , kendileri icin komedi olana bakip, guluyorlar...Aptallar surusu yine yemi yuttu diye seviniyorlar.

Sistemden umutlarinizi kesin, 90 yildir umut ettik ve oyladik. Her oylama biz halka ssdece daha fazla yoksulluk, daha fazla umutsuzluk, daha fazla zulum ve baski getirmedi mi?...

Bir tarihsel surec boyunca trajedi olan, artik komediye donusmedi mi?

Sistemden umut ettigimiz surece, sisteme guc veriyoruz sadece...

Sosyal-liberaller, Reformist sistem solculari, burjuvazinin Revizyonist dostlari , sizlere 'secilecek'' adaylar uzerinden bir bakis sunuyorlar. Hangisinin 'daha temiz', 'daha az hirsiz'', 'daha cok halkin adayi'' oldugunua dikkatleri cekmek istiyorlar...

ML'ler, Devrimciler ise, sizlerin dikkatlerini tek tek ehven-i ser sahsiyetler uzerinde degil; sisteme, duzmece secim oyunlarinin kendisine, kimin secileceginin onceden kurgulandigi, duzenin demokrasi oyununa...Kisaca buyuk resme, buyuk oyuna, aslinda yapilana cevirmeye calisiyorlar...

Sosyal-liberaller tek tek parcalari gosteriyor, biz butunu.
Onlar, adaylari gosteriyor, biz sistemi.
Onlar, duzeni ve duzmece secimlerini mesru goruyor, biz gayr-i mesru.
Onlar sistemi kabul ediyor, kabul etmenizi istiyor, biz temelden reddi..
Onlar, kapitalizmi iyilestirme cagrisi yapiyor, biz yikmayi.
Onlar ekonomik fasizmi gizlemek icin demokratik yalanlara siginiyor, biz gercegi, sinif gerceklerini teshir etmeyi.
Onlar reformizm/Islahatcilik bilinci gelistirmeye calisiyor, biz bir Devrim.

Gosterilene, gorunene bakma, gosterilmeyene, gorunmeyene bak!

Dünyanin patronu Rockfeller ile biz açlarin esit-bir oy hakki var diye, seçim sisteminde bu devasa dolar-medya-devlet tekelleri ile esit bir yarisa girdigimize inanacak kadar salak degiliz. Tum burjuva secimlerin kazanani, oncede garanti altina alinmistir. Bu tum dunyada kapitalist sistemnin en temel gercegidir.

Gercegi gör!

''Görünen gerçek olsaydi, bilime gerek kalmazdi"
Karl Marks...

 

CHP-MHP adayini destkeleyenler, bizi ''AKP'ye hizmet etmek'le sucluyor...Demirtas'i destekleyenler 'kurtleri boykot ettigimizi, soven oldugumuzu'' soyluyor, Recepcileri soylemeye bile gerek yok sanirim...Vs.vs.vs...

Bak hele, peki neden hicbirinizin aklina sisteme hizmet ettiginiz, sistemi kabul ettiginiz, herkesi de sisteme dahil olmalari ve sistem disi fikirlerin onune gecmesi, sistem disina cikmamasi icin ikna etmeye calistiginiz hic gelmiyor?...

Cok mu zor bunu gormek?...

Ama hayir, orta sinif ve kucuk burjuva sistem filozoflari tam da bunun icin; isci-koyluleri, devrimcileri, komunistleri neo-dunya duzeninin icine cekmek icin sunu haykiriyorlar; ''kapitalizm cok da kotu degildir, islah ederek onu yasanir bir kapitalizm haline getirebiliriz..Isciler, bu radikallerin, devrimcilerin pesine takilmayin, sistem disi fikirlere kapilmayin, ozgur secimler icindeki yerinizi alin''...(?!?!)

Hayir, kazanani onceden garanti altina alinmis, fasist diktatorlugun duzmece secim oyununa katilmayacagiz; burjuva-feodallerin dansina katilmayacagiz; basindan sona kan, katliam, iskence, zulum, fasizm kokan kanli devletin basina hangi hizmetcinin gececegi ile degil, bir isci-koylu devrimi, onun rogutlenmesi icin calisacagiz...

Size cok hazin, cok komik, cok cagdisi, cok inatci, cok gerikafali gelsede(!)

Sistemi parcalayin isciler,emekciler..onun bize vercegi hicbir sey yoktur..Bugune kadar, 90 yildir burjuva secimlerin halka verdigi, bundan sonrada vereceginin garantisidir....

Secim oyununu boz, egemen siniflarin dansina katilma; heryere, duvarlara, siralara, fabrikalara, okullara, mitinglere devrim asisi yap; dik dur, hicbir burjuva sistem hareketinin yaninda yer alma, burjuva-feodallerin bu somuru duzenini kutsayan, onu salt bir takim demokratik eksiklikleri olan, ama ozunde iyi bir sistem oldugu yalnlarina kuyruk olmayin...

Unutma bugun 'bizden' diye gordugunuz aday ve kisilerin rolu, sizin sistemden umudunuzu kesmemeniz icin, yine sistemin izin verdigi adaylardir. Aksi olsaydi onlari tek bir gun yasatmazlardi...Kafasina kursun sikilip atilan Kurt vekilleri ne cabuk unuttuk...

 

Tarih, Cezayirlilerin, somurgecileri Fransa'nin devlet baskanligina aday olduklarini ve de kor talih, bunu kazandiklarini yazsaydi eger, bu hic kuskusuz Cezayir tarihi icin bir utanc vesilesi olurdu...

Koleler, koleci ordunun baskomutaninin da bir kole olmasindan gurur duyulmaz, ancak utanc duyulur!

Cozum secimde, sistemde degil, Devrimde.

 

Mozambikteki secimleri bile orgutleyenin USA oldugu bir dunyada, bize ozgur secimler yalanlari ile gelenlerin yuzune tukurun...

Direnin!

Oyunu boz, sandiklari yak, seçim mitinglerine devrimin sesini yay, oy atma,Koleleligi degil, Özgürlüğü Seç!...

Yasasin Devrim ve Sosyalizm!...........

Şİİ-SUNNİ ÇATIŞMASI AMERIKA'NIN NE ISINE YARAR ?

Bu makaleyi 2011 tarihinde kaleme aldim, bugun yanibasimizda neler yapilmak isteniyor sorusuna 3 yil oncedn bir cevap; guncelligini kaybetmedigi icin yeniden yayinliyorum...

''herşey göründüğü gibi olsaydı,bilime gerek kalmazdı'' Karl Marks

Ne emperyalızm eskı-klasık Emperyalızmdır, ne emperyalızm sadece amerıka-avrupadır,ne dunyadakı tek celıskı emek-sermaye celıskısıdır,ne emperyalıstler arası celıskıler ortadan kalkmıstır,ne de hıcbırsey gorundugu gıbıdır.

AKP Bitlis milletvekili Vahit Aker,Istanbul'da Pier Loti tepesine ''Idris bitlis-i" adi verilmesini onermis.
Idris-i Bitlis'nin kim oldugunu anlatmadan once, ne yapilmak isteniyor onu soyliyelim.

Bu basit bir AKP nin sunni-islamlami gizlice yayma plani degildir.

Zehrin ucu daha derindir.

SUNNI-KURD KILICI ILE ALEVILIK EZILMEYE, KURT KURTULUS HAREKETI YOLUNDAN SAPTIRILMAYA CALISILIYOR.
Yapilmak istenen alevileri provake etmek ve sunni-safi mezhebi ile alevileri catistirmak !

Alevi evlerini son donem kim gizlice isaretliyordu? sorusununin cevabi saniriz simdi daha anlasilir.

Neden yine alevilere acik saldiri bu donem yeniden baslatildi, 'sozde alevi acilimi' gume mi gitti diye soranlara ise kafalarini kaldirip Suriye ye bakmalarini oneririz.Gundem degisti. 

...ve irak ve pakistanda ki sunni- sii catismalarina !...bunu planlayan CIA seflerine!

bakalim internete gore idris- bitlisi kim mis?

''Şeyh İdris – i Bitlisi, Alevilerin katledilmesinin vacip olduğu yönünde fetvalar vermiş, Şah İsmail ve Safevilere karşı Kürtleri Osmanlı ile itikafa taşımıştır. Kendisi Şafii Kürt din alimi olarak Sünni İslam’ın dışında kalan İslami yorum mensuplarının başında gelen Alevilere karşı gerçekleştirilen Osmanlı katliamlarına meşruiyet kazandırmak için fetvalar vermiş biridir.

Bu noktada Osmanlı’da öne çıkan isimler Ebussuud Efendi, İbn – i Kemal ve Şeyh İdris_i Bitlisi’dir. Şeyhülislam olarak görevlendirilen bu şahıslar Alevilerle ilgili verdikleri fetvalarda kan dondurucu ifadelerle katliamlara dinsel meşruiyet kazandırmaya çalışmışlardır.

Başta Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim gibi Osmanlı padişahları ve Kuyucu Murat lakaplı kimi Osmanlı paşaları bu fetvalara dayanarak on binlerce Alevi’yi hunharca katletmişlerdir. 

Söz konusu fetvalarda neler dendiğine bir bakalım,

Osmanlı’nın Şeyhülislamlarına göre Aleviler;

“Ar, namus tanımazlar, bilmezler.

Şeriata aykırı düşünce ve inanç içindedirler.

Şeriatı küçümserler, Kur'an'ı hafife alırlar.

İlk üç halifenin halifeliğini inkar ederler.

Ebu Bekir, Ömer ve Osman'a söverler.

Peygamberin eşi Ayşe'ye söverler.

Kafir ve ehl - i fesattırlar, dinden dönmüşlerdir.

Başlarına giydikleri, küfür ( kafirlik ) ve Kızılbaşlık işaretidir.

Hem dinsizdirler hem de sultana isyan ederler.

Kadınlarının ve erkeklerinin nikahları batıl ve geçersizdir. Bu nedenle çocuklarının her biri zina ( veled - i zina ) çocuğudur.

Ehl - i din olan akrabalarından dolayı miras hakları yoktur. 

Kestikleri hayvanlar murdardır, etleri yenmez.

Okla, köpekle, doğanla avladıkları dahi murdardır. 

Topluca öldürülmeleri gerekir.

Onları öldürmek için yapılan savaş, en büyük, en kutsal savaştır.

Bu uğurda ölmek şehitliğin en ulusudur.

Tamamını öldürüp yok etmek Müslümanlar için farzdır.

Onlara eğilim duyanlar, onlara katılmak isteyip de yakalananlar ve onlara yardımcı olanlar, onlar gibi kafirdirler, öldürülmeleri vaciptir.

Kızılbaşların malları, çocukları ve karıları müslümanlar için helaldir, ganimettir.

Kızılbaşların pişmanlıklarını n, tövbelerinin, yalvarmalarının hiçbir değeri yoktur. Öldürülmeleri vaciptir.”

Alevi / Kızılbaş Türkmenleri öldürmeleri konusunda askerleri teşvik etmek için " yedi kızılbaş öldüren cennete gider." Şeklinde telkinlerde bulunanların siyasal ikbal kaygısıyla dini nasıl kullandıkları gerçekten ibretlik bir olaydır. '' alinti internetten

Arkadaslar,bu cok kapsamlı ve derınlıklı bır polıtıka...

CIA nın stratejık planlama merkezının bu yenı taktıgını cok ıyı kavramak gerekır,ne yapılmak ıstendıgını kavrayamazsak,onune gececek polıtıkalar uretemez ve cıa gundemının oyununa gelırız....

Polıtıkaları akp ye kadar TÜRK-İSLAM senteziydi,bu polıtıka batıda da kurdıstanda da 2000 lı yıllara kadar devlet polıtıkası olarak tufek zoru ıle uygulandı. Yanı turk ıslam sentezını sadece akp donemı ıle baslatmak, boyle yorumlamak dogru degıldır. 

Bu resmı bır devlet polıtıkası olarak cumhurıyetın basından berı aynı kaldı. kımılerı Kubılay provakasyonunu kullanarak orduda baslatılan tasfıyelerı ve akabınde sıyası olarak cumhurıyetın kurucu kadroları ıcındekı ıslam agırlıklı-tutucu cızgının hep bas tehlıke oldugunu soyler ve cumhurıyetı laık bır modernızm olarak tanıtır. Bu Kemalıst kadroların tarıhı, resmı tarıh cızgısıne uygun olarak halka tanıtma polıtıkasıdır ve basını CHP ceker. 

Ancak bu tarıhe objektıf bakmamak olur. Kemalıst Turkıye de turk-ıslam sentezı ozellıkle dıyanet elıyle resmı merkezı bır devlet polıtıkası olarak basından ıtıbaren, tepeden, bas bır polıtıka olarak kurgulanmıs ve uygulanmıstır. 

Kaldı kı Mehmet Akıf Ersoy vs sahsında sımgelesen tutucu turkculuk cızgısı ıle Kemalıst turkculuk cızgısı arasındakı ıktıdar kavgası ıslamın devlet yonetımındekı agırlıgına ılıskndır. Yanı ne tutucu turkcu cızgı, ne de sozde laık turkcu cızgı arasında sunnı ıslamın resmı devlet dını olmasına karsı bır fıkır ayrılıgı yoktur. 

Aralarındakı fark nıtelıge ılıskın degıl, agırlık ve yonteme ılıskındır. Bu farklılıgı en guzel soyle anlayabılırız; TÜRK-İSLAM SENTEZİ Mİ? İSLAM-TÜRK SENTEZI Mİ ? Iste 2000 yıllara ve AKP ye kadar cumhurıyetın geleneksıl polıtıkası türk-islamcı kanatın alınde olmustur. Degısen tek sey budur.

Bu geleneksel tarıhsel kemalıst poıtıka ulusal hareketın etkısıyle Kurdıstan'da bosa cıkartılınca ve gecerlılıgını yıtırince, bu kez onun yerıne kurt bolgelerınde tekrar merkezı devletın yenıden ınsıyatıfı elıne alması ve merkezı otorıteyı guclendırmek ıcın, ıslam-kurt sentezi denemelerı oldu. 

Ozellıkle kurt Hızbullahı bu polıtakanın uygulanması ve PKK nın onunun kesılmesı ıcın bır devlet polıtıkasının pılot uygulaması, denemesı olarak yururluge konmustur. Bu polıtıka bugun daha derın ve yaygın olarak Kurdıstan'da bır devlet polıtıkası halınde halen uygulanmaktadır. Ozet olarak, bugun, esas olarak batıda ıslam-turk sentezı ve doguda ıslam-kurt sentezı bır devlet polıtıkası olarak, devletı elınde tutan kanat tarafından gelıstırılmektedır....

Ancak ! burda yenı bır polıtka var,bunun denemelerı var !...Bugun devletın stratejık polıtıka merkezının , ki bu beyın
CIA danısmanlarıdır, gelıstımeye calıstıgı polıtıka ;ıslam-turk sentezı ve ıslam kurd sentezını bır cephe olarak bırlestırmek ve bır akım olarak kürtçülük,kürt miiliyetciliği akımlarının hareket alanını daraltmak ve kürtcülüğüde ıslamcı akımların baskısı altında tutmaktır...

PKK nın tamamıyla teslım olmamasının karsılıgı, sadece askerı ve sıyası operasyonlar degıldır. Devlet aklı bunun cok otesını gorur. Sıddetın etkısının sınırlı ve gecıcı oldugunu bılırler. Bu yuzden daha kapsamlı, daha uzun vadede hakımıyetı ellerınde tutmak ıcın toplumsal tarıhı akımları mevcut sıstemın ömrünü uzatma amacıyla, bırbırıne karsı kullanmak polıtıkası az cok tarıhı ınceleyen herkesın gorebıldıgı bır dunya polıtıkası olarak, heryerde, her cografyada uygulanır tarhler boyu.

Burda, ıste ıslam agırlıklı turk-kurt yenı bır sentez gelıstırılmeye calısılıyor.Degısım burdadır, Yenı olan budur. Bu yenı polıtıkanın,yenı cephenın gerceklesmesı ıcınse, alevıler tarıhsel bır kurban olarak yenıden secılmıstır. 

Islamın etkısı altındakı turk ve kurt mıllıyetcılıgını mevcut sıstem ıcınde bırlestırebılecek tek sey bulunmustur ve o zaten tarıh boyunca herzaman da kullanılmıstır..Tarıhı Alevı Dusmanlıgı....

Ve ote yandan ortadogu ve uzak asyada CIA' nın bır sunnı-sıı catısması orgutledıgı zaten bılınen bır gercektır...Amerıka ozellıkle şii akımların onunu keserek Iran' ın onunu kesmek ıstemektedır...

Pekı ıran neden bukadar onemlıdır?

Esas hedef Iran olsa bu sorun coktan halolurdu...Cın-Rusya-Hındıstan bloku, ekonomık kavga, dunyada esas olarak bu blokladır...Esas hedef budur ve Iran bu blokun egemenlık alanının kusatılmasında bır ılerı karakoldur...Onu onemlı kılan da budur....

Sunnı -Sıı catısmasının tum ıslam ulkelerınde orgutlenmesının nedenı de budur..Turkı cumhurıyetlere bakın; Azerbecan Turkmenıstan vs Sanghay Blokuna yakın ya da etkısı olan musluman ulkelere bakın...Sıı -ıslam agırlıkıdır, Iran'A bakın..Bırde Amerıka- Avrupa blokuna yakın ıslam ulkelerına bakın; sunnı ıslam agırlıklıdır....

Onumuzdekı 3.dunya savasının on cephesı bır hrıstıyan-musluman catısması senaryosu ıle degıl, ama pekala bır sunnı-şii ıslam catısması ıle hergun yazılıyor..

Tum ıslam ulkelerınde yenı CIA planı budur..

Ya şii ıslam agırlıklı musluman ulkeler Sanghay Blokunun etkısı altından cıkıp Amerıka Avrupa blokunun cıkarlarına yaklasacaklar ya da AMerıka cevresınde yogunlasmıs sunnı-ıslam kılıcı ıle hızaye getırılecekler...

Tum bu kavgaların ardında tabıkı ne ıslamın ne hrıstıyanlıgın ne de sıı ve sunnılıgın onemı vardır..tek onemlı sey dunya hakımıyetını ele gecıren trostlerın semsıyesı altında bugun gızlenen bolgesel gerıcılıklerın kendı cıkarları, azamı kar ve dunya hakımıyetınde kendı lokal guclerını artırmak polıtıası vardır...

Oyun, plan, senaryo cok buyuk, tehlıkeler buyuk! Karsı polıtıkalar bu zemınde ele alınmalı ve karsı polıtıkalar üretilmelidir..Yoksa bu sadece bır alevı sunnı dusmanlıgı sorurunun yenıden kasınması yada ıslamın yayılması sorunu degıldır...meseleyı boyle yorumlamak hem dar bakmak hemde esas planı gormemek ve gelen tehlıklelerı gormemek olur...

Son söz; Lenın,Kautsy'nın 'ultra emperyalızm' teorısıne karşı 100 yıl önce şöyle demişti,...;''emperyalızmde tekelleşme,ekonomide zorunlu,ve önü alınamaz olarak,kendi doğal gelişim çizgisinin kaçınılmaz bir sonucu olarak, yerını dünya çapında bir tröstleşmeye bırakacaktır,ama biz bunu devrimlerle engelleyeceğiz...''

Ve 1. ve 2. dünya savaşı Lenin'i haklı çıkardı. Hayat ,Emperyalizmin kendi içinde birleşerek, bir dünya karteli olma ve dünyayı tek merkezden yönetme öngörüsü olarak dönek Kautsky'in tezinı değil,Lenin'i doğruladı.

Ve Lenin ,Stalin, Mao döneminde sosyalist kampın varlığı, emperyalıstlerı bir blok içersinde 'komunızm tehlıkesıne' karşı bir arada tutsada, bu hiç bir zaman emperyalıstler arası çelişkiyi bir bütün olarak kaldırmadı.

1950'lerde ekonomıde evrımcı bır tarzda geliştirilen, bugün sosyalıst blokun ortadan kalkması dönemini bir fırsat bilen, ve kendi doğal ekonomik gelişim çizgisi içinde değil, siyasi alanda darbeci bir yöntemle ,ortaya cıkan boşluğu dolduran tröstlerin dünya hakimiyeti, Kautsky'nin günümüzde uzantıları tarafından sevinçle karşılandı ve bunu Leninizimin değil ,Kautsky'nin tezlerinin bir zaferi olarak dünyaya ilan ettiler.(!)
Evet,bugun dunya ekonomisi trostlerın hakımıyetınde ,ama ekonomıde merkezi hakımıyet ,hıcbır sekılde de 

Kautsy'nın sözünü ettiği siyasette de emperyalıstler arası birliği ve barışçıl kapitalizmi doğurmadı.
Oysa Lenin söyle demişti ,neden tekelcılığın kacınılmaz olarak trostleri doğuracağına ilişkin;
'ekonomide ve kendi doğal gelişimi içinde'' !

Hayat birkez daha Lenin'i doğruladı ve Kautsky bir kez daha yanıldı !

Ortaya ne barışçıl bir kapitalizm,ne de kendi arasında birleşmiş bir kapitalizm çıktı.

Avrupa birliği,bölgesel birlikler efsaneleri mi?,sıyası bırlık oldugunu kımden duydunuz !
Bakın ingiltere-ispanya nerde,almanya-fransa nerde duruyor...

Amerika-avrupa hakimiyeti mi ? 

Bakın karşısında Rus-Cin-Hindistan şanghay bloku duruyor

Bugün olan sadece , trostlerın hakımıyeti arkasına gizlenen, ondan kahyalik payını artırmaya çalışan sıyasi bir çatışmadır.
Ekonomi doğal gelişimi içinde sürseydi, Leninin belirttiği gibi Kautsy haklı çıkardı.

Ama,malesef, onun karşısında ''bunu devrimlerle önleyeceğini' söyleyen bir Lenin vardı !
Kautsky'nin düşleri gerçek olmadı.

Bugün, siyasette darbeci ve fırsatcı bir cinlikle, ekonomıde trostlerın dunya hakımıyeti saglandı, ama ekonomınin doğal gelişimi içinde bu sağlanmadığı için, bu kez,kautsky nin düşü, 'siyasi birlik ve çelişkisiz kapitalizm' yine gerçek olmadı...

Üzgünüz Kautsky,ya her seferinde bir oyun bozan çıkıyor, ya da senin formülünde bir yanlışlık var !

Biz söyliyelim,tek kutuplu dünya evrenin yasalarına terstir, idealizmdir.

Herşey gibi kapitalizmde çatışmalar ve çelişmeler üzerinde hareket eder, uzlaşma tali-geçici,çatışma esastır.

Bana sorsaydın,ekonomi bilimini tanımadan önce, felsefe ve doğa bilimleri biraz tanısaydın iyi olurdu.
Bunca teorik zahmete girmeye hiç gerek kalmazdı.
Yazık,kağıda,kaleme,zamana,enerjiye yazık!

Ne zaman tek kutuplu bir hücre bulmayı başarırsanız,ancak, o zaman tek kutuplu bir kapitalizmi de bulmayı başarırsınız !

Yine haksız çıktın Kautsky !

Tum Milleetlerden Ve Inanclardan Isciler-Emekciler Sosyalizm Bayragi Altinda Birlesin!.....

https://dino-ibrahim.blogspot.com

Sayfalar